Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

CHP’Yİ Bekleyen Ekrem Sorunları: Örgütsel Kireçlenme

Özetle; parti kurmayları öncelikle bir bütünlüklü muhalefet stratejisi oluşturmalı, bir SWOT analizi yapmalı sonra da halka gitmeli, toplumsal kurumlarda, sivil toplumda doğrudan doğruya bireylerle, seçmenle kalıcı ve sahici ilişkiler kurmalıdır. Toplumla dinamik ve kalıcı ilişkiler tesis etmek CHP’yi bir partiden bir politik harekete doğru çevirecek dinamizmi de ona verecektir.

CHP’Yİ Bekleyen Ekrem Sorunları: Örgütsel Kireçlenme

 

Yazının videosunu bu linkten izleyebilirsiniz

Erkendi, geçti; gerekliydi gereksizdi… derken Ekrem İmamoğlu daha Ön Seçim yapılmadan sahaya indi; iyi de yaptı. 23 Mart’taki seçimin hangi adayın seçileceğinin değil, hangi adayın seçilmeyeceğinin ve ön seçimde seçilmeyen bu adayın yol haritasının ne olacağının belirlenmesine dair bir süreç olduğunu daha önce de yazmıştım. Bu Ön Seçim’in iki doğal adayı vardı; Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu. Eğer çıksalardı 3’üncü, 4’üncü… adaylar da olsa olsa bu seçimin tadı tuzu olacaklardı. Mansur Bey de ön seçime girmeyi tercih etmeyince -ki kendince çok geçerli sebepleri vardı- 23 Mart’taki ön seçim CHP örgütünün Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir irade beyanına dönüştü. Ancak belli ki, ön seçim kararının alınması akabinde, 9 Şubat’ta düzenlenen Trumvirlik (İmamoğlu-Özel-Yavaş) Zirvesi’nde Mansur Bey’e bir yol haritası çizilmiş. Ne bu haritanın detaylarına hakimiz ne de önümüzdeki tarihsel sürecin o gün Mansur Yavaş’a çizilen yol haritasına paralel seyredeceğine eminiz. Şu an için ancak Üçler Zirvesi’nde bir şeyler konuşulduğunu, Yavaş’ın gönlünün alınmaya çalışıldığını, daha da ötesi, Yavaş’a bir yol ve yön gösterilmeye çalışıldığını varsayabiliriz. Yavaş’ın gönül koyup kenara çekilmemesi; İmamoğlu’nun yanında durmaya devam etmesi ve gerek parti içindeki gerekse de kamuoyundaki politik özgül ağırlığını muhafaza etmesi de Ön Seçim kararının Yavaş-İmamoğlu arasında bir kopuşa değil, yeni tarz-ı siyasete işaret ettiğinin izleri olarak okunabilir. İkili arasındaki bu tarz-ı siyaset ne getirecek ne götürecek onu bekleyerek öğreneceğiz.

İmamoğlu kampanyasını 8 Mart’ta İzmir’den başlattı. Aynı gün akşam Kayseri’ye gitti. Ertesi gün öğlen Adana’da akşamına da Antalya’daydı. 10 Mart’ta Başakşehir’de konuştu. Sonra Trabzon. 13’inde Bursa’ya geldi. Bursa mitingi hayli kalabalıktı. 15’inde Ankara’da konuştu. Mansur Yavaş’la öncesinde basının karşısına çıktılar ancak Yavaş mitinge gelmedi. Pazar günü de Diyarbakır’a gitti.

Tek adaylı bir Ön Seçim için böylesi bir kampanyaya ne gerek var? Ön Seçim’in bir aday belirleme seçimi olmaktan çoktan çıktığını daha demin yazdım. Kimin aday gösterilmeyeceği belirlenecekti bu seçimde; aday gösterilmeyene de bir yol haritası hediye edilecekti. Yavaş’ın seçimlere katılmaması Ön Seçim’in ilk sonucunun 23 Mart beklenmeden tahsil edilebilmesini kolaylaştırdı. Ancak bu seçimin hala yerine getirmesi gereken görevleri var: Örgüt sürece ne kadar sahip çıkacak; ön seçim bize bunu gösterecek. Daha net söylemek gerekirse Ön Seçim’e kaç CHP üyesi iştirak edecek bunu öğrenmiş olacağız. Hiç on bin adayın %99’unun oyunu almakla bir milyon adayın %99’unun oyunu almak aynı olur mu?

CHP’nin Ekrem Kireçlenmesi Sorunları

CHP’nin yürüyen aksamı uzun zamandır sorunlu. Örgüt, teşkilat diyorum; sorunlu. CHP’de motorun, genel merkezin torku örgüte geçmiyor. Örgütün yolla/halkla bağlantısı zayıf. Bu da partide ciddi bir hareket sorunu, bir eklem sorunu yaratıyor diye düşünüyorum. 2023 seçimleri hep Altılı Masa ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığı vb. üzerinden konuşuldu ama CHP örgütü, örgütün eklem kireçlenmesi üzerinden hiç konuşulmadı.

2023 seçimlerinden bu yana köprünün altından çok sular aktı. CHP Genel Başkanı’nı değiştirdi. Parti motoru, genel merkezi, baştan ayağa rektifiye edildi edilmesine de yürüyen aksam hâlâ aynı tas aynı hamam. Partinin örgütünün yaşadığı bu osteoartrit sorunlar 23 Mart sonrası ciddi bir ekrem kireçlenmesine yol açar mı; sanırım açacak gibi.

