Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya: “Üstleri inceydi, üşüdüler...

Anadolu’da tanrı misafirine dili, dini ve dirliği sorulmaz, ayağının çamuruna bakılmaz buyur edilir; sıcacık çorba içirilir, esvabı değiştirilir, döşeğine temiz çarşaflar serilir... Çankaya Belediyesi de 10 Ekim günü Ankara’yı kana bulayan katliamdan sonra, Adli Tıp ve hastane önlerinde titreyen o baştan ayağa acı kesmiş insanlara bir şey sormadı. Anadolu oldu, Hızır gibi yetişti. Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya katliamın mağdurları için yaptıkları insani yardım çalışmalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya: “Üstleri inceydi, üşüdüler...

Solfasol: Ankara'da 10 Ekim Cumartesi, aralarında DİSK, TMMOB, TTB ve KESK'in
de bulunduğu demokratik kitle örgütlerinin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katılan insanları hedef alan Türkiye tarihinin en kanlı saldırısının ardından duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Nafiz Kaya: Patlamaların olduğu toplanma yeri yıllardır hepimizin buluştuğu, çok aşina olduğumuz bir nokta. Örneğin geçtiğimiz 1 Mayıs’lardan birinde, aynı yerde, eşim kızımla benim bir fotoğrafımızı çekmişti. Her yaştan, her yerden insanın, bu ülkenin en yakıcı talebi için bir araya geldiği, benim de bir iki saat sonra katılacağım, kitlesel bir barış etkinliğinde bu kadar vahşice öldürülmesi için söyleyebileceğim kelimeler büyük üzüntü ve öfkedir. 20’li yaşlardan bugüne gazeteci ve birey olarak ölümlerle sonuçlanan toplumsal olaylara, gözaltında kayıplara, işkence veya açlık grevi sonrası ölümlere, otopsilere, tanık olmuş, “görmüş geçirmiş” biri olarak kendimi “soğukkanlı” ya da “alışmış” bilirdim. Ancak 10 Ekim’den sonraki günlerde, Adli Tıp’ta ve hastaneler önünde tanık olduklarımı, o formunu yitirmiş bedenleri taşıyan kara torbaları, içi kıpkızıl tabutları, teşhis için çadıra girip çıkan ailelerin çığlıklarını, ağıtlarını gördükten sonra bu kadar sarsıcı bir vahşet ve acı ile daha önce karşılaşmadığımı söyleyebilirim.

Solfasol: Katliam sonrası yaralıların yakınlarına ve cenaze sahiplerine ev sahipliği yapmak ve onlara destek olmak için Çankaya Belediyesi kendiliğinden mi organize oldu? Yoksa yardım taleplerine mi karşılık verdi?

Nafiz Kaya: Olayı duyar duymaz ağır bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu gördük. Çankaya Belediyesi’nde, başkanlığımda bir kriz masası oluşturduk. Her müdürlüğümüzü olası ihtiyaçlara yönelik imkânlarımız çerçevesinde görevlendirdik. Hastane önlerinde ve Keçiören Adli Tıp’ta gece gündüz avukatlarla birlikte cenazelerin tespiti, teşhisi, taşınması, bekleyen ailelere, yakınlara her türlü yardım yapılması için çaba harcadık. Zamanla çözüm merkezimize de yardım ve dayanışma talepleri geldi. Yardımları karşıladık, yardım etmek isteyenleri muhataplarına ulaştırdık. 10 binin üzerinde insana ulaştık.

Solfasol: Patlama sonrası Kızılay’dan önce hastane önlerine ve Keçiören Belediyesi’nin yerine Keçiören Adli Tıp Kurumu önüne Çankaya Belediyesi tarafından yardım çadırları kuruldu. Diğer sorumlu belediyeler sizinle irtibata geçip iş birliği teklifinde bulundu mu? Nasıl organize oldunuz?

Nafiz Kaya: Galiba, benim ve personelimizin kendi kişisel tarihlerinden kaynaklanan acı tecrübelerimiz var. Bu, nerede nasıl davranmamamız gerektiği bilmek ve hızlı hareket etmek gibi bir olanak sağladı. CHP’li, HDP’li yönetici ve belediyelerle ilk andan itibaren dayanışmaya geçtik. İşbirliği teklif edenler de oldu, bizim talep ettiklerimiz de... Sanırım o atmosferde Keçiören Belediyesi’nin orada hizmet verebilmesi mümkün değildi. O nedenle o bölgede mıntıka temizliği yaptığımız da oldu.

Solfasol: Bazı misafirhanelerinizi cenaze sahiplerine ve hasta yakınlarına açtınız mı?

Nafiz Kaya: Bizim misafirhanemiz yok; ama talep üzerine dernek ve sendika misafirhanelerine yönlendiğimiz 40-50 kadar insan oldu. Ancak bize konaklamaya yönelik ciddi bir talep de olmadı. Orada sivil bir dayanışma kurulmuştu. Her an teşhise çağrılmayı bekleyen acılı ve merak içindeki yüzlerce insanın geceyi Adli
Tıp Kurumu’nun önünde geçirmek isteyeceklerini öngördük. Bunun için çadırımızı yataklı, yorganlı, projektörlü, portatif tuvaletli bir dinlenme yeri olarak kurduk. Her gece 100 kadar kişi burada konakladı. O günlerde hava çok soğuk ve yağışlıydı. Hem eylemci hem de gelen aileler böylesi bir duruma hazırlıklı değildi. Kıyafetleri inceydi. Yardımlaşma derneğimiz ile 700 kadar battaniye, giysi, çay, çorba, su dağıtarak ailelerin geceyi dış avluda geçirmelerine yardımcı olduk. Bunları hastane önlerinde de yaptık; yağmurlu havada yağmurluk, şemsiye, çadır dağıttık. Sağ olsunlar, kısa sürede Halkevleri, Kızılay ve vatandaşlar da devreye girerek halkımıza yardımcı oldu.

“Sürekli, ölülerimizin arkasında yürüyüp ağlamamak için sürekli dayanışma ve paylaşma içinde olmak zorundayız.”

Solfasol: Cenazelerin taşınması ile ilgili yaptıklarınızı da anlatabilir misiniz biraz?

Nafiz Kaya: En yoğun ve ağır olanı oydu. Bürokratik işlemleri tamamlamak için ailelerle birlikte teşhis sürecinde adli tıp çadırı, otopsi ve morg bölümü önünde yaşadıklarımızı anlatmak istemem. O tablo hangi ifadelerle anlatılır bilemiyorum. Tek dileğim, güzelim, mazlum insanlara bir daha böyle bir şey yaşatılmamasıdır. Doğal felaketlerin veya bu ölçüde bir katliamın yaşanmadığı hiçbir ilçede bir belediyenin bir anda o kadar çok cenazeyi taşıması mümkün değil. CHP’li belediyelerden araç takviyesi istedik ve dağıtımı sağladık. Bağlantı kurarak Eskişehir, Muratpaşa, Kadıköy, Seyhan İzmir, Nilüfer ve Diyarbakır Belediyesi’nden gelen araçları da Kurtuluş’taki otoparkımıza toplayarak cenazeler teslim edildikçe cenazelerin dağılımını sağladık. Adli Tıp’ta otopsi işlemi biten 62 cenazeyi araçlarımızla yerlerine ulaştırdık. Bazı cenaze araçlarında 2-3 cenaze olmak üzere Gaziantep, Batman, Tunceli, Amasya, İstanbul, Malatya, Trabzon, Artvin, Konya, Cihanbeyli, Erzincan, Adana, Hatay, Van, Antalya, Urfa Suruç, Maraş Elbistan, Sivas, Siirt, Karaman, İzmir, Nevşehir, Çorum, Manisa, Mersin ve Çanakkale’ye cenazeleri gönderdik. Ayrıca 11 otobüsle cenaze sahiplerini Malatya, Yozgat, Tunceli, İstanbul, Adana, Sivas ve Erzincan'a ulaştırdık. Ne yazık ve acı ki bu mesaimiz bir süre daha devam edecek. Şimdilerde yine kardeş belediyelerden ambulans taleplerimiz oluyor. Hastaneden çıkabilecek durumdaki yaralıları memleketlerine ulaştırıyoruz. Sizin aracılığınızla da belediyemizin Sosyal Yardım İşleri, Kültür ve Sosyal İşler, Destek Hizmetleri, Zabıta, sosyal medya çalışanı mesai arkadaşlarıma, gece gündüz buralarda, yollarda geçen emekleri için teşekkür ediyorum. Son olarak özellikle Adli Tıp bölümünde ağır şartlarda sabahlara kadar ailelere yardım için acıyla canhıraş koşturan CHP ve HDP milletvekillerinin, yöneticilerinin, Ankara Barosu avukatlarının, Adli Tıp doktorlarının çabasından çok etkilendiğimi söylemek isterim.

Solfasol: 11 Ekim’deki anmaya katılanlar arasındaydınız. Geride kalan “barış savunucuları” olarak bundan sonra ne yapmalıyız sizce?

Nafiz Kaya: 1 Kasım’da seçimlerdeki tavrımızla öfkemizi sandığa taşıyacağız. Asıl olan bundan sonrası. Sürekli ölülerimizin arkasında yürüyüp ağlamamak, slogan atmamak için onlarca yıldır yapmamız gerektiğini düşündüğümüz; ancak bir türlü geliştiremediğimiz, daha örgütlü, samimi, sürekli dayanışma ve paylaşma içinde olmak zorundayız.

Söyleşi Özgür Ceren Can

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış