Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Bir Merdiven ve İki Tarz-ı Siyaset

Bir Merdiven ve İki Tarz-ı Siyaset

Gezi’den bu yana kimsenin tam olarak ne olduğunu tarif edemediği bir “yeni siyaset” konuşuluyor her yerde. Ne olduğu, kimi temsil ettiği bilinmeyen bir siyaset bu, hayalet gibi bir şey. Ele gelmiyor, gözle görülmüyor ama her yerde etkisini hissettiriyor. Siyasi partiler, sendikalar, odalar herkes kendine bir çekidüzen verme peşinde. Müjde! Herkesin aradığı “yeni siyaset”in izine Solfasol olarak biz rastladık. Fotoğrafta gördüğünüz, Kuleli Sokak’ı Turgutlu Sokak’a bağlayan merdivenli sokakta “eski” ve “yeni” tarz-ı siyasetin hızlı ve net bir karşılaşması yaşandı eylül ayında. Bakın, okuyun; belki size de yardımcı olur eski ve yeni siyasetin farkını anlamak konusunda. Zira ben pek güzel aydınlandım.

Ağustos ayı sonunda bir pazar sabahı bir kısmını fotoğrafta da görebileceğiniz bir grup genç, ellerinde fırça ve boyaları ile merdivende çalışmaya koyuldular. İçlerinden birisi (Simay) merdiven üzerine desen çizerken diğerleri de çizilmiş bu desenlerin boyamasını yapıyorlardı. Onların bu incelikli çabasına şahit olan mahalleli ise bu çabayı desteklemek ve memnuniyetlerini paylaşmak için çay, kahve, kek, bisküvi ve bazen biraz da sıkıcı olabilecek muhabbet desteği sunmaya başladılar ekibe. Yıllardır yan yana apartmanlarda oturan, hatta aynı apartmanda oturup da hiç tanışmamışinsanlar bu gençler sayesinde tanış oldular bir iki saat içinde. Merdiven üstünde bir muhabbettir sürdü bütün gün. Bu boyama işi iki hafta boyunca hafta sonları devam etti. Mahallelinin desteği de aynı şekilde sürdü. Gençler bir hareketle mahalleyi bir araya getirmiş, bir arada iş yapar hale getirmişlerdi. Tam burada araya girip merdivenin boyanmasına ilişkin amacı da yazmalıyım. Bu merdiven boyama etkinliğinin amacı bildiklerimizden biraz farklı. Şöyle ki: Ekipten Simay’ın babası her gün bu merdivenlerden işe gitmekte. Eylül’ün 19’u ise Simay’ın babasının doğum günü. Babasının yazın sıcak zamanlarında merdiveni kullanmaya ara vermesini fırsat bilen Simay ise babasına bir doğum günü hediyesi olarak merdivenin sağ yanını, yani babasının her gün çıktığı tarafı onun için boyamaya karar vermiş. Arkadaşları da ona destek vermeyi kabul edince işe koyulmuşlar. Simay’ın planı ise merdivenin sağ yanı boyandıktan sonra doğum günü sabahı, babası ile birlikte evden çıkmak ve bu merdivenlere geldiğinde onu ne kadar çok sevdiğini söylemek. İşte bu kadar.

Şimdi işin bizi daha çok ilgilendiren kısmına tekrar dönebiliriz. Gençler kendi planladıkları kısmı boyamayı sürdürürken, komşum ve ben mahallelinin ilgisi ve desteğinden ilham alarak gençlere boya, çay-kahve ve işçilik desteği karşılığında merdivenin kalanını da birlikte boyamayı teklif etmeye karar verdik. Sevinerek kabul ettiler. Merdivenlerin yanı başındaki bahçeli dairede oturan bir komşu çevredekilerle konuşma işini üstüne aldı. Aynı hafta merdivenli sokağın her iki başına LÖSEV adına asılan ilanları görünce, etkinliğin LÖSEV’in bir etkinliğiymiş gibi duyurulmasını ve bana haber vermeyi atlamalarını garipsesem de, sevindim. Mahalle harekete geçmişti işte! Yani ben öyle sandım. Hikayenin gerisini ekipteki bir arkadaştan dinledim. İşte size “eski” ve “yeni” tarz-ı siyasetin karşılaşması:

İlan edilen gün merdivene gelen bizim boyama ekibi karşılarında badana fırçaları ile iki-üç işçi, birkaç dernek üyesi ve bir de “jimicip” tabir edilen uzun kollu kamerayı görünce önce şaşırmış; ama asıl şoku badana fırçalarını renkleri özensiz seçilmiş boya kovalarına daldırıp merdivenleri boyamaya başladıklarında yaşamışlar. Onlar tüm merdivenin kendilerinin başlattığı gibi özenle ve desene göre boyanacağını düşünürken karşılarındaki ekibin ne zamanı ne de sabrı olmadığını; kamera ile çekim yapılan 30-45 dakikalık sürede mümkün olduğunca fazla merdiveni boyamak istediklerini görmüşler. Bir iki anlatmaya ve itiraz etmeye çalışmışlarsa da, en azından emek verdikleri desenleri badana fırçalarından kurtarabilmek için geri durmuş ve badana fırçalarından artakalan küçük bir kısmı boyamaya devam etmişler. Bir iki saat içinde kamera da, badana fırçaları da, onları tutan sinirli yetişkinler de arkalarında ‘rengarenk’ bir merdiven bırakıp gitmişler. İşte bu fotoğraftaki merdivenin sol yanı “eski”, sağ sanı ise “yeni” siyaseti temsil etmektedir. Tercih sizin!

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış