Sevgili NATO’cular,
Size Ankaramıza hoş geldiniz demek isterdim ama hiç hoş gelmediniz. Gördüğünüz bu şehir, bizim her gün yaşadığımız gerçek Ankara değil ve bu sizin yüzünüzden.
O jilet gibi sarı yol çizgileri ve özenle boyanmış asfalt yollar ve kaldırımlar sadece sizin için yapılmış birer makyajdan ibaret. Eğer gerçek Ankara'yı görmek ve Ankaralıların sizin hakkınızdaki düşüncelerini duymak istiyorsanız, o bariyerlerle çevrili, şatafatlı protokol yollarının bir arka sokağına geçmeniz yeterli olacaktır.
Aslında bu süreçte yüz yüze gelmek, düşüncelerimizi açıkça söylemek istedik ama şehrimiz adeta kapatılmış durumda. Kamu kurumlarının tatil edildiği, esnafa kepenk indirtilen, ana yolların trafiğe kapatıldığı, çöp kutularının dahi toplatıldığı bu günlerde bize verilen tek mesaj aslında sizin karşınıza çıkmamamız gerektiğiydi. Bununla da kalmadı, ablukaya alınan sadece kentin sokakları değil, sizin hakkınızda düşüncelerimizi dile getirdiğimiz yazıları okumanız veya sesimizi duymanız da fiilen imkânsız hale getirildi. Çünkü bugünlerde sosyal medyada N-A-T-O ve H-A-Y-I-R harflerini yan yana getiren herkesin hesabı engellendi. Aklından NATO'yu protesto etmeyi geçiren herkesin evlerine şafak operasyonları düzenlendi, hazır başlamışken ekolojistler, madenci direnişine selam veren TEMA'cılar, LGBTİ+ aktivistler ve biz gazeteciler de pakete dahil edildik ve 500’e yakın kişi gözaltına alındı, birçoğu tutuklandı. Bu yazı kaleme alındığı saatlerde ikiyüze yakın yeni gözaltının haberi düştü haber sitelerine.
2004 yılındaki NATO İstanbul Kongresini hatırlayanlarınız vardır. O günden bugüne bakış bize kontrollü bir deney imkânı veriyor. Aynı ülke; Türkiye, aynı örgüt NATO, aynı kongre. Değişen aradan geçen 22 yıl. O günlerde tüm güvenlik önlemlerine rağmen on binlerce insan İstanbul’da sokağa dökülüp açıkça "NATO'ya Hayır" diyebilmişti. Hatta dönemin Başbakanının İstanbul halkından kongre sebebiyle verdikleri rahatsızlık için özür dilediğini hatırlıyorum. Ben de o dönem TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri olarak Ankara'dan kaldırdığımız 10 vagonluk trenle ve otobüsler dolusu kalabalıkla o itirazın bir parçası olabilmiştim. Bugün ise bırakın meydanlara çıkmayı, NATO üzerine kapalı salonda panel düzenlemek isteyenler dahi tutuklu. Ancak şunu çok iyi bilmelisiniz ki; sokaklarda görünmüyor oluşumuz, baskıyla sesimizin kısılması NATO'ya hayır demiyoruz anlamına asla gelmez: NATO’YA Hayır!
Zırhlı arabalarınızdan kafanızı çıkarıp dışarı bakarsanız umuduyla kongre mekânı ile oteliniz arasında geçme ihtimaliniz olan her yoldaki tüm reklam panolarına yerleştirilmiş, içinde "barış" ve “dayanışma” kavramları geçen sloganların eşlik ettiği savaş oyuncaklarınızın boy boy reklamlarını göreceksiniz. Siz barışın silahla ve sürekli olarak kendinize yeni düşmanlar tarif ederek sağlanabileceğine inanıyorsunuz; biz ise barışın silahların olmadığı bir ortamda ve ancak birlikte yaşamı örgütleyerek var olabileceğine inanıyoruz. Bu yüzden NATO’ya da, savaş oyunlarınıza da hayır. Kim bilir Ankara’da bir araya gelip dünyanın başına ne çoraplar örecekseniz, ördükleriniz yetmezmiş gibi. Kendinize yeni yeni düşmanalar tanımlayıp mavi kürenin dört bir yanında yeni savaşlar çıkarmanın planlarını yapacaksınız. Milyarlarınıza milyarlar katmanızın, kaba gücünüzü korumanızın başka bir yolu olmadığını düşünüyorsunuz, bunu görüyoruz. Ama bu hırsınızın dünyayı nereye sürüklediğini de görüyoruz. İşte bu yüzden NATO’ya Hayır!
Yine de, NATO Kongresi bahanesiyle gelmiş olsanız da aranızda o karanlık NATO ruhundan biraz olsun sıyrılabilenleriniz olursa, onlara sivil birkaç tavsiyem var. Bizim taksicilerimiz İstanbul’dakilere nazaran çok iyidir ve genellikle çok hoş insanlardır ama beyaz gömlek-gri pantolonla gezip size arabada lokum ve kolonya da ikram etmezler, bu yapay protokollere kanmayın. Gerçek Ankara lokumu tatmak isterseniz 100 yıllık Şekerci Ali Uzun'a uğrayın, çifte kavrulmuş fıstıklı lokumu harikadır! Kuru kahve Hacıbayram'da Gül Kahve'den alınır. İlla kolonya almak isterseniz de Ankara’nın asırlık kolonyacısı Eyüp Sabri Tuncer’in Ulus’taki ya da Esat Caddesindeki mağazalarından birine uğrayın; iddia ederim Köln’ün dünyaca meşhur kolonyasından geri kalmaz! Tabi eğer dükkânı açık bulursanız, zira Esat Caddesi de diğer pek çok ana cadde gibi altı gün boyunca muhtemelen kapalı olacak. Yani açık bulsanız da esnafa selam verirken NATO'dan geldiğinizi söylemeyin, hiç iyi karşılanmayabilirsiniz.
Başka bir zaman, bu savaş oyunlarını ve silahları bir kenara bırakıp Ankara'yı gezmek, tanışmak ve gerçekten barışı ve dayanışmayı konuşmak isterseniz işte o zaman başımızın üstünde yeriniz var. Yoksa biz yokuz; gördüğünüz gibi, sizin bu uydurma ve militarist düzeninizde gerçekten yokuz!
Yorumlar (0)