İçeriğe geç
Kent

İlk Meclis Ne Yana Düşer, İkincisi Ne Yana?

İlk meclis binasının politik anlamını en iyi kavrayan 1970 gençliği oldu. Gençlik içinde politikleşmenin ve eylemliliğin en güçlü olduğu günler. Ankara’da 13 Mart 1970 günü Kızılay çevresinde afişlemeye çıkan gençlere polis saldırmış, ateş etmiştir. Ertesi gün Dev-Gençliler DTCF’de düzenledikleri forumda bir araya gelirler. Söylenti yayılmış, polise haber uçurulmuş: “Meclis basılacak!” Polis; Sıhhiye, Kızılay, Bakanlıklar bölgesinde, TBMM çevresinde yoğun önlemler alıyor. Binlerce öğrencinin katıldığı forumda çeşitli gençlik örgütleri adına konuşmalar yapılır. Sonunda foruma Mecliste devam etme kararı alınır. Ama hangi mecliste?

Arif Şentek

Solfasol’den geçtiğimiz günlerde gelen iletide, yine 1. ve 2. Meclislerin karıştırıldığı anlatılıyordu. Zafer Partisi’nin 1. Meclis önünde yapılacağını duyurduğu basın açıklaması, 2. Meclisin önünde yapılmıştı. Zaten duyurunun görselinde 2. Meclis binasının görseli verilmişti.

Zafer Partililer bir yıl önce de bunu yapmışlardı. 23 Nisan açıklamaları için 1. demiş 2. Meclis binasının önünde toplanmışlardı. Genellikle basın bu karıştırmayı yapıyor. Bir anlamda neredeyse eskilerin “galat-ı meşhur” (doğru bilinen yanlış) dedikleri türden bir karıştırma. Bu konuyu 6 yıl önce bir yazımda ayrıntılı anlatmıştım.

Zafer Partililer, ilk mecliste toplanacağız diye duyurdukları 23 Nisan anmasını 2. Mecliste yapıyorlar (2025)

Başkent siyasetinde bir ritüel

Başkent siyasetinde bir anlamda gelenekselleşme eğilimi gösteren bir ritüel var. Kökü 23 Nisan 1920’ye uzanıyor. Önemli başlangıçlarda, Hacıbayram’da Cuma namazı kılınıyor ardından 1. Meclis’e gidiliyor. Erdoğan da 13 Temmuz 2018’de öyle yapmıştı. Ama ilk meclis demişlerdi 2. Mecliste konuşmuştu. Kimi yerlerde kayda 1. Meclis diye geçmiş. Örneğin Cumhuriyet gazetesi haberi “Erdoğan 1. Mecliste konuştu” başlığıyla vermiş

Geçen ay Yeni Partinin kuruluşunda ritüel tekrarlandı. Özgür Özel ve arkadaşları 24 Temmuz’da Hacıbayram’dan sonra 1. Meclise geldiler, Özel, Kurtuluş Savaşı süresince önemli konuşmaların yapıldığı kürsüden konuştu. Bu kez Meclisler karıştırılmamış, hedef yerini bulmuştu. 

Sorun basit bir bilgi eksiliği diyebilir miyiz? Olabilir, belki Ankara kent tarihini iyi bilmeyenler yanılmaktadır. Belki bazıları için mekânsal bellek, geçmiş olayları yaşandığı mekânlarla birlikte belgelemek, hatırlamak o kadar da önemli değil. 

Özgür Özel… Birinci Meclis’te Yeni Partinin kuruluşunu açıklıyor 24 Temmuz 2026…

Gösteri toplumunda yaşıyoruz ya!

Günümüz eğilimlerine uygun medyatik bir başka neden olabilir. “Gösteri toplumunda” yaşıyoruz ya! İkinci Meclisin ön cephe görselleri, hatta iç salon düzenlemesi daha iyi arka plan veriyor diyebilirler. Ayrıca önündeki boşluk; toplanmalar, törenler için çok daha uygun denilebilir. Ama konu öyle geçiştirilecek, önemsenmeyecek bir yanılma olarak görülmemeli. Örneğin Hacıbayram camii yerine niye başka bir camiye gidilmiyor? Ya da tören niye “külliye”de yapılmıyor?

Birinci Meclisi unutmamak, unutturmamak neden önemli? O meclis Kuvayı Milliye direnişini yansıtan bir İhtilal Meclisi’ydi. Kurtuluş Savaşı politikaları orada tartışılmış, iktidarın Osmanlı İstanbulundan Cumhuriyet Ankarasına geçişi o yapıda gerçekleşmişti. O Meclisin sadece bina olarak yapısı değil, Türkiye toplumunu temsil eden insan yapısı da unutulmamalıdır. 

23 Nisan 1920’den 15 Ekim 1924’e kadar ilk meclis binasında yaşananları, yapılan tartışmaları, çatışmalı oturumları dikkate almayan bir tarih anlayışı eksik kalır. Keskin farklılıklar, keskin bir muhalefet söz konusudur o mecliste. Bazılarının padişahlıktan, hilafetten kopması kolay olmamıştır. Mustafa Kemal ve arkadaşları böyle farklı eğilimlerin olduğu bir meclisten bağımsız bir ülke, bir cumhuriyet çıkarmayı başarmışlardır. 

Velidedeoğlu’nun tanıklığıyla 1. Meclis

Birinci Meclis ortamını en iyi aktaranlardan biri, daha lise öğrencisiyken Meclis’te katiplik yapan ünlü hukukçu, hocaların hocası Hıfzı Veldet Velidedeoğlu (1904-1992)’dur. İlk Meclis adlı kitabında, Meclisin o günlerdeki görünümünü özetle şöyle anlatır:

“Salonda şuradan buradan derlenmiş kırık dökük bazı eşya… Milletvekilleri okullardan getirilmiş öğrenci sıralarında oturuyorlar… Giysileri, yaşları, düşünsel düzeyleri çok değişik… Beyaz sarıklı, ak sakallılar… Eli tespihli cüppeli hocalar… Pırıl pırıl üniformalı genç subaylar… Külahlı ağalar ve kavuklu çelebilerle Batı kültürüyle yetişmiş ‘Kuvayı Milliye’ kalpaklı gençler yan yana oturuyorlar… Ama gönülleri ve amaçları bir… Gerçi bina küçük ama dava büyük… Ölüm kalım savaşı davası.”

Hıfzı Veldet Hoca, ilk mecliste yaşanan bazı dramatik olayların canlı tanığıdır. Örneğin hilafet yanlısı Trabzon Milletvekili Ali Şükrü’nün öldürülüşünü, onu öldüren Topal Osman’ın başı kesik cesedinin meclis önünde teşhir edildiğini anlatır. Hıfzı Veldet, ilk meclisteki bazı önemli oturumları, o mecliste etkin olan bazı milletvekillerini kısa kısa notlarla hatırlar, hatırlatır. 

Hıfzı Veldet’in Dersim Milletvekili Diyap Ağa için aktardıkları meclisin direniş ruhunu yansıtması bakımından önemlidir.  İşgalci ordu Polatlı’ya kadar gelmiştir. Top sesleri Ankara’dan duyulmaktadır. Meclisin Konya’ya taşınması tartışılıyor. Diyap Ağa’nın yanıtı kısa ve kesindir, çıkar kürsüye: “Biz buraya, Ankara’dan kaçmak için gelmedik, düşmanla savaşmak için geldik. Burada kalıyoruz ve kalacağız” der.  

Meclisin temelindeki taşlar

Birinci Meclis binasının yapım süreci Ankara kent tarihinden, kentteki etnik kırımdan izler taşır. 1915-1918 yılları arasında kentteki gayrimüslim mezarlıkları tahrip edilmiş, yağmalanmıştır. Buralardan getirilen taşlar kulüp binasının yapımında kullanılmıştır. Hatta olayı protesto eden Ankaralı bir grup Hristiyan bir gün ellerinde kazmalarla gelmiş, yapımı devam eden binayı yıkmak, o taşları geri almak istemiştir. İttihat Terakki Kâtip-i Mesulü Necati Bey tarafından Musevi mezarlığından getirtilen mezar taşlarının inşaatta kullanıldığına ilişkin resmi yazışmalar bulunmaktadır. (Bknz; Taylan Esin, Zeliha Etöz; 1916 Ankara Yangını – Felaketin Mantığı, İletişim, 2015, s.170-171)   

Binanın yapımını tamamlamak için Ankara halkının gösterdiği özveriden, yaptığı bağışlardan söz edilir. Ama çatının kapatılması Vehbi Koç’tan satın alınan kullanılmış kiremitlerle mümkün olmuştur. Genç Vehbi Efendi, kiremitleri Ankaralıların evlerinden üç beş kuruşa toplamıştır. Yeni Türkiye’de girişimci sınıfın doğuşunu simgeleyen bir ayrıntı diyebiliriz buna.

