Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Halkevleri Genel Yönetim Kurulu Üyesi Dilşat Aktaş: “Devrim kadar önemli bir sorumluluğumuz var”

Katliam ardından Halkevleri de diğer pek çok kurum gibi dayanışmaya dahil oldu. Hastanelerde, Adli Tıp Kurumu önünde kendilerine nerede ihtiyaç varsa orada olmaya çalıştılar. Bu yoğun çalışmalar arasında Hakevleri Genel Yönetim Kurulu Üyesi Dilşat Aktaş ile bizi Ankara Barış Mitingi Katliamına getiren süreci, katliamı ve sonrasını konuştuk.

Halkevleri Genel Yönetim Kurulu Üyesi Dilşat Aktaş: “Devrim kadar önemli bir sorumluluğumuz var”

Solfasol: 7 Haziran öncesinden başlayarak değerlendirir misin, süreç nasıl bu noktaya geldi?

Dilşat Aktaş: 7 Haziran’da AKP ve Tayyip Erdoğan istedikleri sonucu elde edemediler. Yani tek başına iktidar olmadılar. Koalisyon kurmak da AKP için ciddi bir risk taşıyordu ve taşımaya devam ediyor. Çok fazla ve büyük suçları var. Her hangi bir koalisyon ortağının bu suçları kapatmaya yanaşması, yani kendilerine ait olmayan suçun üzerini örterek ortak olması mümkün görünmüyordu. Bu nedenle Tayyip Erdoğan seçimleri bir nevi geçersiz ilan etti. Seçimlerin tekrarına karar vermelerinin ardından; bir seçim stratejisi belirlediler: Seçimi bir savaşa çevirmek

Ama savaş AKP’nin beklediği sonucu yaratmadı. Halk artık her konuda olduğu gibi AKP’nin savaş politikalarına direndi, direnmeye de devam ediyor. Asker, polis aileleri de savaşı Erdoğan’ın seçim kazanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor ve tepki gösteriyorlar. Savaştan istediği sonucu alamayn AKP’nin “bayrak yürüyüşleri” ile durumu lehine çevirmeye çalışması da tutmadı. HDP binaları yakıldı ama istenen kitlesellik sağlanamadı.

"Kanla hayata geçirilmeye çalışılan bu proje tutmayacak"

İkitelli, Tuzluçayır gibi yerlerde faşist saldırganlar püskürtüldü. Ankara ve İstanbul’daki bayrak mitingleri AKP’nin tüm seferberliğine rağmen zayıf geçti. “Emek, Demokrasi, Barış” mitingi bu anlamda gündeme geldi.

Amaç; AKP rejiminden zarar gören tüm kesimlerin ortak sesinin seçimden 20
gün önce yükseltmekti. Ancak miting hain bir saldırıya uğradı. Bu saldırı Türkiye halklarının birlikte, eşit ve özgürce yaşama iradesinin temsili olan ilerici, sol, etkinin kırılmasını ve halklar arasında gerilim ve kutuplaşma esasına dayalı AKP stratejisinin sürekliliğini garantiye almaktı.

Bu da tutmayacak. Çünkü sol var, devrimciler var. Kanla hayata geçirilmeye çalışılan bu proje tutmayacak. Daha doğrusu biz halkımızla birlikte bunu boşa çıkaracağız. Yapabilecek güçteyiz!

Solfasol: Peki 10 Ekim...
Dilşat Aktaş: Meydanda o korkunç katliam olduğu andan itibaren tüm gücümüzle

müdahil olmaya çalıştık. Alanda polisin provokasyonel tutumlarını engelleyip,

inisiyatif almaktan; Halkevleri’nin kalabalık görevli topluluğunu hastanelerde düzeni sağlamaya ve sonraki eylemlerde kitle güvenliğini sağlamaya kadar seferber ettik.

Yaşananlar önümüzdeki süreçte örgütlü duruşun ve özsavunmanın, halkın güvenliğinin sağlanmış eylemlere katılımı esas alacağını gösteriyor. Sol, devrimciler bunu sağlamakla yükümlüdürler. Zor zamanlarda bu görevi yerine getirerek halka bu güveni verebilir ve mücadeleyi canlı tutabiliriz.

“Katliamda yitirdiğimiz yoldaşlarımıza çok şey borçluyuz. Her şeyden önce hayatlarımızı. Çünkü onlar yaşayanlara bir nevi siper oldular”

Solfasol: Etkisi çok yaygın ve büyük bir katliam yaşadık. Halkevleri bundan sonrası için nasıl bir tutum takınacak? Neler yapacak?

Dilşat Aktaş: Katliamda yitirdiğimiz yoldaşlarımıza çok şey borçluyuz. Her şeyden önce hayatlarımızı. Çünkü onlar bir nevi yaşayanlara siper oldular. Onların özlemlerini, hayallerini “emeğin haklarını, demokratik bir ülkeyi ve barışı” kazanmak bizim borcumuzdur. Yitirdiğimiz kardeşlerimize sözümüz devrimdir. Eşitliktir, özgürlüktür, demokrasidir, adalettir, sosyalizmdir.

Öte yandan anılarına-adlarına kütüphaneler, parklar, kültür merkezleri yapacağız. Ethem Sarısülük, Ahmet Atakan Kütüphaneleri ve Fadime Ayvalıtaş Kadın Kitaplığı yaptığımız gibi.

Yaralılarla, onların tedavileri ve hepsinin aileleri ile ilgilenmek gibi devrim kadar önemli bir sorumluluğumuz var. Psikolojik destek, insani destek gibi ya da barınmalarının, tedavilerinin sağlanması gibi. Bu konuda Halkevleri olarak bizim de içinde yer aldığımız bir koordinasyon oluşturuldu. Bahsettiğimiz çalışmaları bu koordinasyonla sürdüreceğiz. Halk da ilk andan itibaren bu dayanışma ağının içine katıldı. Bu çabayı kapsayacak ve büyütecek en geniş ağın sürekliliğini sağlamak mümkün.

Solfasol: 10 Ekim'de yaşadıklarımızdan sonra herkes çok yorgun, üzgün ve umutsuz. Solfasol okuyucularına son söz olarak ne söylemek istersin.

"Üzgünüz, yastayız ama asla umutsuz değiliz. Elbette ki AKP’yi, faşizmi sokakta da sandıkta da yeneceğiz. Şunu herkes bilsin ki Saray Yenilecek, Halk Kazanacak. Bu da acımızı biraz olsun dindirecek"

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış