Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Arkadaş Kitabevi'nin One Tower AVM’de bin yüz metrekarelik kitap mağazası açıldı...

Arkadaş Kitabevi’nin One Tower AVM’deki yerini gördünüz mü? AVM’lerdeki kitapçılar, büyük eczaneler gibidir. Hani bilirsiniz: ilaçtan başka, güneş kremi, deniz yatağı, şnorkel, bot, mayo, artık allah ne verdiyse... AVM kitapçılarında da oyuncak, elektronik eşya, tencereden tavaya her şeyi bulmak mümkün artık. Ama Arkadaş Kitabevi, pek öyle değil. Gerçekten çok geniş bir kitap arşivi var, belki de yüzbin kitap ve süreli yayın sergileniyor, hangar gibi bir mağazada!

Arkadaş Kitabevi'nin One Tower AVM’de bin yüz metrekarelik kitap mağazası açıldı...

Bir de Köpük Kafe’leri var. Hani bir kitapçının içindeki oturma köşesinden haylice büyük, büyücek bir restoran kıvamında...

Onur Özdemir’le görüşmemizi, ArtAnkara’nın ATO sergi salonlarındaki resim standında yapıyoruz. Onur Bey, ABD’de görsel iletişim tasarımı okumuş, üzerine işletme masteriyapmış. 2013 yılından beri yağlıboya resimler yapıyor. Büyük ekran bir TV var, duvarda, resimlerin ortasında. Yaptığı tabloların hangi aşamalardan geçtiğini anlattığı videolar dönüyor, ekranda. Onur Bey, ziyaretçileriyle ilgileniyor, stantta. Fırsat bilip, önce resimleri inceliyoruz. Etkileyici. Ziyaretçilerini yolculadıktan sonra, ortadaki masaya karşılıklı oturuyoruz.

Hemen sohbete şaka ile karışık bir serzenişle başlıyoruz. “Hocam, bizim gazeteleri mağaza raflarınızda sergilemiyorsunuz artık?” Aslında bir soru bu. Onur Bey şaşırıyor, “konuyu bilmiyorum, nedir mesele” diyor. Solfasol’un amatörce çıkarılan aylık bir gazete olduğunu, kolektif bir çabayla çıktığını, satış mecralarına ihtiyaç duyduğunu, AVM’lerde Arkadaş Kitabevi kanalıyla da satıldığını ama bir süredir, kitabevi alım yetkililerinin gazete gönderilerimizi hemen iade ettiklerini anlatıyoruz.

Onur Bey, yüzbinlerce kitabın çevrildiği dev bir mağazanın yönetimini 3 kişi ile yapmanın ne demek olduğunu anlatıyor. Bizlere anlattığı: geleneksel kitapçılığın dışında yeni bir kitapçılık modeli aslında. Yapmaya çalıştıkları, çok çeşit sunmak. Ama onbinlerce çeşit!? Adına “arşiv kitapçılığı” diyor, anlatırken Onur Bey. “Burada” diyor “yemek kitapları arasında sadece çikolata yapma teknikleri üzerine en az 10 tane kitap bulabilirsiniz”... “Bu kadar çok çeşidin olduğu bir mağaza, ancak bilgisayar destekli ERP (kaynak planlama) programları ile yönetilebilir”, diyor. Yeni mağazacılık yönelimi açısından sonuna kadar haklı, aslında! 2-3 insanla, sayısı yüzbinin üzerine çıkan çeşidin takibini yapmak, başka türlü mümkün değil. Hangi kitap/dergi ne kadar satmış, rafları ne kadar işgal etmiş?

Yenilerinden sipariş etmek lazım mı, lazımsa, kaç tane sipariş etmek lazım? Sonuçlar, ERP’nin istatistiki raporlaması ile değerlendiriliyor. Eğer raftaki malzeme satıldıysa yenilerinin ne kadar sipariş edileceği de, satmıyorsa gereğinin ne olacağı da ERP ile karar altına alınıyor.

“Yani bizim Solfasol’ları, raflardan kaldıran da ERP” diye kahkaha atıp takılıyoruz. Arada tüm yayınların eşit tanıtılamadığı bazı yayınların belki de biraz daha tanıtıma ihtiyaç duyduğuna ilişkin itirazlarımız oluyor, yine de. Ama Onur Bey de haklı: “evet” diyor, “bazı yayınları destekleyerek, arkasından iterek biraz daha sattırabilmek mümkün, ama zaman içinde artan bu satış eğilimi, bir süre sonra kendiliğinden düşüyor”, diyerek deneyimlerini paylaşıyor.

Arkadaş Kitabevi’nin ikinci kuşak yönetici- sahiplerinden Onur Can Özdemir’le görüşüyoruz. Onur Bey, 1985 doğumlu. Babası, Arkadaş Kitabevi’nin kurucusu ve ilk sahibi, ODTÜ-Fizik mezunu Cumhur Özdemir. Kitapçılık ve yayıncılık, anne-baba ve iki oğul Özdemir ailesinin tüm bireylerinin ilgilendiği bir iş kolu. Birkaç kez Ankara dışında maceralar aramalarına karşın, Arkadaş Kitabevi, tümden Ankaralı kalan üç-beş kitapçıdan biri Ankara’da. ODTÜ’lü gençlerin 1980’lerin başında kurdukları bir kitap dağıtım firması diye başladığı söylenir, maceraları; aslında öncesinde de başka kitapçılık maceraları da varmış, ODTÜ’lü Cumhur Özdemir’in. Sonra Mithatpaşa’da Evrensel Kitabevinin yerine geçilir. 1990’lar Arkadaş Kitabevinin büyüme yıllarıdır, ODTÜ’deki mağaza, o sıralar açılır. Yayıncılığın yanı sıra yurtdışından yabancı dillerde kitap getirme yarışına girerler. Microsoft Press’in tek yetkili temsilcisi olurlar. Microsoft’la birlikte büyüme daha da hızlanır. 2010’lara doğru artık oyunun kuralı değişmiştir. Arkadaş Kitabevi, şehir içindeki satış noktalarını kapatır ve AVM’lerde büyük metrekareli mağazalarda kitapçılığa girişir. Ailece aldıkları kararla, kitapçılık yapılacaksa, tıpkı Barnes&Noble gibi hemen her çeşit kitabın sergilendiği büyük metrekarelere taşınacaklar ve arşiv kitapları sunacaklardır. Önce Kentpark AVM, ardından NATA-VEGA ve son
olarak One Tower AVM’de yüzbine varan kitabı sergileyebilecekleri dev kitap mağazaları açarlar.

Elbirliği ile amatör duygular içinde çıkarılan bir gazete olarak, tıpkı bizim gibi daha minimalist yaklaşımlarla kitapçılık yaptıkları şehir içindeki eski “Arkadaş”ımızı özlediğimizi söylüyoruz. Şehir içindeki satış noktalarını bırakmalarından duyduğumuz üzüntümüzü dile getiriyoruz. “Haklısınız geleneksel yöntemler de şüphesiz devam etmeli, desteklenmeli. Ama biz başka bir yola girdik” diyor ve AVM’lerin hayatımıza girdiğini, kitap dostlarının daha çok AVM’leri de tercih ettiğini ekliyor konuşmasında.

Şehir içinde şu anda yaptıkları ölçekte büyük metrekareleri uygun koşullarda bulduklarında kitap mağazası açabileceklerini ilave ediyor. Nitekim yeni noktalarla, şehre yayılacaklarının müjdelerini de veriyor.

Biraz Arkadaş-Adaş’ın eski günlerini yad ediyoruz. Konu Ankara Arkadaş Kültür Sanat Bülteninden açılıyor. Hepimizin yüzü aydınlanıyor. Ankaralı kültür sanat müdavimlerinin Ankara’daki kültür/sanat etkinliklerini 23 yıldır takip ettikleri bir bülten bu. Tam da Ankara’nın logosu Hitit Güneş’ine başlatılan saldırı zamanlarında, o güzelim amblemi kapağına taşımıştı, bu bülten. Ve hala Hitit Güneş’ini kapaklarından ayırmadılar... Her ay binlerce bülten, ücretsiz olarak dağıtılıyor. Ankaralılar için önemli bir hizmet bu, altından nasıl kalktıklarını soruyoruz: “Başlangıçta tüm maliyet Arkadaş’ın sırtındayken, şimdi aldıkları ilanlarla bülteni döndürebildiklerini” anlatıyor, Onur Bey. Bültenlerinden duyduğu memnuniyet, yüzüne yayılıyor.

Bir de resim/reprodüksiyon baskı işleri var, Arkadaş Yayınlarının. Uzunca bir süredir, ünlü ressamların tablolarının tıpkı basımlarını yapıyorlar, bu sektörde rastlanmayan bir biçimde, teliflerini ödeyerek üstelik. Konu tekrar resim mevzusuna dönüyor. Onur Bey, duvarlardaki resimlerini anlatıyor, teker teker bilgi veriyor. Hangi ruh hali içinde, nasıl ürettiğini anlatıyor resimlerini... Resimler, bizleri de etkiliyor, türlü türlü duygulara sürüklüyor.

Teşekkür ediyor ve ayrılıyoruz, ArtAnkara’daki diğer standları da dolaşıyoruz. Yurtdışından Özbek, Kazak, Türkmen, Japon, Çin ve Almanya’dan gelen sanat evleri, sanatçılar var. İstanbul, İzmir ve diğer Anadolu kentlerinden de katılanları görüyoruz. Salon basık, oksijensiz kalıyoruz, adı ile müsemma ARTAN KARA’dan, en az onun kadar gri Ankara’ya çıkıyoruz...

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış