İçeriğe geç
Ekoloji

Yapay Zekanın Ekolojik Bedeli

Dünyanın farklı ülkelerinde bulunan yapay zeka veri merkezleri yerel mücadeleleri de ortaya çıkardı. Şili’de yeraltı su kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Elektrik kesintilerinin rutinleştiği Güney Afrika’da veri merkezleri şebekeyi zorluyor. Yoğun veri merkezleri konusunda İrlanda başı çekiyor; 2024 yılında ülkenin enerjisinin %22’sini veri merkezleri tüketti.

Eylem Ceylan

“Emek-gücü ya da emek kapasitesi sözünden, insanın, kendisinde bulunan ve hangi türden olursa olsun bir kullanım-değeri üretirken harcadığı ussal ve fiziksel yeteneklerin bütünü anlaşılmalıdır.”

Karl Marx, Kapital

Bundan 20 yıl önce hayatlarımızı değiştireceğini kimsenin tahmin edemediği yapay zeka birden hayatımıza girdi. Öyle girdi ki bütün işlerimizi yapay zekayla görmeye başladık, dertlerimizi bile ona anlatmaya başladık. Uygulamalar bile yapay zeka ile çalışıyor, kapitalist şirketler yapay zekayı iş süreçlerine dahil edebilmek için rekabet halinde.

Yapay zeka savaştan ekonomiye, ekonomiden ekolojiye, bilime, kültür sanata, edebiyata, sosyo-ekolojik açıdan hayatımızın bir parçası oldu. Yapay zekanın tarihi yirminci yüzyıla kadar uzanıyor; yirminci yüzyılın ortalarıyla birlikte makine öğrenimi ve dil işleme gibi farklı alanlardaki çalışmalarla birlikte birden hayatımıza girdi. Peki hiç yapay zekanın ekolojik boyutunu ve bedelini, arkasındaki emek sömürüsünü düşündük mü, yapay zeka yeryüzünü kurtarır mı diye sorguladık mı? Makineler kapitalizmin çıkışından beri onun taşıyıcısıdır, yapay zeka da günümüzdeki temsilcisidir. Dünyayı kuşatan yapay zeka popülizmi, yıkıma ve kapitalist imhacılığa hizmet etmekte; emekçi, üretim ve geçim aracına sahip olmadığı için emek gücünü mülk sahiplerinin hizmetine sunmaktadır.

Bugün kullandığımız yapay zeka, veri merkezinden algoritmaya bir ekosistemin parçası. Yapay zekanın büyümesiyle birlikte enerji tüketimi de artıyor. ChatGPT’ye yöneltilen her soru için 1 litre su buharlaşıyor. Google kendi açıklamasında 22 milyar litre su harcadığını söyledi. ABD’nin büyük veri merkezlerinde günde ortalama 2 milyon litre su tüketiliyor. ChatGPT-4 modeli 100 milyon dolardan fazla tutuyor ve 50 gigawatt-saat enerji tüketiyor. ChatGPT’nin eğitim döngüsü için yaklaşık 927 milyon litre su gerekiyor, bu da 12 milyon 700 kişinin bir yıllık günlük su ihtiyacına denk geliyor.

Yapay zekanın ekolojik ve emek yıkımı boyutu geniş kapsamlı sorunlar içeriyor. Dil işleme, algoritma ve çip üretim süreçlerinde doğaya karışan kanserojen nitelikteki kimyasallar kanser riskine yol açıyor. İklim krizi nedeniyle kuraklığın ve susuzluğun artması, AI’nin hızla gelişmesiyle birleşince şirketler arası su paylaşım rekabeti de artıyor. Yapay zekanın veri merkezleri tek başına yaklaşık 100 bin evin tüketimine eşdeğer elektrik tüketiyor. Nükleer santraller yapay zeka şirketlerinin tercih ettiği enerji kaynaklarından biri.

Dünyanın farklı ülkelerinde bulunan yapay zeka veri merkezleri yerel mücadeleleri de ortaya çıkardı. Şili’de yeraltı su kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Elektrik kesintilerinin rutinleştiği Güney Afrika’da veri merkezleri şebekeyi zorluyor. Yoğun veri merkezleri konusunda İrlanda başı çekiyor; 2024 yılında ülkenin enerjisinin %22’sini veri merkezleri tüketti.

Veri merkezlerinin artan enerji maliyeti ve enerji tüketimi, iklim kriziyle nasıl mücadele edeceğimizle ilgili soruların işareti. Veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektrik miktarı 2018 yılında toplam talebin %19’unu oluşturuyordu, bu tüketim %4,4’e yükselmiş durumda. Dijital teknolojilerin göz ardı edilen boyutları, iş ve emek sürecinin denetimi ve bunun emekçiler üzerindeki etkisidir, sermayenin emek üzerindeki tahakkümünün derinleşmesidir. Sermayenin emek üzerindeki tahakkümü ve denetimi, yapay zeka teknolojileri ve dijitalleşmeyle derinleşmiş, yeni boyutlar kazanmıştır.

Yapay zeka emperyalist bir savaş aracına da dönüşmüştür. Yapay zeka bir üretim aracı değil; sınırları, halkları ve doğayı doğrudan hedef alan emperyalist bir tahakküm aracıdır. Yapay zeka modelleri kolektif emeği ve birikimi emerek sermayenin mülkiyetine geçiriyor, bedelini ise ezilen yoksul emekçi halklar, emekçiler ve doğa ödüyor.

Bu yazıyı paylaş

Eylem Ceylan'dan diğer yazılar

Yorum yazın

Yayımlanmaz.

Yorumunuz yayımlanmadan önce onaydan geçer, bu yüzden hemen görünmez.