Solfasol: Söyleşimize HDP dışında kalan solu
değerlendirerek başlamak istiyoruz. CHP ve
Vatan Partisi dışında kalıp da HDP’yi doğrudan
desteklemekten kaçınan bir sol kesim var
Türkiye’de. ÖDP’nin, EHP ve KP’lerin de içinde bulunduğu Birleşik Haziran Hareketi, CHP’nin ve HDP’nin de içinde bulunduğu geniş bir sol birliktelik için çabaladı. Ancak bu ittifak çabası sonuç vermedi. Eksik olan neydi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mahmut Memduh Uyan: Açıkçası bu konuda kamuoyuna yansıyan genel bilgilerin ötesinde bir bilgim yok. Dolayısıyla özel olarak bu sürece dair bir şeyler söylemeyi doğru bulmuyorum. Ancak genel birkaç şey söyleyebilirim. Bir takım sol yapılar ve dergilerin varlığı benim anladığım sol devrimci bir siyasetin eksikliğini ortadan kaldırmıyor. Birlik, ittifak vb. olarak da yıllardır denenen girişimler, genelde varolan kişilerin, yapıların biraraya gelip daha da yıpranarak kendilerini tüketmelerine yol açıyor. Toplumsal, sınıfsal mücadeleler içinde henüz devrimci bir siyasetin bütünsel gelişiminin her düzeydeki sorunları aşılamadı. İdeolojik, politik olarak da toplumsal bir gerçeklik olarak da bu sorun önümüzde duruyor.
S: Aynı süreçte son birkaç seçimdir sağ oyları devşirmeye çalışan CHP’nin uzun zamandır ilk defa sola açıldığını, ön seçim yaptığını, demokratik ve özgürlükçü yolları hatırladığını gördük. Bu süreçte, solun, HDP’nin bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
M.M.U.: Önce şunu söyleyeyim. CHP’nin sola açılması her durumda iyidir. Ancak hem gösterdiği adaylarla hem de parti programıyla ve seçim bildirgesiyle CHP’nin sola yaklaştığını söylemek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla bu düzeyde bir tartışmayı gerektirecek bir durum da yok.
S.:Türkiye devrimci sol hareketinin sembol isimlerinden birisi olarak HDP’den adaylığınızın anlamı nedir? Sizi HDP’den aday olmaya iten nedir?
M.M.U.: “Ortadoğu’da, bölgede ve ülkemizde hepimizi doğrudan etkileyen olaylar yaşanıyor. Kürt halkı tarihsel olarak yaşadığı haksızlıklar, ezilmişlikler sonrası güçlü bir mücadele geliştirdi. Kısa vadede olmasa da orta vadede daha tanımlı bir pozisyon geliştirme imkanı var. Ülkede mevcut koşullarda bir siyasal tıkanıklık da yaşanıyor.
“HDP’nin seçimlerde %10 barajını geçmesi siyasal alanda AKP’nin gerilemesi, çözülmesi doğrultusunda önemli sonuçlar da yaratacaktır.”
HDP’nin seçimlere parti olarak ve demokratik
bir programla girmesi ciddi bir açılım sunuyor. Devrimci toplumsal bir hareketin alternatif olarak ortaya çıkamadığı bir dönemde HDP’nin bir
karşılık beklemeksizin desteklenmesi, dayanışma ilişkisi içinde olunması gerekmektedir. Bu somut durumda HDP’nin seçimlerde %10 barajını geçmesi siyasal alanda AKP’nin gerilemesi, çözülmesi doğrultusunda önemli sonuçlar da yaratacaktır.
Ülkede birlikte, barış, kardeşlik, eşitlik içinde yaşamanın yolu birbirini anlamadan, dayanışmadan geçmektedir. Yükselen şovenizme karşı da güçlü bir dayanışma içinde olmamız gerekir. Şu ana kadar sınırlı olan davranışımız bile çok olumlu tepkiler ortaya çıkarmıştır. Sonrasını da zaman gösterir... Bizim açımızdan önemli olan, bütün anlamların ötesinde dayanışma isteği ve çabasıdır.”
S.: Sizin gibi sembol isimlerin HDP’deki varlığı bazı kesimlerce “Türkiye solunun Kürtlerin peşine takılması” olarak eleştirildi. Oysa HDP kendisini bir ittifak hareketi ve bir Türkiye projesi olarak sunuyor. Siz kritik konumunuzu da dikkate alarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
M.M.U.: Bu değerlendirme HDP’nin ne olduğu, kendisini nasıl tanımladığından öte sosyalistlerin kendisini nasıl tanımladığı ile ilgili bence. Kestirmeden şunu söyleyeyim. Biz HDP ile barajın aşılması noktasında mümkün en verimli sonucun alınabileceği
bir dayanışma ilişkisi arayışı ve tanımı üzerinden aday olduk. Aday olmasak da bütün olanaklarımızla dayanışma ilişkisini sürdürecektik. Dolayısıyla bizim bu süreçteki ilişki tanımımız ittifak değil, dayanışmadır.
