Solfasol: Polatlı Kürt nüfusun yoğun olduğu bir yer. Bu nüfusun kökeni nedir?
Ekrem Akbay: Çok uzun, 3-4 yüzyıllık bir hikaye... Geçtiğimiz 10-15 yıl içinde de, Polatlı Güneydoğu’dan çok fazla göç aldı. Buraya gelenler bakıyorlar ki kendi insanları, burayı sıcak buluyorlar ve sonra kalıyorlar. Bu şekilde 1000'den fazla hane var.
S: Buradaki halkın geçim kaynağı nedir?
EA: Tarım yapıyorlar. Başka yapabilecekleri bir şey yok. Burada pamuk dışında her şey ekiliyor. Modern tarım yapılıyor. Modern tarımdan ne anlıyorsam (gülüyor).Böyle giderse 5-10 yıl sonra buğday yetişmez. 10 yıla kadar kapitalist düzen yüzünden; daha çok gübre ve zorlama tarım, topraklarda kullanılan kimyasallar yüzünden topraklarda hiçbir şey yetişmeyecek.
S: Polatlı’nın nüfusu ne kadar? Seçmen profili nasıl?
EA: Nüfus 121 bin, seçmen sayısı 84 bin. Biz yerel seçimlerde 1600 oy almıştık. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, çok fazla asılmamamıza rağmen, oyumuz 3000'e çıktı. Bu son genel seçimde 15.000 civarında
oy bekliyorduk; ama seçim sürecinde burada çok baskılandık. Başbakan buraya iki kez geldi, Yalçın Akdoğan 4-5 kez geldi, Melih Gökçek buradan çıkmadı. Özellikle Kürt köylerine bir sürü malzeme dağıtıldı. Çeyrek altından tutun, köylere mühendislik altyapısı olmadan, sadece görüntü olsun diye, yarım metre asfalt atılmasına kadar. Popülizm dizboyuydu. Hatta vatandaşın özel arsasına bile asfalt attılar. Bütün köy camilerinin şadırvanlarını yıkıp yeniden yaptılar. Vatandaştan oy almak adına, "biz her köye 3-4 tane bekçi atayacağız ve seçimden sonra kadro vereceğiz" diyerek insanları kandırdılar.
S: Seçimden sonra ne oldu?
EA: Elimizdeki güç ve imkanlarla ulaşabildiğimiz yere kadar, gidebildiğimiz kadar gittik. Bazı köylere 3-4 kez gittik. Ama bizim meşhur parselci, Belediye Başkanı
Melih Gökçek, son gün burada tonlarca malzeme dağıttı. "Bunlar dinsiz, katil, kızılbaş; dinden, imandan, gelenekten yoksun" diyerek propaganda yaptılar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan seçim döneminde Kürt kanaat önderleri diyerek muhtarları topladılar ve Ankara'ya götürüp Başbakanlıkta yemek verdiler.
S: Kürt kanaat önderleri kimler?
EA: Ben bilmiyorum, onlar öyle diyorlar. Bunları popülizm yapmak için kullanıyorlar.
S: Bu çerçevede genel seçimlerde ne kadar oy aldınız?
EA: 5000 oy aldık. 15.000 hedefliyorduk, aslında alırdık da. Ama karalamalar ve "eğer HDP'ye oy verirseniz köylerde size hizmet gelmez, bu işe aldığımız kadroların hepsini iptal ederiz" tehditleri yüzünden sınırlı kaldı. Böyle bir kadronun olmadığını anlatmaya çalıştık. Seçimden sonra o çocuklardan birine sordum: "Ne oldu, maaş aldın mı?" dedim. "Yok abi, para da kadro da vermediler" dedi.
S: Bir gazetede (Polatlı Postası) mevsimlik tarım işçisi olarak gelen ve sonradan yerleşenler ile ilgili ”bu şehri terk edin” diye manşet çıktı. Nereden çıktı bu? Neye bağlıyorsunuz? Haziran seçimlerinden önce de böyle şeyler oldu mu?
EA: Hayır o zaman yoktu. 7 Haziran'dan sonra böyle bir strateji geliştirmeye başladılar. Bir tür seçim stratejisi... Fakat hepsi aleyhlerine dönmeye başladı. Mesela ayın 8'inde Polatlı HDP ilçe bürosunun basılması olayında, Polatlı Heykel meydanında, Belediye Başkanının önderliğinde sabahtan öğleye kadar anonsla, akabinde mesajlarla vatandaşa “akşam mitingimiz var” çağrısı
yaptılar. Ona rağmen ancak 2500- 3000 kişi toplayabildiler. Gelenlerin çoğu da dışarıdan geldi. Arabaların yarısı yabancı plakalıydı. Bunu polis de biliyor.
S: Gazete yayınlanalı yaklaşık 15- 20 gün oluyor, o günden bugüne planlanan bir şey olduğunu mu düşünüyorsunuz?
EA: Tabii planlı yapıldı. Polatlı Postası'ndaki çocuk ülkü ocaklarından, MHP‘li; fakat AKP'nin borozanı
halinde şu an. Belediye Başkanının da, söylentilere göre, asker ve polisin de açıktan, alenen bunlara destek verip göz yumması söz konusu.
S: Protestolara katılımın sınırlı kalmasını neye bağlıyorsunuz?
S: 3000 kişinin toplandığı o gece, HDP bürosu dışında zarara verilen başka yerler var mıydı?
EA: Sadece bizim büromuzun altında bir lokantanın camını kırmışlar. Ben de gidip özür diledim, cam taktırabileceğimi söyledim. Şimdi Parti için satılık bir büro arıyorum.
S: Kiralık olmuyor mu?
EA: Yok olmuyor. Vermezler kiralık, korkuyorlar. Burası da bir arkadaşımındı ve ona da mahcup olduk. Adamın mülkünü mahvettiler. Şimdi satın almak zorundayım. Biz yaşamımıza devam edeceğiz. Bu partinin yaşatılması lazım. Yoksa bunlar bıraktılar kaçtılar derler, pes ettiler derler. Biz ürkütünce kaçıyorlar diyecekler. Ve her korkuttuklarında kaçtığımızı düşünecekler.
S: Herhangi bir Partiden "geçmiş olsun" mesajı aldınız mı?
EA: CHP yönetiminden arkadaşlarımız vardı, onlar geldiler. Haziran Hareketi'nden de arkadaşlarımız geldiler.
Başka kimse gelmedi.
S: Burada Belediye Başkanının olayların bu hali almasında öncü bir rolü olduğunu söylediniz. Ne yaptı? HDP'ye saldırı sırasında oralarda mıydı?
EA: Saldırının olduğu günün gündüzünde gidip Kaymakamlığı uyardım, duyumlar aldığımı ve önlem almaları gerektiğini söyledim. Bu senaryosu yazılmış bir saldırıydı ve getirip hayata geçirdiler. Belediye Başkanı gün boyunca “mutlaka gelmelisiniz” mesajları gönderdi herkese. Anonslar yaptırdı. Olaylar sırasında da TOMA'nın içindeydi.
7 Haziran öncesi Kaymakam, Emniyet Müdürü, Siyasi
"Belediye Başkanı gün boyunca “mutlaka gelmelisiniz” mesajları gönderdi herkese. Anonslar yaptırdı. Olaylar sırasında da TOMA'nın içindeydi. "
Partilerin İlçe Başkanları toplandık. O toplantıda “burada en etik davranan parti HDP, biz hiç böyle ummuyorduk. Bütün yasal prosedürü yerine getirdiler; gürültü, görüntü kirliliği yapmadılar" dediler. Bizim hakkımızda ne kadar yanıldıklarını söylediler. Oysa hepsi kendi ön yargılarıydı zaten. Olaylardan sonra dün “hani ne oldu” dedim Kaymakam ve Emniyet Müdürüne. Emniyet Müdürü kendini siper ettiğini söyledi ama ...
S: Bu olaydan sonra Kaymakamla görüştünüz mü?
EA: Hayır görüşmedim, ama bekliyorum. Onun beni araması lazım.
"Bu politikaların ve kirli işlerin halkta kabul görmediğini görüyorum. ... belediyeden sürekli yapılan anonslara rağmen burada hiçbir karşılık bulamadılar. Sadece gelip bizim büromuzu basmaya yetti güçleri"
EA: Bu politikaların ve kirli işlerin
halkta kabul görmediğini görüyorum.
Ben burada doğup büyüdüğümden,
buraları çok iyi tanıdığımı
düşünüyorum. Vatan-millet-sakarya
edebiyatı yapan çok az kişi var. O kadar uğraşmaya, polis, asker, basının 15 gündür yaptığı çalışmaya ve belediyeden sürekli yapılan anonslara rağmen burada hiçbir karşılık bulamadılar, sadece gelip bizim büromuzu basmaya yetti güçleri. Ertesi gün, işte buyurun bakın, ses yok soluk yok. Hiçbir şey olmamış gibi
S: Diğer siyasi partiler, kuruluşlar ya da dayanışma içinde olduğunuz gruplarla, bundan sonra birlikte barış adına ne yapabiliriz, bu süreci daha kötü yerlere taşınmadan nasıl durdururuz diye istişare yapıyor musunuz?
EA: Bir çok alanda Haziran Hareketi ile birlikte hareket ediyoruz. Geçmişte bizimle birlikte olan, CHP'nin içinde arkadaşlarımız var; onlar da zaman zaman geliyorlar yanımıza. Ama burada MHP ile ittifak yapmış bir CHP var. Seçimlere onların ittifakıyla gittiler. CHP'nin 11.000 oyu vardı, şimdi 3000 oyu var. CHP, Polatlı'da üçüncü parti oldu.
S: HDP Polatlı'da kimlerden destek alıyor. Aldığı oyların içerisinde Kürt olmayan var mı?
EA: Demokrat ve sol-sosyalist arkadaşlarımız var. Ama aktif olarak yanımızda görünmüyor olmaları sorun aslında. Neden gelmediklerini bilmiyoruz gerçekten. Kimseye bir şey dayatmıyoruz sonuçta.
S: Bütün bu olan bitenden sonra, önümüzdeki seçimde Polatlı'dan nasıl bir sonuç çıkacağını düşünüyorsunuz?
EA: Bu olanlar biraz daha tahrik etti vatandaşı... Artık vatandaş bu numaraları yemiyor. Ters tepti açıkçası.
S: Bu bir umut mu, gözlem mi? Cizre’yi gören Kürt nüfus nasıl etkileniyor bu durumdan?
EA: Geziyoruz, kahvelere gidiyoruz, köylere gidiyoruz, hatta birlikte yaşıyoruz. Tabii ki etkileniyorlar. Cizre’den gelip buraya yerleşmiş insanlar var. Hitler'in kampı gibi abluka altına almışlar şehri. Akrabaları var orada insanların. Bu anlayışa nasıl tepki göstermesinler?
S: Birkaç gündür yapılan tahriklere karşı en büyük şans, bunlara karşılık verilmemesi oldu sanıyorum. Ne dersiniz?
EA: Biraz daha tahrik edilirlerse, bunun önüne kimse geçemez. Mesela Beypazarı'ndaki Kürtler buradakilerin akrabaları. Haliyle tepki veriyorlar. Ama Polatlı'da, buranın yerlileri sağduyuya davet ettiler. Dediler ki "derin nefes alalım, istedikleri tuzağa düşmeyelim". Ama yakın tarihte Kürdistan'dan göç etmiş, mevsimlik işçi olarak çalışanlar öyle değil. Herkes çok gergin.
S: Mevsim tarım işçilerinin durumu nasıl?
EA: Gittiğimizde göreceksiniz, onların çalışma koşullarında dünyada başka bir halk daha durmaz. Bir taraftan yağmur yağıyor, çadırın altından sel akıyor. Onlar orada direnç gösteriyorlar. Kobani'den gelen göçmenler var. Bir şekilde kışı geçirmelerini sağladık; ama çok zor para yetmiyor, hepsine yetişemiyoruz. Bir yerlerde
işe sokuyoruz ama. Sömürülmemelerini sağlamaya çalışıyoruz.
Kürtler çok dirençli bir halk. Bölgede bir arkadaşın cenazesine katıldım. Annesi tek kelime Türkçe bilmiyor; bana "sen ne yapıyorsun, nasıl ağlarsın?" diye çıkıştı. O kadar eziyet görüp, o kadar çekmişler ki, artık kanıksamışlar durumu. Fakat şuna inanıyorlar: "Biz yenilmeyeceğiz. Zulüm baki değildir” diyorlar.
Yorumlar (0)