Aradan geçen zamanda Ağustos başından itibaren, bayramdan hemen sonra mahallenin büyük bölümü Altındağ Belediyesi’nin polis destekli yasadışı müdahalesiyle yıkıldı. Aydın Bodur ve Erhan Muratoğlu’nun haberinde detaylarını okuyacağınız üzere mahalleli bir kez daha göçe zorlandı. Mahallenin halini en iyi Renia’nın sözleri aktarıyor. Renia Halepli. Burada bulunduğu son bir yıl içinde öğrendiği çat pat Türkçesi ile bize şunu söyledi: “Burada Suriyeli çok, Halep’e benzedi diye “Küçük Halep” diyorlar. Binalar yıkılınca şimdi böyle Halep’e tam benzedi.”
Mehmet Onur Yılmaz: Ne zamandır buradasınız?
Osman Nazmi Özkan: Bir süredir burada biraderin dükkanına bakıyorum. Sanırım altı ay kadar oldu. Ama mahallenin son on yılını gözlemledim.
Onur.: Yaklaşık 3 yıldan fazla bir süredir burada çok hızlı bir değişiklik olduğunu biz de gözlemliyoruz. Özellikle Suriye’deki savaş başladığından bu yana. Son on yılda mahallede ne değişti?
Osman.: Türk vatandaşları mahalleyi yavaş yavaş boşalttı. Onların yerine de önce Afrikalı göçmenler savaşla beraber de Suriyeliler geldi. Son 2 yılda burada yaşan Türk vatandaşlarının % 90 ‘ı gitti.
Onur: Buranın eski sakinleri neden ve nereye gittiler?
Osman: Kimi ev alıp taşındı, kimi zaten kiracıydı, gitti. Bir de bu ekonomiye bağlı, burası ağırlıklı olarak Sitelerde çalışan insanların oturduğu bir mahalleydi. Sitelerdeki işler yavaşladığından dolayı işsiz kalıp giden de çok oldu. Bir kısmı da yukarı mahallede yeni yapılan binalara doğru çıktılar.
Onur: Kentsel dönüşüm uygulaması da var buralarda, değil mi?
Osman: Var. Bir kısmı zannederim kentsel dönüşümle birlikte yerlerini terk ettiler. Karapürçek’ten yer bulup oraya gittiler. Orada kiralar uygun fiyata olduğundan dolayı o tarafa doğru çıktılar.
Onur: Burada yaşayan Suriyelilerin sayısını biliyor musunuz?
Osman: 50 binin üzerinde dersem abartmış olmam. Çünkü buralar sadece gördüğünüz kısımdan ibaret değil. Mahallenin nüfusu 60 bin civarında.
Onur: Mahalledeki Suriyeliler etnik ve mezhebi olarak belirli bir kesimden mi?
Osman: O ayrımı bilemiyorum ama gelenlerin büyük çoğunluğunun Halep’ ten olduğunu biliyorum. Bugüne kadar başka bir şehirden gelene rastlamadım. Irak’tan gelenler ise daha çok Telafer’den.
Onur: Yani insanlar da biraz da bilerek geliyorlar. Öyle mi?
Osman: Tabi tabi, ilk biri gelmiştir. Daha sonra akrabasını getirmiştir, daha sonra başka akrabasını... Göç hala devam ediyor. Hala gelenler var.
Onur: Konuştuğumuz Suriyelilerin hepsinin kimlik kartları var. Yani bir kayıt sıkıntısı görülmüyor ama sen bir Türkmen gruptan da bahsettin. Onların farkı nedir?
Osman: Onlar Irak’ tan, Telafer’den gelenler. Çok azınlıktalar. Suriyelilerin arasında % 5 ya da en fazla
%10’ luk bir seviyede diyebilirim. Burada Gürcistan’dan, Azarbeycan’dan gelenler de var. 3 sene öncesine kadar yoğunlukla Somalililerin yaşadığı bir yerdi. Somalililer hala duruyorlar ama şimdi tamamen değişmiş durumda. %90 Türkler, %10 Somalililerdi. Türkler gitti, şimdi ağırlık Suriyeli.
Onur: Peki Suriyeliler ne durumdalar? Bugün ziyaret ettiklerimiz çok kötü koşullarda yaşıyorlardı. Genel ekonomik durum nasıl? Belli bir orta kesim var mı yoksa herkes zaten çok kötü durumda mı?
Osman: Arada maddi durumları çok iyi olan insanlarda var. Ama benim gördüklerimin büyük çoğunluğu çok dar gelirli. Muhtaç aileler de diyebiliriz.
Onur: Mahallede kendince bir ekonomi döndüğü görülüyor. Mahalleli hayatlarını nasıl idame ettiriyor?
Osman: Çocuklu ailelerin büyük çoğunluğunun çocukları çalışıyor diyebilirim. Çoğu Sitelerde çalışıyor. Suriyelileri bizim Türk ailelerinden ayıran özelliklerden bir tanesi borçsuz olmaları. Bugün Suriyeli bir ailenin evine bin lira girdiğinde rahatça geçinebiliyor. Benim yanımda çalışan çocuk da Suriyeli.
Onur: Yardımlar geldiğini söylemiştin. Cemaatlerden ya da çeşitli vakıflardan ve belediyeden... Bunlarla ilgili gözlemlerin nasıl?
Osman: Görmedim ama belediyenin 3 ayda bir gıda yardımı yaptığı söyleniyor. Ayrıca ekmek kartı vermişler, günlük ekmek alabiliyorlar. Cemaatlerden gelen ufak
tefek yardımlar da var bildiğim kadarıyla.
Emrah Kırımsoy: Kamp deneyimi olanlar var mı?
Osman: Evet var. Kamptan çıkıp gelenler de var. Arapça bilmediğim için derinlemesine konuşamadım ama kamp geçmişleri olduğunu öğrenebildim sadece.
Emrah: Hangi kamplar?
Osman: Genelde Antep’ten gelenler var.
Emrah: Peki mahalledeki Türklerle Suriyeliler arasında gerginlik oluyor mu?
Osman: Tabi ki yaşanıyor. Bulunduğumuz bölgede olmasa da Ulubey dediğimiz bölge gergin. Orada çok yaşanıyor. Burada çok fazla Türk olmadığından çok yaşanmıyor.
Emrah: Ne oluyor mesela?
Osman: Gençler arasında silahlı, sopalı çatışmalar
diyebilirim.
Emrah: Çok sık yaşanan şeyler mi bunlar?
Osman: Ufak tefek olsa da sürtüşme çok sık yaşanan bir durum. Gençler arasında yaşanıyor. Çete kavgası gibi..
Onur: Belediyenin destekleri olduğunu söyledin onun dışında merkezi hükümetin sağlık yardımı, hizmeti ya da sosyal hizmetlerden gelen oluyor mu?
Osman: Öyle bir şey yok. Devletin sağlıkla ilgili genel taraması yok. Kişiler kendi imkanlarıyla gidiyorlar. Büyük
çoğunluğu zaten yol iz bilmiyorlar. Bu Siteler bölgesinden başka semt bilmeyenlerin sayısı da çok fazla. Mesela Aktaş buraya 2 km uzaklıkta ya da Aydınlıkevler de yakın ama bilmezler oraları. Buradan neredeyse hiç çıkmıyorlar.
Onur: Gelirken yol boyunca gördüğümüz kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak yıkım için mavi çarpıyla işaretlenmiş yerler var. Mahallenin bir de kentsel dönüşüm gündemi var.
Osman: Bu bir aydır belediye anonslar yapıyor. “Bir ay içerisinde evlerinizi boşaltın suları keseceğiz” dediler.
Onur: Suriyeli ailelere mi anons yapıldı?
Osman: Tabi ki. Mahalleye anons ediyor oturanların büyük bir çoğunluğu Suriyeli zaten. Ve Türkçe anons yapıyor. Mahalleyi boşaltmanın en kolay yollarından bir tanesi suyu ve elektriği kesmek. Altındağ Belediyesi yapıyor bunu.
Onur: Konuştuğumuz Suriyeli aileler kentsel dönüşümden habersizler. Oturdukları evlerin sağlam olmadığını ve tamir edileceğini bu yüzden boşaltmalarının istendiğini düşünüyorlar.
Osman: Anonslar Türkçe yapıldığı için oluyor bu. Onur: Yer gösteriyorlar mı peki?
Osman: Öyle bir durum yok. Büyük çoğunluğu zaten kiracı. Ev sahibi olan çok çok
az bir kesim. Ev sahipleri de Belediyenin kendilerine kağıt imzalattığını söylüyor ama
imzalatılan kağıdın içeriğini bilen yok. 6
Jamal’ın komşuları önce belediyeden geldiğimizi sanıp endişelendiler. Tercümanımız Renia durumu anlatınca rahat bir nefes aldılar.
Dört yaşındaki çocuğun yattığı zemin yerden gelen rutubetle ıslanmıştı.
Onur: Kiralar da pek ucuz değil aslında. Tek oda bir yere 250 lira falan ödüyorlar bildiğim kadarıyla.
Osman: Mülk sahibi orayı 250 liraya kiraya vermiştir. Kendisi başka mahallede, daha iyi bir evde, 300 liraya oturuyordur. Böyle fırsatçılıklar oluyor.
Onur: Yani bu mahallede 1-2 ay içerisinde kapsamlı bir yıkım olması bekleniyor. Peki burada ne yapılacağına dair yeni bir projeyle ilgili bir bilginiz var mı?
Osman: Yok bilmiyoruz. Kimse bilmiyor.
Emrah: Sizin dükkan da yıkılacak mı?
Osman: Burası da kentsel dönüşüme dahil ama çok fazla bir alanı yıkmayacaklar. Emrah: Çocuklar ve gençler ne yapıyorlar?
Osman: Büyük kısmı çalışıyor. Onun dışında bizim seksenli yıllarda yaptığımız gibi, 5-10 kişi bir araya gelip oturup sohbet ediyorlar, bizim 30-40 yıl önceki halimiz. Alışverişlerden anlıyorum daha çok. Bizler o zamanlar kırılmasın diye çelik ya da melamin tabak kullanıyorduk. Şimdi de Suriye’den gelenler kullanıyor.
Emrah: Kızlar genelde evde mi duruyorlar? Muhafazakar bir çevreleri mi var? Osman: Muhafazakar bir yapıları var.
Onur: Biz konuşurken gelen 20-30 müşteriden en fazla 3 tanesi Türktü. Bu da aslında nüfus oranını veriyor biraz.
Osman: Bizim dükkana gelip içerde Suriyelileri görünce “burası Suriyelilerin diyerek geri çıkan ve tepki gösteren Türkler oluyor. Belki haklı tarafları da vardır. Buralarda kendisine ikinci üçüncü eş olarak Suriyeli kadınları alan eevlenen adamlar var. Bundan dolayı Türkler arasında çok tepki var Suriyelilere. Bu buranın en büyük sosyal sorunu ve bence böyle giderse çok daha büyük bir sorun haline gelecek.
Emrah: Neden çok daha büyük bir sorun olacağı konusunu biraz daha açar mısınız?
Osman: Suriyeliler bunu kabul ediyor ama Türk ailesi çok eşliliği kabul edecek mi? Türk kadını bunu kabul etmez ve aile içi şiddet ve cinayeti de beraberinde getirecektir. Türk kadınlarının Suriyeli kadınlara olan tepkisini gözlemleyebiliyoruz burada.
Yorumlar (0)