Adı nasıl söylenirse söylensin, anlamı ister yeni gün, ister yeni yıl veya doğanın uyanışı, baharın gelişi... olsun, kuzey yarım kürenin neredeyse tamamını kapsayan bir bölgenin ortak bayramıdır newroz/nevruz. Söz konusu coğrafyada değişik etnik köklerden, değişik din, mezhep, gelenek
ve göreneklerden gelen halklar ve uluslar yaşamaktadır. Ulusal bayramlar, her ulusun kendine özgüdür genellikle. Dinsel, mezhepsel veya töresel bayramlar birden fazla ulusu ortaklaştırabilir ama tümünü kapsayamaz. Ayrımsız tüm halkların ortak bayramı, ancak böyle, doğa
ve insanlık kaynaklı; ırk, dil, din, mezhepdışı (ve üstü) bir bayram olabilir. Bu birleştirici özelliği ile
Nevruz/Newroz -farklı adlandırmalara takılmadan- kutlandığı coğrafyanın “barış ve kardeşlik bayramı” olmalıdır.
Doğru değerlendirildiğinde, binlerce yıllık bir geçmişe uzanan böylesi bir bayramın varlığı bölge ve dünya barışı için büyük bir şanstır. Ortak bir sevinç ve coşkuyu paylaşmanın ve birlikte kutlamanın, halkları yakınlaştıracağı, bağlarını pekiştireceği ve yaşanagelen düşmanlık ve çatışmaların acılarını zamanla unutturacağı, açtığı yaraları giderek sağaltacağı, sevgiyi çoğaltacağı, kardeşliği besleyeceği açıktır.
Ne acıdır ki, özellikle ülkemizde, barış ve kardeşliği pekiştirici böylesi bir olanak ıskalanmış, yakın zamana değin Nevruz/Newroz “etnik bir bayram”gibi değerlendirilerek yasaklanmış veya görmezden gelinmiştir. İşin tuhafı, bu güzel bayramı sahiplenen halklar da onu paylaşma
konusunda adeta kıskanç bir tutum takınarak bu algıyı beslemiştir. Karşılıklı yanlışlarla bayramın çapı daralmış, yaratabileceği olumlu sonuçlar tersine dönmüştür. Birleştirici, barıştırıcı özü, ayrıştırıcı, çatışmacı duruma gelmiştir. Birliği, bütünlüğü, kardeşliği pekiştirici bir bayram, “bölücü” olarak damgalanmış, baskılara, kavgalara, acılara alet edilerek harcanmıştır yıllarca. Böylesi doğa kaynaklı, insancıl, yaşama sevinci aşılayan bir bayrama bundan daha büyük bir haksızlık yapılabilir mi?
Artık Nevruz/Newroz, onu kutlayan tüm halklardan özünün, ruhunun, gerçek anlamının, kısacası “itibarının iadesini” beklemektedir. Benimsendiği geniş coğrafyada halkların ortak bayramı; ayrışmaların değil, birlik ve dayanışmanın; çatışmaların değil, barış ve kardeşliğin; kan ve acıların değil sevinç ve coşkunun günü olmak istemektedir. Birleşmiş Milletler’in kabulü doğrultusunda barışçıllığı ve birleştiriciliği ile diğer halklara örnek olan ve tüm dünyada bu yönüyle tanınan bir bayram olmak Nevruz’un hakkıdır.
Dostlar bayramınız mübarek olsun / Kardaş bayramınız mübarek olsun.
Son söz:
1 Mayıs gibi, 8 Mart Kadınlar Günü ve 21 Mart Newroz/Nevruz, inkâr, baskı ve yasaklar nedeniyle yıllarca bir bayram gibi değil, ayrışma ve çatışmanın tırmandığı günler olarak hep gerilimli hatta kanlı geçti. Bundan böyle barış, eşitlik ve özgürlük arayışlarının sürdüğü, emekçiler, kadınlar ve tüm halklar için kazanımların giderek arttığı, barış ve kardeşlik içinde bayram gibi şenliklerle kutlanan günler olmasını dileyelim.
Mart deyince, 12 Mart darbesine zemin hazırlayan ve geçen yıl davası zamanaşımına uğrayan provokasyonlardan“Kanlı Pazar”ı (16 Şubat 1969), 12 Mart Darbesini (1971), 16 Mart (1978) İstanbul Üniversitesi öğrencilerini hedef alan faşist saldırıyı ve 16 Mart (1988) Halepçe Katliamını acıyla anımsamamak olası değil. Her üç kara günün kurbanlarını saygıyla anıyoruz.
Yorumlar (0)