Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Birleşik Haziran Hareketi’nden Serpil Güvenç: “Gelin, Haziran’da bir araya gelelim!”

“2013 Haziranı’nda sokakları dolduran tüm insanların küllenmiş gibi görünen isyanlarını ve taleplerini, sokaklarda, meclislerde
ve forumlarda bir araya gelerek yeniden gündeme taşımak ve gerçekleştirmek istiyoruz.” Birleşik Haziran Hareketinin içindeki isimlerden Serpil Çelenk Güvenç’le solu, AKP’yi, CHP’yi, HDP’yi Haziran seçimlerini konuştuk.

Birleşik Haziran Hareketi’nden Serpil Güvenç: “Gelin, Haziran’da bir araya gelelim!”

Solfasol: Birleşik Haziran Hareketi (BHH) olarak Ankara’da solda ittifak çalışmaları için çok değerli çabalarınız oldu, başlangıçta özellikle laik-demokratik eğitim taleplerinin dillendirilmesi Ankara’da çok önemli yankı buldu. Gezi’de yan yana durabilmiş soldan insanların, bir kez daha ittifak çalışması önemliydi. Üstelik bu kez, süreç meclisler/forumlar biçiminde yürüdü, bireysel katılımlara da açıktı. Aslında bu süreç, Gezi direnişinden sonra mahalle forumları/meclisleri ile yaygınlaşmıştı değil mi?

Serpil Güvenç: Öncelikle, Birleşik Haziran Hareketi’nin (Haziran’ın) görüşlerini sizlerle ve Solfasol okuyucularıyla paylaşma olanağını bize tanıdığınız için teşekkür etmek istiyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, Haziran, Gezi’de yan yana durabilmiş insanların ve örgütlerin, dinci/mezhepçi bir zorbalığı her geçen gün biraz daha yaşamımızın parçası haline getiren; faşist, gerici, piyasa yanlısı, emperyalizme bağımlı bir siyasal iktidarın, AKP iktidarının karşısına örgütlü bir biçimde çıkarak onu yerinden etme amacıyla kuruldu. 2013 Haziran’ında ülkemiz kentlerinin sokaklarını dolduran kadın, erkek, genç, yaşlı tüm insanların küllenmiş gibi görünen isyanlarını ve taleplerini, hep birlikte, sokaklarda, meclislerde ve forumlarda bir araya gelerek ve kararlar alarak yeniden gündeme taşımak ve gerçekleştirmek istiyoruz. Ülkenin hemen hemen her bölgesinde yerel meclisler halinde örgütlendik, örgütleniyoruz.

Haziran’ın Türkiye Meclisi’nde binlerce temsilcinin aldığı kararları hayata geçirme çalışmalarının en önemlilerinden
birisi laik ve bilimsel eğitim talebi çerçevesinde 13 Şubat’ta
ana babalar ve eğitimcilerle birlikte gerçekleştirdiğimiz uyarı boykotu oldu. Hepimizin bildiği gibi, AKP, milli eğitimde yapageldiği değişikliklerle, sorgulamayan ve eleştirmeyen nesillerin yetiştirilmesini planlamakta. Körpe beyinleri dinsel doğmalarla doldurulan, sömürüyü ve düzeni sorgulamak yerine bir yazgı olarak gören, özgür yurttaşlar olarak değil
ama ‘dindar ve kindar’ cahiller olarak yetişen çocuklar istiyor siyasal iktidar. Özellikle de 4+4+4 uygulaması sonucunda, itaatkar ucuz emek olarak sermayeye sunulacak bu gençler.
Kız çocuklarının durumu daha da kötü. Onlar, sermayenin gereksindiği kadar ucuz emek olmanın yanı sıra, eskiden beri bir ölçüde süren, çocuk gelin olmak, ev işleriyle uğraşmak, evde

yaşlı ve engellilere bakmak gibi koşullara bu kez devlet zoruyla, AKP’nin yasa ve uygulamalarıyla mahkum edilmekte. Bu yönleriyle düşündüğümüzde, laik ve bilimsel eğitimin aslında bir emek sorunu olduğunu açıkça görmekteyiz. Bu nedenle, bugünlerde zorunlu din dersine karşı bir imza kampanyasıyla sürdürdüğümüz bilimsel ve laik eğitim çalışmalarımızı uzun erimli bir hedef olarak gündemimize aldık.

Yapılan çalışmalarda ve örgütlenme sürecinde, Haziran’ın ülkemizde yakıcı bir gereksinime karşılık geldiğini ve insanların 2013’ten bu yana bir şeyleri mutlaka değiştirmek konusundaki kararlılıklarının azalmadığına tanık olmaktayız. Bu durum geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor.

Doğrudan emek gündemli çalışmalarımız da sürmekte. Soma’da, Ermenek’te arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Haziran 1 Mayıs’ta da ülkenin her yerinde bayrağımız yükselecek.

“Haziran’ın ülkemizde yakıcı bir gereksinime karşılık geldiğini ve insanların 2013’ten
bu yana bir şeyleri mutlaka değiştirmek konusundaki kararlılıklarının azalmadığına tanık olmaktayız.”

S: BHH’nin ilk kuruluşunda önce Halkevleri(HE) ile de temas vardı ama HE sürecin dışında kaldı. Sonrasında da HE, HDP’yi destekleme kararı verdi. BHH içinde HDP’yi destekleme konusunda İstanbul’da bazı kesimler de kişisel olarak desteklerini açıkladılar, Ankara’da da böyle bir eğilim var mı?

S. G.: Halkevleri’ndeki arkadaşlarımız ‘Vişnelik Süreci’nde* ayrılma kararı aldılar. Bizim seçim açıklamamızı izleyen günlerde de HDP’yi desteklediklerini açıkladılar. Bazı konularda farklı düşünebiliriz ama aynı büyük cephenin içinde olduğumuzu düşünüyorum.

Sorunuzun ikinci bölümüne gelince; Haziran, yukarıda
da değindiğim gibi, içine girdiği yoğun örgütlenme ve eylemlilik ortamında, seçimleri de değerlendirmeye almak üzere iken, destek talepleriyle karşı karşıya kaldı. Konu tüm yerel meclislerimizde tartışmaya açıldı ve onların kararları doğrultusunda bir açıklama yapıldı Yürütme Kurulumuz tarafından. Açıklamada, özetle, Haziran’ın ikili bir ittifaka girmeyeceği, AKP iktidarını yerinden edecek ve Türkiye’yi yeniden inşa edecek bir kurucu iradenin gerekli olduğu, bu görevin Haziran’ a düştüğü, konunun ise seçimin ötesine taştığı vurgulandı. Ayrıca, bu süreçte, Haziran’ın, kendi ilkelerini benimseyen tüm siyasal güçlerle dayanışabileceği de belirtildi. Açıklamada oy verme yönünde bir işaret bulunmamaktaydı.

Bazı arkadaşlarımız HDP’ye aktif destek gibi bir tercihte bulundular ve ötesine geçerek bir imza kampanyası açtılar
ve seçime yönelik örgütlü çalışmalara girdiler. Daha sonra Komünist Parti (KP) de seçime girme kararı aldı.
Haziran, daha önce de belirttiğimiz gibi, sandığa sığacak ya
da bu çerçevede çalışmak için örgütlenen bir hareket değildir. Daha da ötesi, parlamento ya da parlamentoya girecek üye sayısıyla sınırlı bir tutum aslında Haziran’ın ve Gezi’nin ruhuyla da tamamen terstir. Hareket, sınırları darbe hukukuyla iyice daraltılmış bir seçim gündemine, seçim pazarlıklarına hiç ama hiç hapsedilemez. Biz, içinde bulunduğumuz bu aşamada, sistemi ve AKP’yi deşifre etme mücadelemizi sürdürmeye, örgütlenmemizi genişletmeye, kararlarımızı yaşama geçirmeye çalışıyoruz.

“Haziran, sandığa sığacak ya da bu çerçevede çalışmak için örgütlenen bir hareket değildir. Daha da ötesi, Parlamento ya da Parlamentoya girecek üye sayısıyla sınırlı bir tutum aslında Haziran’ın ve Gezi’nin ruhuyla da tamamen terstir.”

S: AKP’ye yandaş olmayan medyada bir HDP
rüzgarı estiriliyor. Ama solda bazı kesimler HDP’nin desteklenmesinden de öte HDP’den söz edilmesine bile çok katlanamıyorlar sanki? BHH’de böyle bir sıkıntı içine mi düştü de BHH süreci kısmen yavaşladı?

S.G.: HDP’nin medya dahil olmak üzere, kendi dışında bazı AKP karşıtı kesimlerce desteklendiği tespitine katılıyorum. Karşı olanlar da var elbette. İçinde farklı çevreden gelen örgüt ve kişileri barındıran Haziran Hareketi’nde de bu konuda iki akımı da destekleyen eğilimlerin var olması son derece doğal.

Haziran sürecinin yavaşlaması görüntüsünün ise, daha ziyade medyanın ilgisinin seçimlere odaklanmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

S.: HDP ve BHH gibi sol kesimin örgütlü olması, daha önce sağa yönelen CHP’yi de bu kez daha sola çekti sanki, katılır mısınız?

“Haziran İsyanı’na rağmen, yerel seçimlerde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağ ile ittifakı ve sağcı adayları tercih eden CHP, bu stratejinin işlevsiz olduğunu gördü.”

S.G.:1960’lı yıllarda, sendikacıların kurduğu, sosyalist bir parti olan Türkiye İşçi Partisi’nin yükselişi ve CHP’nin gençlik kesiminin bu partiye kayması üzerine ‘ortanın solu’ sloganı kullanılmaya
ve TİP’in bazı ilkelerine sahip çıkılmaya başlanmıştı. Türkiye’nin ve dünyanın içinde bulunduğu koşulların da etkilediği, ilkesel olmayan pragmatik bir tavırdı bence. Haziran İsyanı’na rağmen, yerel seçimlerde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağ ile ittifakı ve sağcı adayları tercih eden CHP, bu stratejinin işlevsiz olduğunu gördü. 7 Haziran seçimleri için, önceki seçimlerde olduğu gibi, sağcı adaylara fazla itibar etmemesinin arkasında Haziran İsyanı’nın estirdiği sol rüzgarı yeniden anımsamasının ve bir ölçüde de Haziran’ın toplumsal etkisinin yattığını düşünüyorum.

Haziran ayaklanmasının, tereddütlü yaklaşımına ve yer yer karşı çıkışlarına rağmen, HDP’yi de etkilediği açık. Demirtaş’ın özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde etnik vurguları bir kenara bırakarak sol/emek ağırlıklı bir söylemi seçmesi ve 7 Haziran’da sol adayların listelerdeki varlığı, bu etkinin başka bir örneği.

“Haziran ayaklanmasının, tereddütlü yaklaşımına ve yer yer karşı çıkışlarına rağmen, HDP’yi de etkilediği açık.”

S.: Aslında bırakın HDP içinde olmayı, HDP ile isminin bile anılmasını istemeyen, önemli bir sol çoğunluk da var... bazıları kerhen CHP’yi destekliyor... bazıları ise Vatan Partisi gibi daha sert bir çizgide siyaset yapıyor... solun tüm renklerinin bir arada durabilmesi mümkün mü?

S.G.: Haziran olarak bağımsız, sol-sosyalist bir çizgiyi temsil etmeye çalışıyoruz. Gelin, Haziran’da bir araya gelelim ve birlikte insanlık onuruna yakışır bir ülke kuralım.

* Vişnelik Süreci: BHH, ODTÜ Vişnelik tesislerinde gerçekleştirilen üç büyük toplantı ile kuruluş sürecini tamamlamıştır. İlk toplantı 30 Ağustos 2014’te, ikincisi 21 Eylül 2014’te, kuruluş kararının alındığı üçüncü toplantı ise 19 Ekim 2014’te gerçekleştirilmiştir.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış