Memlekette hiç mi iyi bir şey olmuyor diye soranlar için; evet olmuyor, Gündem Çocuk Derneği'nin kapatılması buna örnektir.
Geçen ay Türkiye'nin en eski ulusal gazetesi olan Cumhuriyet Gazetesinin 14 yönetici ve yazarı "FETÖ/ PDY ve KCK/PKK terör örgütleri adına suç işlemek" suçlamasıyla tutuklandı, rezillik...
Türkiye'de her şey haddinden fazla zor, ama gazetecilik bir başka zor.
Savcılığa göre Cumhuriyet yazar ve yöneticileri, "FETÖ üyesi" değiller ama "FETÖ adına suç işlediler", "PKK üyesi değiller ama PKK adına suç işlediler!"
Sonrasında gazeteye soruşturma açan savcının "FETÖ’den" yargılandığı ortaya çıkarıldı. Dahası bunu ortaya çıkaran gazeteci Barış Pehlivan'a soruşturma açıldı. Sonrasında soruşturmada takipsizlik kararı veridi.
Ardından gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri karikatürist Musa Kart, yazar Güray Tekin Öz, yazar Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Bülent Utku gözaltına alındı. Sonrasında da Akın Atalay yurtdışından döner dönmez tutuklandı.
Yetmez mi?
Gözaltına alınıp serbest bırakılan gazetenin yazarı Aydın Engin'in söylediklerini unutmak ne mümkün! 75yaşındaki yazar Engin, bir muhabirin, "Niçin gözaltına alındınız?" sorusunu "Cumhuriyet'te çalışıyorum, gözaltına alınmak için yetmez mi?" diye yanıtlamıştı.
Tüm bunlar olurken, gazetenin önü de direniş mabedine dönüşmüştü.
Gazetem BirGün'den çıkar çıkmaz soluğu gazetenin Şişli’deki merkez binasının önünde almıştım. Bir polisin, “Girişi yasak,” demesinin ardından diğeri de, “Eğer gazeteye geldiyseniz, serbest” demiş ben de polis engelini aşarak gazetenin olduğu sokağa girmiştim.
Kendimi, “Özgür basın susturulamaz”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarının arasından geçerek gazetenin bahçesinde bulmuştum. Sloganlar giderek yükseliyordu: “Özgür basın susturulamaz!”
Gazetenin bahçesi, duvarları, sokak; her taraf pankartlarla dövizlerle süslenmişti: “Cumhuriyet yalnız değildir”
Yaşlı bir amca gelmişti yanıma. “Cumhuriyet artık son
nokta” demiş ve eklemişti “Artık haber okuyabilecek kaç gazete kaldı?”
“Ne iş yapıyorsun” diye sormuştu amca. “Gazeteciyim” demiştim. BirGün’den olduğumu söylediğim an gözlerinin içi gülerek, “Ne güzel bir şey dayanışma, bak sen buradasın!” dediğini unutmuyorum.
Sonrasında Cumhuriyet’ten arkadaşlarla lafladık. "Direniş ne güzel be kardeşim" dedik!
Bina dediğin nedir...
İki yeni Kanun Hükmünde Kararname ile 375 dernek kapatıldı. KHK ile kapatılan kurumların arasına, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Barış Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) de eklendi. Kapatma kararının ardından Barış Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi Aydemir Güler, ÇHD’li Avukat Ebru Timtik, ÖHD’li Avukat Hüseyin Boğatekin ile görüşmüştüm. Söyledikleri güncelliğini koruyor.
Barış Derneği’nden Aydemir Güler, hukuksuzluk yaşandığının altını çizerek, “Barış Derneği geleneği geçmişte de kapatıldı. Bu 3’üncü kapatılma. 4’üncüsü kurulur ama Türkiye’de barış mücadelesi veren çeşitli kesimler var. Bunlardan biri de bu Barış Derneğidir” demişti.
ÇHD'li Timtik, “Bizi, yolumuzdan geri çevirebileceklerini düşünüyorlarsa, yanılıyorlar” demiş ve eklemişti:
"ÇHD ilk defa kapatılmadı. Kenan Evren’in yargılandığı davada ÇHD’nin müdahil olma talebi kabul edilmişti. Zulüm iktidarları ÇHD’den hep rahatsız olmuştur. ÇHD’li avukatları engelleyemezler”.
ÖHD'li Avukat Boğatekin karara ilişkin, "Şaşırmadık" yorumunu yapmış ve şunları söylemişti: "ÖHD olarak, kurulduğumuz ilk andan itibaren hak ihlalleri için mücadele ettik. Halktan ve haklardan yana tavır almanın sonucu budur. Bizler için mücadele masa sandalyeden ibaret değil. Nerede haksızlık varsa biz ÖHD’li avukatlar olarak mücadeleyi sürdüreceğiz"
Masa, sandalye, bina ne yazar...
Çocuk haklarının korunmasından korkuyorlar!
Kapatılan derneklerin arasında Gündem Çocuk Derneği de yer alıyor. Günden Çocuk, 11 yıldır çocuk haklarıyla ilgili çalışmalar yapıyordu. Meclise, 'tecavüze af'yasası getirenden de Gündem Çocuk gibi bir derneği kapatmaları beklenebilirdi. Çocuğun haklarının korunmasından korkan bir iktidar var karşımızda.
Türk Ceza Kanununda değişiklik yapılmasını da kapsayan kanun tasarısı, çocuğa yönelik cinsel istismarın cezalandırılmasında ilk kez 12 yaş öncesi ve sonrasının birbirinden ayrı değerlendirilmesini öngörüyordu. Neyse ki toplumun her kesiminden gelen, "Tecavüz aklanamaz"
Yorumlar (0)