İçeriğe geç
Kent

Kutu Kutucuk Kentler ve Pete Seeger

Onun şarkılarını paylaşanlar arasında; Joan Baez, Trini Lopez, Peter Paul Mary üçlüsü, Bob Dylan, hatta Marlene Dietrich vardır. Bob Dylan’ın ilk yıllarında elinden tutmuş, ona ciddi destek sağlamıştır. Sonradan araları açılacak, Pete Seeger ondan uzaklaşacaktır. Nedeni, Bob Dylan’ın ortak etkinliklerde elektronik olanakları aşırı düzeyde kullanarak ön plana çıkmakta ısrarcı olmasıdır derler.

Murat Meriç “pop” müzik üzerinden hoş toplumsal yorumlar yapıyor. Geçenlerde şöyle demiş: “Ankara maalesef çok hızlı değişiyor. Kentsel dönüşüm adı altında eski ve karakterli apartmanların, evlerin hepsi tek tek yıkılıyor: yerlerine yeni ‘kutu’lar dikiliyor. İzlerini şu an Ayrancı ve Bahçeli’de görmek mümkün ama yakın zamanda şehrin tamamına yayılacak bu çirkinlik…”

Kentsel görünümü sıra sıra dizilmiş kutulara benzeten Murat Meriç, ABD’li efsane halk müziği ustası Pete Seeger ve onun bançosu ile söylediği “Little Boxes” şarkısını hatırlatıyor. Şarkıda sözü edilen “kutular” bugün yıkılmasını istemediğimiz apartmanlar diyor Meriç ve ekliyor: “Her gün her şey daha da çirkinleşiyor.”

“Küçük kutular” şarkısı ve Meriç’in yorumları, kentsel ve toplumsal yapı üzerine ilginç bir okumanın ipuçlarını veriyor. Şarkının sözlerini 1962 yılında Malvine Reynolds yazmış. Seeger ertesi yıl şarkıyı seslendirmiş. Şarkı ABD toplumunda küçük burjuva orta/üst sınıfının nasıl bir kısır döngü içinde yaşadığını anlatır. Oturdukları yerleşmelerin fiziksel görünüşü ile toplumsal yaşamlarının benzerliğini işler. Kutu kutu evlerde yalıtılmış bir yaşam sürdürenlerin çocukları da onları kutuların içine yerleştiren bir eğitimden geçirilmektedir. Şöyle diyor şarkısında Pete Seger:

“Yamaçlara yapışmış, özenti öteberiden yapılmış küçücük kutular / Hepsi birbirinin aynı / Yeşil, pembe, mavi veya sarı / O evlerde büyüyenler okullara, üniversitelere gitti / Orada da onları küçük kutulara koydular / Doktor, avukat oldular, dönüp geldiler / Onların da çocukları büyüyecek, okullara gidecek / Onları da oralarda minicik kutulara koyacaklar / Hepsi tıpkı birbirine benzeyecek / Hepsi gidecek kulüplerinde golf oynayacak ve martinilerini sek içecekler / İş güç sahibi olacaklar / Evlenecek çoluk çocuğa karışacaklar / Hepsi tıpkı birbirine benzeyecek…”

Bançolu eylemci

Pete Seeger (1919-2014) müzikle uğraşan bir aileden geliyor. Babası müzik, özellikle etnomüzikoloji alanında bir akademisyen. İlginçtir, aile onu doğrudan müziğe, bir enstrüman çalmaya yönlendirmiyor. O kendi kendine banço çalarak başlıyor müzik serüvenine ve ömrünün sonuna kadar bançosunu elinden bırakmıyor. Zaman zaman 12 telli gitar çaldığı da oluyor.

Pete Seeger, sömürüye, ırkçılığa, Hitler ve Franco faşizmine, Vietnam savaşına karşı çıktı, çevre sorunlarına karşı yürütülen mücadelelere katıldı. İlerleyen yaşına karşın Ekim 2011’de Wall Street İşgalinde direnişçilerle birlikte yürüdü ve şarkılarını söyledi.

Üniversite çağlarında gazetecilik eğitimine yöneliyor ama politika ve müzik ağır basıyor, üniversiteyi bırakıyor. Artık söylediği şarkılarla, geçen yüzyıl boyunca ABD sol siyasetinde yaşanan belli başlı olayların tanığıdır. Grevlerde, direnişlerde, yürüyüşlerde, savaş karşıtı eylemlerde söylediği şarkıları ile kitlelerle birliktedir. Tutuklanır, kara listeye alınır ama direnir, yoluna devam eder.

2. Dünya Savaşı sırasında, Japon asıllı ABD vatandaşlarının enterne edilmesine karşı çıkar. Hiroşima’ya atom bombasının atıldığı gün Japon kökenli eşi Toshi ile evlenir. Savaş sonrası sola karşı kaynatılan cadı kazanının hedefindedir. 1955’te parlamento soruşturma kuruluna ifade vermeye çağrılır. Komünist çevrelerle ilişkisi sorulur. Verdiği yanıt onurlu bir direnişin ifadesidir: Şöyle der Pete Seeger:

“Hiçbir sorunuza yanıt vermeyeceğim…”

“Kimlerle ilişkilerim olduğuna, felsefi veya dini inançlarıma, politik görüşlerime, hangi seçimde kime oy verdiğime, bütün bu kişisel tercihlerime ilişkin hiçbir sorunuza yanıt vermeyeceğim. Bunların, hele böyle bir baskı ortamında, hiçbir Amerikan vatandaşına sorulabilecek sorular olmadığına inanıyorum.

“Hayatım boyunca hiçbir zaman komplo niteliğinde bir girişim içinde bulunmadığıma inanıyorum. Bu komiteye, sırf görüşlerim sizin görüşlerinizden farklı olabileceği için çağrıldığımı düşünüyorum. Bir şekilde başkalarından daha az Amerikalı olduğumun ima edilmesini şiddetle kınıyorum. Ülkesini çok seven biriyim…” 

“Her siyasi görüşten Amerikalılara şarkı söyledim ve dinleri, ten rengi ya da yaşam koşulları ne olursa olsun, hiçbir dinleyici kitlesine şarkı söylemeyi reddetmemiş olmaktan gurur duyuyorum. Evsizlerin kamp yerlerinde şarkı söyledim, Rockefeller ailesi için de şarkı söyledim… Sorduklarınıza verebileceğim tek cevap budur.”

Paylaşılan şarkılar… Can Yücel… Victor Jara

Pete Seeger derlediği, söylediği, yorumladığı şarkılarla geçen yüzyıl ABD folk / protest müziğini etkilemiş, diğer aktivist şarkıcılara da kaynak olmuştur. Söyledikleri size hiç yabancı gelmeyecektir. Örneğin; “We shall overcome”, “Blowin’ in the wind”, “Where have all the flowers gone?”, “If I had a hammer”, “Guantanamera” …

Onun şarkılarını paylaşanlar arasında; Joan Baez, Trini Lopez, Peter Paul Mary üçlüsü, Bob Dylan, hatta Marlene Dietrich vardır. Bob Dylan’ın ilk yıllarında elinden tutmuş, ona ciddi destek sağlamıştır. Sonradan araları açılacak, Pete Seeger ondan uzaklaşacaktır. Nedeni, Bob Dylan’ın ortak etkinliklerde elektronik olanakları aşırı düzeyde kullanarak ön plana çıkmakta ısrarcı olmasıdır derler. 

Pete Seeger’ın repertuarında yer alan “Blowin’ in the wind”, bizde Can Yücel’in o harika Türkçeleştirmesiyle “Cevabı esen rüzgârda” olmuştur. 1965 seçimlerinde, TİP’in Cebeci stadında yaptığı mitingde Can Yücel kürsüden okumuştu yanılmıyorsam. Onca zaman geçmiş aradan ama internet sağ olsun, siz de dinleyebilirsiniz. “Blowin’ in the wind’in Türkçe farklı bir versiyonunu Burhan Şeşen söylemiş. Nedense Can Baba’nın sözlerini kullanmamış. Şeşen, Birgün’deki bir yazısında o şarkısındaki sözlerin çevirisini Vural Şerifoğlu’nun yaptığını yazmış.

“Little boxes – Küçük kutular” şarkısının, Şili’de ABD destekli 1973 faşist askeri darbesinde öldürülen Victor Jara’nın söylediği uyarlaması bugün tarihi bir belge niteliğinde.  “Las Casitas del Barrio Alto – Yukarı mahallenin küçük evleri” diye uyarladığı şarkısında Victor Jara, Şili toplumunun mizahi bir eleştirisini yapar. Ülkede palazlanan burjuvaların oturduğu siteler ve onların Avrupa’ya, ABD’ye özenen yaşam tarzlarıyla dalga geçer. Kitlelerden kopuk “sol” eylemcilere yönelik satırlar da var Jara’nın şarkısında.

Ardından söylenenler, yazılanlar…

Pete Seeger ömrünün sonuna kadar siyasal görüşünü korumuştur. New York Times’ın 1995’te kendisiyle yaptığı bir söyleşide şöyle söylemiş: “Hâlâ kendime komünistim diyorum, zira nasıl Hristiyanlık kilisenin ona yüklediği anlamdan çok farklıysa, komünizm de Sovyetlerde yaşananların çok ötesindedir.”

Ölümünün ardından, Seeger hakkında söylenilenler, yazılanlar, alışılmışın dışında önemli bir kaynak. Yaşamını, dünya görüşünü, ürettiklerinin önemini, onun ABD toplumundaki konumunu ortaya koyuyor. Örneğin, 75 yılı aşkın bir süredir yayınını sürdüren Monthly Review’ın Ocak 2015 sayısı onun için hazırlanmış bir özel sayı gibi.

Bizde yazılanlara da göz atabilirsiniz: Nazar Büyüm’ün Agos’taki yazısının başlığı “Where have all the flowers gone / Bütün o çiçekler nereye gitti?” … Haluk Kalafat bianet’te yazmış; “Hep muhalif, hep ayakta” diyor… Haber soL “Komünist ‘folkçu’ Seeger’a veda!” diye başlık atmış… Müslime Karabatak Evrensel’deki yazısında, Pete Seeger’ın yaşamını ve müziğini anlatmış.

Ben de Ocak 2014’te, o tarihlerde Mimarlar Odası çevresinde, genç meslektaşlarımızın katkılarıyla internet üzerinden yayınlanan “Moblog”da, “Pete Seeger ve küçücük kutular” diye bir yazı yazmıştım. Bağlantı veremiyorum. Zira kurumsal ilgi yokluğundan olacak, o blog sanal alemde kaybolmuş gitmiş.

Bu yazıyı paylaş

1 yorum

  1. Tahsin Usluoglu

    Teşekkürler sevgili dost.

Yorum yazın

Yayımlanmaz.

Yorumunuz yayımlanmadan önce onaydan geçer, bu yüzden hemen görünmez.