İçeriğe geç
← Yoksa Tersi mi?

Soygun Konuşulurken Erken Seçim Çağrısı: Kriz Neden İktidara Yarıyor?

Deniz Nazlım, Kemal Bozkurt

Pusula ve Tera fonları üzerinden yürüyen kriz, borsa tarihinin en büyük yolsuzluklarından biri olarak siyaseti belirliyor. Yoksa Tersi mi?’nin bu bölümünde Deniz Nazlım ve Kemal Bozkurt, Şubat 2025’ten Eylül 2026’ya uzanan zaman çizelgesini ve krizin neden muhalefete değil iktidara yaradığını konuştu.

Şubat Yazısından Eylül Çöküşüne

Nazlım, 26 Şubat 2025’te o dönem İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, bugünün Adalet Bakanı Akın Gürlek’in SPK’ye müzekkere gönderdiğini hatırlattı. 21 Şubat’taki olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri makul ekonomik gerekçeyle açıklanamıyordu. Yazıda bugün tutuklu bulunan Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın adı geçiyordu. 4 Kasım 2025’te Mehmet Şimşek, bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylemişti.

Asıl kırılma 2026 yazında geldi. 18 Ağustos’ta KAP verisine göre Pusula fonları Güneydoğu Gıda sermayesinin yüzde 38’ine sahipti. 19 Ağustos’ta soruşturma açıldı, savcılık SPK’ye gizlilik uyarısı gönderdi. 28 Ağustos’ta SPK fon kurallarını değiştirdi; ardından yalnızca Pusula fonlarından yaklaşık 132 milyar TL çıktı. İçeriden bilgi sızdığı sorusu buradan yükseldi.

Eylül’de Tera, Pusula’yı almak için görüşmeye başladı. 14 Eylül’de Yarız Bodrum’da gözaltına alınıp tutuklandı. 15 Eylül’de Pusula, 16 Eylül’de Tera’nın iki fonu temerrüde düştü. BIST 100 bir günde yüzde 5 geriledi. Tera’nın tek başına yaklaşık 13,7 milyar dolarlık varlık yönettiği öğrenildi. Fonlar kapatıldı, ödeme süresi üç aydan altı aya çıktı. Soruşturmada şu ana kadar 56 kişi tutuklandı.

163 Milyon Yatırıp 2,17 Milyar Almak

Erdoğan ABD dönüşü krizi küçümseyen açıklamalarda bulundu. Sorunun belirli sayıda fonda olduğunu ve finansal sisteme, ekonomiye riski olmadığın söyledi. Muhalefete “selden kütük kapma” uyarısı yaptı. Özel 25 Eylül’de “asrın soygunu” dedi, ve incelemenin fonların kurulduğu 2021’e götürülmesini istedi.

26 Eylül’de Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin 163 milyon yatırıp kısa süre sonra 2 milyar 170 milyon çektiklerini açıkladı. Savcılık tedbir isterken bu sırada Kaya istifa etti. Paranın iade edildiği bildirildi ancak SPK’ye göre iki katının ödenmesi gerekiyordu. Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise Erdoğan’ın istifayı kabul ettiğini açıkladı.

Nazlım atlanan soruyu öne çekti:

“163 milyon TL yatırmış. Kendi bütçenin yüzde 25’ini riskli piyasalara yatırsan diyelim; normalde finans okuryazarlığında bu oran yüzde 10’dur. Bir bakanın nereden bu kadar parası oluyor? Bu zaten başlı başına bir problem.”

Çürüme Muhalefete de Uzanmış

Nazlım, Yeni Parti ve DEM’de krize karşı pasiflik gördüğünü söyledi. Bozkurt, insanların olağan dışı bir şey yapmadan zenginleşemeyeceklerine inandırıldığını, birikiminin neredeyse tamamını çaresizlikle bu fonlara yatıranlar arasında her partiden seçmen olduğunu belirtti. Ahmet Şık’ın sistemi konuşan yazısını değerli bulduğunu, muhalif ekonomistlerden aynı tahlili görmediğini, bir kısmının düne kadar söz konusu portföyleri desteklediğini hatırlattı.

“İktidardaki bir çürüme bir düzeyde muhalefete de uzanmış gibi görünüyor.”

Özel, istifanın ardından Erdoğan’a “Ya bu bataklığı kurutmak için bizimle birlikte çalışacaksın ya o bataklıkta boğulacaksın” dedi; haberi varsa istifa, yoksa sandığı getir çağrısı yaptı. Nazlım, bunun DEM’e yöneltilen “süreç Erdoğan’a yeniden adaylık yolu açacak” eleştirisiyle çeliştiğini söyledi: Özel açıkça erken seçim ve Erdoğan’ın yeniden aday olabileceği bir zemin öneriyordu. Bozkurt erken seçim çağrısını meşru gördü, önermenin sonucuna dikkat çekti:

“İki seçenekten boğulmayı Erdoğan tercih etmeyeceğine göre, Özel’in kurduğu ikili önerme açısından tek seçenek kalıyor: benimle beraber bu işi çözmek. Ama sen bir boşluk yaratıp ‘bunu beraber çözelim’ dersen, oradaki zayıflığın görülür.”

‘İki Normalleşme Aynı Değil‘

Bozkurt’a göre Özel, normalleşme siyasetine son verdiği için pişman. Nazlım, o dönemki hamlenin sarayı rahatsız ettiğini, kalıpları kırdığını, sürdürülseydi barışın bugün daha ileri olabileceğini söyledi. Bozkurt bugünü o dönemle kıyaslamadı:

“Kazanmış olarak normalleşme başka. Kaybetmiş, partisi bölünmüş, gücü zayıflamış olarak normalleşme demek çok başka. Artık bunu dediğinde zayıflamış, çaresiz olarak görünürsün.”

Kriz sürerken aralarında 27 yıldır CHP’de olan İzmir Çiğli’nin de bulunduğu belediyeler AKP’ye geçti. Bozkurt bunu, iktidarın en zayıf göründüğü anda bile muhalefetten katılım alabildiğinin göstergesi saydı.

“Sen bağırıyorsun, ertesi gün yedi belediye daha AKP’ye geçiyor. Bağırıyorsun, on belediye de AKP’ye geçiyor. Gerçek başka türlü işliyor.”

Aynı günlerde Müsavat Dervişoğlu, Fatih Erbakan ve Yavuz Ağıralioğlu adaylık açıklaması yaptı; cumhurbaşkanlığı konuşulan Mansur Yavaş kriz üzerine bir cümle kurmadı. Bozkurt bu dağınıklığın iktidara alan açtığını, CHP ile Yeni Parti’nin ileride yeniden konuşmak zorunda kalacağını öngördü.

Nazlım, muhalefetin barışta da siyaseti olmadığını, Yeni Parti’nin yanında duran sol çevreler için de durumun aynı olduğunu söyledi. BirGün’ün Besê Hozat’ı “PKK yöneticisi”, Öcalan’ı “PKK lideri” diye geçirmesini örgütün feshedildiğini yok sayan bir tercih olarak okudu. Bozkurt ise bu tumumun “süreç benim için yok, her şey kaldığı yerden devam ediyor” geldiğini söyledi.

İktidar Krizden Çıktı mı?

Nazlım’ın “iktidar buradan çıkış yapabilir mi?” sorusuna Bozkurt “çıktı bile” diye yanıt verdi:

“Erdoğan kimseye af olmadığını söylüyor, suçu dışarıya atmıyor, parayı iade ettiriyor ve muhalefetin söyleyebileceklerini öngörerek önce kendisi yapıyor.”

Tartışmanın Sayan Kaya’da düğümlenmesini eleştirdi:

“Konu Fatma Betül Sayan Kaya değil. Ayşe de olabilirdi. Konu kişiler değil, sistemle ilgili. Sistem bunu üretiyor. Esas olarak bir sistem önerisi de yok. Mehmet Şimşek, Yeni Parti tipinde olsa onun da ekonomi bakanı olur mu? Bana kalırsa olur. Geldiğinde hepsi alkışlamıştı.”

Yeni Parti’nin kurulu, gölge bakanı, ekonomik iddiası olmadığını; yönetici kadroların hâlâ Kemal Derviş politikalarını övdüğünü ekledi. DEM’in ne talep ettiğini bilip sakince orada durduğunu, CHP ve yeni partide sözün değersizleştiğini söyledi.

“Muhalif Yeni Parti ve CHP’de sözünü kendilerinin değersizleştirdiği bir dönemi yaşıyoruz. DEM dışında muhalefetin sessizleştiğini görüyorum.”

Bu metin, Yoksa Tersi mi?’nin 29 Eylül 2026 tarihli bölümüne dayanılarak hazırlanmıştır.

Bu bölümü paylaş