Sınıf siyasetinin önemine sürekli olarak vurgu yapan bir siyasetçisiniz. Kimlikler üzerinden de siyasete açık bir hareketin vekil adayı oldunuz. Özgürlüklerin kimlikler üzerinden de tanımlandığı HDP’de, örneğin çocuklar için oluşturulmasını düşündüğünüz politikanın çerçevesi nedir: mesela sola açık bazı kesimler, çocukların sosyal bir sınıf olduğunu da söylüyor?
M.M.U.: “Öncelikle kendimizi siyasetçi değil; devrimci olarak tanımlıyoruz. Özgürlükleri kimliklerle sınırlamak eksik olur. Özgürlükleri sınıfsal, toplumsal zeminler üzerinden Marksist bir yaklaşım içinde ele alıyoruz. Bu bağlamda çocukların ana dillerinde eğitilmeleri, kendi kültürlerini yaşayıp yeniden üretirken evrensel kültürle buluşup kaynaşmaları elbette çok önemlidir. Ancak bence asla unutulmaması gereken nokta: çocukların dünyasının aynı zamanda büyüklerin dünyası olduğudur. Yani sabahın beşinde kalkıp tarlaya giden yedi yaşındaki bir çocuğun konuştuğu anadil ile Diyarbakır’ın ya da Ankara’nın bir yerinde, özel araçla kolejlere giden yedi yaşında bir çocuğun konuştuğu ana dilin ses özelliklerinin aynı olması, aynı dili konuştukları anlamına gelmez.
Çocukların sınıf olarak görüldüğü değerlendirmeler ise bana bir parça uç geliyor.
S.: Ankara’nın milletvekilleri genellikle şehrin değil ülkenin vekili gibi siyaset yaparlar. Siz bir Ankaralı olarak vekil olursanız siyasetiniz içinde Ankara’nın yeri ve önemi ne olacak? Sizin gündeminizde Ankara’nın ve Ankaralıların öne çıkacak derdi nedir? Seçilirseniz bu konuda ne yapacaksınız?
M.M.U.: “Öncelikle hedef HDP’nin seçim barajını geçmesidir. Bununla birlikte benim
için önemli olan kapitalizme karşı, bugünkü neo liberal düzene karşı her düzeyde yürütülecek bir mücadelenin oluşturulmasıdır. Bu, ekolojist, feminist, eşitlikçi, özgürlükçü, insani, toplumsal yaşamın ve kentleşmenin oluşması için her alanda mücadele demektir. Düşüncelerimiz ve hayallerimiz bugünkü Ankara ve egemenlerin kentleşmesiyle örtüşmemektedir. Kentsel yıkım, rant, her tarafta yükselen beton
bloklar, gereksiz ışıklandırmalar... Yani estetikten yoksun bir heyulaya dönüştü Ankara. Ankara’ya üçüncü sınıf bir kent estetiği hakim bugün. Kentin aynı zamanda beşeri bir şey olduğunu hatırlatacak bir şeyler yapmak gerekir.
Mahmut Memduh Uyan, kendisini siyasetçi olarak değil, “devrimci” olarak tanımlıyor. Uyan, “Devrimci Yol” hareketini bilenler için tanıdık bir isim. 12
Eylül sonrası, silahlı direniş ve ardından uzun süreli işkencelerde geçen bir mahpusluk yaşamı oldu. Uyan, 1995 yılında cezaevinden çıktı. 2003 yılında
4. Kongrede ÖDP’ye katıldı. ÖDP içinde partinin toplumsallaştırılabilmesi için çeşitli tartışmalar yürüten Uyan ve arkadaşları, 2011 yılında başlayan tartışmalarla birlikte 6. Kongre sonrasında ÖDP ile yollarını ayırdılar ve Toplumsal Dayanışma Hareketi ismiyle devrimci bir siyasetin oluşturulması için
çaba harcadılar. Toplumsal Dayanışma’nın seçim sürecinde HDP’yi destekleme çağrısı HDP’den
Uyan’a milletvekilliği adaylığı önerisi biçiminde somutlanmıştır. Mahmut Memduh Uyan 7 Haziran’da yapılacak seçimlerde HDP’den Ankara 2. Bölge milletvekili adayıdır.
Yorumlar (0)