Baştan alayım. Bugünden 14 Mayıs 2028 seçimlerine tanı tamına 1180 gün var. 23 Mart’ta İmamoğlu’nun adaylığının açıklandığı gün ise 1174 gün kalmış olacak. Seçimler erkene alınır mı; muhtemeldir ki alınacak. Ama bu, sizin, her ne olursa olsun en kötü 1174 günlük bir yakıtla yola çıkmanız gerektiği gerçeğini hiç değiştirmiyor. İmamoğlu’nun böyle bir yakıtı var mı? Kem gözlerden ırak, muhteremin ardına politik-erke-dönergeci takılmış; değil 1174, on bin 174 gün konuş deseler, nefessiz, bilâfâsıla konuşur. O konuşur da kıkırdakları hasar görmüş, hareket kabiliyeti azalmış, ekrem kireçlenmesinden mustarip örgüt ahir zaman Clark Kent’inin hızına yetişebilir mi orası tartışılır.

Şaka bir yana, CHP örgütünün ekrem sorunları, kıkırdak sorunları, hareket sorunları çözülmedikçe İmamoğlu’nun adaylığı bir politik harekete dönüşemeyecek; İmamoğlu’nun adaylığı bir politik harekete dönüşemedikçe politik yakıtı (en son) 2028’de yapılması planlanan seçimlere yetmeyecek; kamuoyu ilgisi, heyecanı eni sonu sönecektir.

Bütünlüklü bir muhalefet stratejisini hayata sokabilmenin öneminden daha önce de bahsetmiştim. “Hakemin taraf tuttuğu, oyun oynanırken kuralların değiştirildiği, rakip takımın favori oyuncularının ya oyundan atıldıkları ya da sakatlandıkları bir maçı kazanmak için hakeme kızmaktan, her kırmızı karta tepki göstermekten başka bir şeyler yapmak gerekiyor.”[1]

Mitingler, sosyal medya, basın açıklamaları; bunların halka gitmenin önemli enstrümanları olduklarını tartışmaya gerek var mı? Ancak yine de hatırlatmak gerekiyor ki, CHP örgütü topluma doğru gitmedikçe, çarşıda, pazarda, sendikada, kampüste… toplumla gerçek anlamda bir ilişki kuramadıkça, İmamoğlu’nun miting enerjisi bu arabayı bu menzile taşımaya yetmeyecektir.

Toplum dediğin nedir ki, var mı gören duyan? Toplum kurumları ile somutlaşır; toplumu ailede görürüz, hukuk, siyaset, ekonomi gibi kurumlarda görürüz. Toplumu derneklerde, vakıflarda, okullarda görürüz. Topluma gitmek buralara gitmektir. Halka gitmek kampüslere girmektir; pazardaki insana, otobüs durağındaki, metro istasyonundaki insana, camideki insana, fabrikadaki işçiye ulaşmaktır. Zamanın behrinde, Refah Partisi’nin yerel yönetimlerdeki başarısını tartışırken de RP’li kadınların altın günlerini politikleştirebilmelerinin, buralara girebilmelerinin rolünü tartışmamış mıydık? Bugün Cumhur İttifakı başarılıysa bunda cami avlularını politikleştirebilmelerinin önemli olmadığını kim söyleyebilir? Peki, bugün, CHP yeterince başarılı değilse ise kampüse giremediği için başarısızdır, sivil topluma sirayet edemediği için başarısızdır, fabrikalara giremediği için başarısızdır… diyebilir miyiz?

Özetle; parti kurmayları öncelikle bir bütünlüklü muhalefet stratejisi oluşturmalı, bir SWOT analizi yapmalı sonra da halka gitmeli, toplumsal kurumlarda, sivil toplumda doğrudan doğruya bireylerle, seçmenle kalıcı ve sahici ilişkiler kurmalıdır. Toplumla dinamik ve kalıcı ilişkiler tesis etmek CHP’yi bir partiden bir politik harekete doğru çevirecek dinamizmi de ona verecektir.

Toplumun yeni bir Altılı Masa fiyaskosu yaşamaya mecali kalmadı; 2023 sükûtuhayal oldu. Nitekim insanların siyasal katılıma dair bugünkü isteksizliklerinin temelinde de hâlâ bu sükûtuhayal yatıyor. Yeni bir hayal kırıklığı artık basitçe bir hayal kırıklığı da olmayacak; insanların özellikle de muhaliflerin siyasetle, siyasal katılımla kurdukları ilişkileri baştan aşağı şekillendiren travmatik bir tokata dönüşecektir. İşte bu nedenle de örgüt sokağa inmeli, İmamoğlu mitinglerinde slogan atmak değil –ki o da güzel- halkı İmamoğlu etrafında mobilize ve motive etmeye, İmamoğlu’nun başlattığı süreci sırtlanmaya ve onu bir CHP hareketine, bir toplumsal harekete doğru evirmeye başlamalıdır.

Kurtuluş Yok Tek Başına… diyor ya CHP’liler bunu Ya Örgütle Ya Hiç Kimse diye okuma zamanıdır.

Keyifli günler…

[1] https://www.gazeteduvar.com.tr/chpnin-onundeki-yol-bir-politik-harekete-donusmek-makale-1750901

Yorumlar (1)

Salih ÖZGENÇ

16 gün önce / 17.03.2025

Ellerinize, güzel yüreğinize, belleğinize sonsuz sağlık olsun can hocam. Yazdıklarınızı, düşüncelerinizi, öğretilerinizi sömürüyor gibi hissediyorum kendimi sadece okuyarak. Ama somut olarak yapacağım bir şey de yok okur olarak. Siz ders niteliğinde hep yazın, yolumuza ışık olun, biz okurlarda aydınlık içinde okuyalım, düşünelim, olması gerekenlere omuz verelim. Saygılarımla...

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla