İçeriğe geç
← Yoksa Tersi mi?

‘Yavaş’ın Bağımsızlığı İktidara Alan Açıyor’

Deniz Nazlım, Kemal Bozkurt

Yoksa Tersi mi?’nin bu bölümünde Deniz Nazlım ve Kemal Bozkurt, Mansur Yavaş’ın CHP’den istifasını ve Müsavat Dervişoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adayı olabileceğini açıklamasını, “Kürtler AKP ile anlaştı” söyleminin son on beş yıllık tarihi üzerinden değerlendirdi.

Nazlım, “Kürtler AKP ile anlaştı” tezinin ilk çözüm sürecinden beri tekrarlandığını, bu söylemin etrafında soldan ulusalcıya, milliyetçiden sosyal demokrata bir hat örüldüğünü söyledi. Aynı cümleyi kuranların kendilerinin iktidarla yan yana geldiğini hatırlattı: MHP Cumhur İttifakı’na girdi, Doğu Perinçek hattı ittifaka bağlandı, Yeniden Refah ittifaka bir girip bir çıktı, HÜDA-PAR’ın Süleyman Soylu üzerinden bir devlet projesi olduğu ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu bu söylemi açıkça kullanmasa da Kürtlerle iletişimden geri durdu.

“Bunu söyleyenler ne hikmetse her zaman AK Parti ile anlaşan taraf oldu. Bu ilk başta MHP orijinli bir tezdir. Kürtler AKP ile anlaştı diyen ilk çözüm sürecinde MHP Cumhur İttifakı’na girdi. Ulusalcılar Ergenekon tarafı bunu sürekli dillendirdi. Kendileri Perinçek hattı üzerinden Cumhur İttifakı’na bağlandı.”

Son günlerde DEM’in muhalefeti böldüğü ve iktidarla anlaştığı ithamı yeni çözüm süreciyle bir kez daha palazlanırken Yavaş’ın Erdoğan’la görüşmesi ardından istifası ve İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun adaylık açıklaması geldi. Nazlım, DEM henüz aday çıkarma konusunda konuşmamışken eleştiri yöneltenlerin, Dervişoğlu’na aynı tepkiyi vermediğini belirtti.

Yavaş Neden Yeni Parti’ye Gitmedi?

Yavaş, Erdoğan’la görüşüp Ankara metrosunu konuştuğunu açıkladıktan kısa süre sonra CHP’den istifa etti, Yeni Parti’ye geçmedi ve bağımsız kalmayı tercih etti. Aynı anda sekiz belediye başkanı daha bağımsızlığa geçti. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, istifaya ilişkin soruya Yavaş’ın “seksen altı milyonun onur duyduğu,” hizmetleri, dürüstlüğü ve halkçı belediyeciliğiyle öne çıkan bir başkan olduğu yanıtını verdi.

Bozkurt, hem yeni partinin hem Yavaş’ın taktik uyguladığını, kulislerin birbirini yalanladığını söyledi.

Bozkurt, şöyle değerlendirdi:

“CHP’de seçildiniz. Yeni partide de değil. Bağımsız olmanın nesi iradeye uygun bir davranış? Örgütsüz olması uygun bir davranış mı? Değil. Bağımsız olduğunda aslında bir tür pazarlık kapısını da açarsın. Bağımsızlık, örgütlülük gerektirir. Bağımsız bir örgüt olmak ciddi bir örgütlülük gerektirir. Mansur Yavaş’ın böyle bir hali görünmüyor. Ama İyi Parti’yle, Müsavat Dervişoğlu’yla sık sık görülüyor.”

Nazlım, Ankara’da Yavaş’a oy vermiş seçmenin bu tavır karşısında neden Yeni Parti’ye üye olacağını sordu. Bunun taktik değil kişisel tercih olduğunu ifade etti.

İktidara Manevra Alanı

Bozkurt, Yavaş’ın yıllar sonra birden metro için Erdoğan’la görüşmesini, kısa süre sonra bağımsız olmasını ve kendisiyle birlikte sekiz belediye başkanının daha bağımsızlığa düşmesini yan yana koydu. CHP’den ayrılıp yeni partiye de gitmemenin iktidara alan açtığını savundu.

“Yeni parti şöyle bir taktik uyguluyor, bu durumu örtmeye çalışıyor. Parti kuruyorsan güçlü çıkış yapman lazım, herkes gelebiliyorsa gelir. Ama sonuçta hem CHP hem Yeni Parti birbirine çok ağır ithamlarla bölünmüş, parçalanmış durumda; o bloktan da ikisinin de dışında büyük parçalar ortaya çıkmış durumda. Bu, iktidara bir parametre daha, bir siyasi müdahale alanı daha açıyor.”

Dervişoğlu’nun Halk TV’de aday olabileceğini açıklamasını da buradan okudu: Yavaş aday olacak olsaydı Dervişoğlu bunu söylemek zorunda kalmazdı. Buradan Yavaş’ın aday olmayacağını, muhalefetin Erdoğan karşısında tek adayda birleşme ihtimalinin zayıfladığını çıkardı.

Akşener Hattı

Halk TV ve Sözcü’nün Yeni Parti ile Kürtlerin arasını açmaya, Kürtsüz seçim kazanma stratejisine hizmet ettiğini söyledi. Bu hattın Akşener’den beri sürdüğünü, Kürtleri dışarıda bırakıp “siz muhalefeti böldünüz” demenin kimi solda da görüldüğünü ekledi. 2023’te Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48,5’in arkasında da HDP/DEM desteği olduğunu hatırlattı.

Abdülkadir Selvi’nin CNN Türk’te Yavaş’ın AKP’ye geçme ihtimalini yüzde 51 olarak ifade etmesini, iktidara yakın basında rastgele değil belirli bir amaçla servis edilen kulis bilgisi olarak değerlendirdi.

ODTÜ ve Onur Açıklaması

Nazlım, Murat Emir’in “86 milyonun onuru” övgüsüne karşı Ankara’da on üç yıldır süren kent mücadelesini hatırlattı. Melih Gökçek döneminde 2017’de başlatılan, ODTÜ ormanlarının bir kısmını etkileyen yol projesine karşı öğrenciler ve kent muhalefeti hala direniyor. Yavaş göreve geldiğinde kent merkezine yeni yol açmanın trafiği çözmeyeceğini, halka sormadan adım atmayacağını söylemiş; buna karşın projeyi 2021 ve 2025’te yeniden ihaleye çıkarmıştı. Nazlım, Yavaş’ın bir dönem Van’da bir Kürt seçmene Demirtaş’ın cezaevinden çıkmasını istediğini söylediğini, Ankara’ya dönüşünde sözünden de döndüğünü söyledi.

“Mansur Yavaş bu halk için hangi bedeli ödedi? Cezaevine mi girdi, hükümetle karşı karşıya mı geldi, herhangi bir maddi manevi kazancından feragat mi etti? Diyorlar ki çalmamış, çıkmamış; kardeşim normal olan bu, suç işlemedi diye onur mu duyacağız? Ben de hayatımda suç işlemedim. İmamoğlu kadar cezaevinde yatmadı, Demirtaş kadar bu halk için bedel ödemedi. Seksen altı milyonun adına laf söyleme hakkını sana kim veriyor?”

Direnen Konuşulmuyor, Çözülen Onore Ediliyor

Bozkurt, İmamoğlu’nun ilk kez cezaevine girdiğinde kurduğu dilin çözülmeyi meşrulaştırdığını savundu. Özgür Özel’in Yavaş’ın tavrına “hayırlı olsun” demesini aynı hatanın tekrarı olarak okudu.

“İmamoğlu ilk cezaevine girdiğinde, itirafçı olacaksanız olun, ben bu yükü taşırım dedi; bu, çözülmeyi meşrulaştırdı, direnmemeyi meşrulaştırdı. Ondan sonra herkes çözüldü. Şimdi Özgür Özel de Mansur Yavaş’ın bu tavrını onaylayıp hayırlı olsun diyerek aynı hatayı yapıyor. Alınacaksan öğrencilerin üzerine iş araçlarının sürülmesinden alın. Herkes direnemeyebilir. Ama sen direneni konuşacaksın, direnmeyeni değil.”

Özlem Çerçioğlu’nun yirmi yıl CHP’liyken bir günde AKP’li olmadığını, partinin kültürünün onu yetiştirdiğini, “hain” deyip dışarı atmanın sorumluluğu kaldırmadığını söyledi. CHP’li Burcu Köksal’ın da yakın zamanda AKP’ye geçtiğini hatırlattı.

DEM’li belediyelerde el değiştirmenin baskıyla değil doğrudan kayyumla gerçekleştiğini, çünkü DEM’de saf değiştirmenin diğer partilerdeki kadar kolay olmadığını söyledi.

“Konuyu rakamlar üzerinden konuştuğunuzda durumu anlayamazsınız. DEM Parti’nin on dört bin üyesi var, CHP altı yüz bin üyeden bahsediyor, Yeniden Refah’ın da beş altı yüz bin üyesi var; aynı şey değil. CHP geleneği büyük bütçelerle siyaset yapmaya alışmış bir parti, DEM gibi siyaset yapma olanağı yok. O yüzden kimileri baskıya bile maruz kalmadan parti değiştiriyor.”

‘Sorun Kimliksizlik’

Yavaş’ın Erdoğan karşısına aday çıkıp çıkmayacağı sorusuna Bozkurt “yok” dedi. Sorunun adaylıktan önce kimliksizlik olduğunu “tavır yok, ideoloji yok” diye anlatan Bozkurt, Özel’in akşam söylediğini sabah tersine çevirdiğini, meclis nöbetleri ve sokak eylemleriyle yükselttiği tonu bir çizgi olarak sürdüremediğini ekledi. Yavaş’ı da bu örüntünün parçası gördüğünü, yarın AKP’ye geçse de geçmese de şaşırmayacağını söyledi.

“Kimliksizlik hakim muhalefetin içine. Özgür Özel, bu davranışın nesine hayırlı olsun diyorsun? Örgütlü olan birisinin örgüt dağıtması hayırlı bir şey midir? Yeni örgüt kurmuş birisi herkesi örgütlenmeye çağıracakken örgüt dağıtan birisine hayırlı olsun diyorum. Siyaset üretemedikleri için Özgür Özel’in mikrofonları neye göre dizdiğini konuşuyoruz.”

Bu metin, Yoksa Tersi mi?’nin 24 Eylül 2026 tarihli bölümüne dayanılarak hazırlanmıştır.

Bu bölümü paylaş