Yapıya emek veren mimarlar

Birinci Meclis binası, Enver Paşa’nın emriyle İttihat ve Terakki Fırkasının kulüp binası olarak kullanılmak üzere Evkaf mimarlarından Salim Bey tarafından tasarlanmış. 1915 yılında yapımına başlanan bina, savaş koşulları ve fırkanın iktidardan düşmesi nedeniyle tamamlanamamış. İşgal yıllarında bir süre Fransız ve İngiliz askerleri tarafından kullanıldığı bilinir. Ankara’da toplanacak TBMM için, bina ivedilikle tamamlanarak 23 Nisan 1920 günü açılışa hazır hale getirilir. Bu tamamlayıcı inşaatı, ordu mimarlarından İsmail Hasip Bey yürütmüştür. 

İlginç bir yaşam öyküsü var İsmail Hasip Beyin. İstanbul Sanayi-i Nefise okulunda Mimar Kemalettin’in öğrencisi olmuş. Birinci Dünya Savaşı yıllarında orduda görevlidir. Kurtuluş Savaşında yarbay rütbesiyle aktif görev almış. Kirmastı(bugünkü adıyla Mustafakemalpaşa) yakınlarında bir keşif harekâtı sırasında şehit düşmüş. (Bu bilgiler, 50 yıl önce Ankara’nın emektar gazetecilerinden Cemalettin Ünlü (1928-1990)’nün bana verdiği 5-10 satırlık bir gazete küpüründen aklımda kalanlar… Umarım bir meraklısı çıkar ve bu şehit mimarın öyküsünü ayrıntılarıyla bulur, gün yüzüne çıkarır.)

Gençler ilk meclisin balkonundan Bağımsızlık Bildirisini okuyor (14 Mart 1970)

Mekânın politik belleği ve meclisler üzerinden bir şaşırtmaca (1970)

TBMM, 1924’te Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanan 2. Meclis binasına taşınmıştır.  Bina başlangıçta Cumhuriyet Halk Fırkası olarak tasarlanmış. Anlaşılan sonradan, parti binasının meclis binasından daha muteber bir görünüş ve kullanımda olması pek uygun görülmediği için olacak, bir yer değişikliği yapılmış. İlk meclis binası ise o tarihten sonra CHP Genel Merkezi olarak kullanılacaktır. Bir ara Hukuk Mektebi olarak da kullanılmıştır. 1951’de DP iktidarınca CHP’nin malvarlıklarına el konulunca ilk meclis binası da CHP’den alınarak Millî Eğitim Bakanlığına devredilmiş. 27 Mayıs sonrasında bina “TBMM Müzesi”ne dönüştürülmüş. Son bir değişiklik 1980 darbesinin ardından yaşanmış, bina “Kurtuluş Savaşı Müzesi” olarak yeniden işlevlendirilmiş.  Böyle bir süreç, mimarlık, politika ve mekân ilişkisi üzerine iyi bir çalışma konusu olabilir.

İlk meclis binasının politik anlamını en iyi kavrayan 1970 gençliği oldu. Gençlik içinde politikleşmenin ve eylemliliğin en güçlü olduğu günler. Ankara’da 13 Mart 1970 günü Kızılay çevresinde afişlemeye çıkan gençlere polis saldırmış, ateş etmiştir. Ertesi gün Dev-Gençliler DTCF’de düzenledikleri forumda bir araya gelirler. Söylenti yayılmış, polise haber uçurulmuş: “Meclis basılacak!” Polis; Sıhhiye, Kızılay, Bakanlıklar bölgesinde, TBMM çevresinde yoğun önlemler alıyor.

Binlerce öğrencinin katıldığı forumda çeşitli gençlik örgütleri adına konuşmalar yapılır. Sonunda foruma Mecliste devam etme kararı alınır. Ama hangi mecliste? Gerekli ön hazırlıklar yapılmıştır. Forumdan çıkan kalabalık koşar adımlarla farklı bir yöne, Ulus’a, ilk meclise doğru yönelir.  Meclis balkonundan Ulus meydanını dolduran binlerce insana bağımsızlık bildirisi okunur. Olay, Türk Solu dergisinin 17 Mart 1970 günlü 122. sayısında şu başlıkla verilmiş: “Milli Kurtuluş Savaşımızın Millet Meclisinde emperyalizm ve onun iktidarıyla mücadele andı içildi!”

Özetle, eğer meclis binaları karıştırılacaksa, sonuçta aradan 50 yıl geçse de unutulmayacak böyle anlamlı bir eylem nedeniyle karıştırılmalıdır diyelim. 

Bu yazıyı paylaş

Yorum yazın

Yayımlanmaz.

Yorumunuz yayımlanmadan önce onaydan geçer, bu yüzden hemen görünmez.