Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Mamak Tuzluçayır ve Şahintepe’de iki Kadın Muhtar adayı Yeliz Göğebakan ve Sultan Çıracı ile Seçimi, Muhtarlığı, Mahalleyi Konuştuk

Mamak Tuzluçayır ve Şahintepe’de iki Kadın Muhtar adayı Yeliz Göğebakan ve Sultan Çıracı ile Seçimi, Muhtarlığı, Mahalleyi Konuştuk

Solfasol: Mahallede birçok muhtar adayı var. Bu kadar aday varken siz neden aday oldunuz?

 Yeliz Göğebakan: Burada asıl mesele, adaylıktan ziyade, muhtarın ne yapması gerektiği ile ilgili. Ben farklı bir alternatif sunabilmek için aday oldum. İlk defa Tuzluçayır’da 29 yaşında bir kadın muhtar adayı oluyor. Biz muhtarlığı bir tasdik kurumu olarak görmüyoruz. O mevkiyi yapılması gerekenler için bir araç olarak görüyoruz, insanlara vaatlerle değil, taleplerimizle gidiyoruz. Belediyeden ve diğer kurumlardan hangi taleplerde bulunacağımızı anlatıyoruz insanlara. İstiyoruz ki bu talepleri bildirirken hep beraber olalım. Muhtarlığı bir rant kapısı olarak kullananlardan ziyade, bu sorunları çözebilecek birilerine ihtiyacımız olduğu için aday oldum. Tabi ki bunu tek başıma yapmadım. Birçok insanla konuşarak, birçok parti, dernek ve yapı ile görüşerek muhtarlığa karar verdik. Bu mevkiinin demokratik bir alan olduğunu düşünüyoruz. İnsanların iyi yanlarına dokunmak, onlarla birlikte çalışabilmek için buradayız.

Aslında biraz cevap verdiniz ama biraz açmak için şu soru ile devam edelim. Bir mahallede muhtar nedir ve ne yapmalıdır?

 YG: Bence muhtar çok önemlidir. Kaymakamdan bile önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü seçilmiştir. Her gittiğimiz yerde eziliyoruz, dışlanıyoruz. Postanede, bankada sürekli olarak azarlanan; hastaneye gittiğimizde cevap alamayan insanlar haline getirildik. Biz istiyoruz ki, en azından, Tuzluçayır muhtarlığında, insanların kendini gerçekten insan gibi hissedebileceği bir alan yaratabilelim. İnsanların birçok derdi var. Belki tümüyle ilgilenemeyiz ama elimizden geldiğince bütün insanlarla bir ilişki kurmaya çalışacağız. Artık karşı komşumuzun kim olduğundan haberimiz yok. Bu beni çok rahatsız ediyor. İnsanların birbirine güvendiği ve birbirini tanıdığı bir ortam kurmak istiyoruz ve bunu muhtarlık aracılığıyla yapabileceğimizi düşünüyoruz. Genel olarak sorunlara değindik.

Şimdi biraz Gezi konuşalım. Tuzluçayır’da da çok yoğun bir direniş oldu. Direniş için görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

YG: Gezi hepimize bir şekilde dokunan bir olaydı. İnsanların birlikte bir yerlere gelebildiği bir alan oldu Gezi. Birlikte yeni yerellik alanlarını gördük. Bugün faturamızı yatıramadığımız, kiramızı ödeyemediğimiz, insanlarla sohbet edemediğimiz yerde gezi ile insanların varlığını ve dayanışmayı gördük. Aslında herkesin kafasında bir şeyler varmış. Nasıl isyan edildiğini ve isteyince taleplerimizi gerçekleştirebileceğimizi gördük. Hepimizi heyecanlandıran, dinamiklik ve direngenlik getiren bir durum oldu. İktidarlar sürekli üzerimizde bir şeyler denemeye çalışıyor, test yapıyor. Artık o testlere yanıt verebileceğimizi gösterdik. Bu dönemde Cami-Cem Evi Projesi koydular önümüze, yine bir deneme aracı olarak. Ama biz nerede camiye, ne zaman cem evine gideceğimizi söyledik diye düşünüyorum. Devlet sürekli baskılarla toplumun üzerine gelmeye devam edecek. Ama halk artık buna karşı koyabileceğini gösterdi.

Tam bu noktada son iki aylık durumu sorayım. Tuzluçayır’da örgütler, partiler ve dernekler eylemsizlik kararı aldı. Ancak hala çatışmalar devam ediyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz, nereden kaynaklanıyor bu durum?

YG: Buradaki direniş tüm halkın desteği ve çok kalabalık kitlelerle başladı. Ama şu son süreçte yaşanan ve çoğu zaman kim olduklarını bilmediğimiz insanlarca yapılan eylemler niteliğini kaybetti. Biz hep beraber sokağa çıkabilirsek, çok ses getirir(iz). Ama şimdi 20-25 kişi ile oluşturulan bir çatışma ortamı olduğundan hem halk, hem de esnaf çok tepkisel yaklaşıyor. Nereden geldiklerini ve kimler tarafından buraya getirildiklerini bilmiyoruz. Daha önce söylediğim gibi birbirimizi tanımadığımızdan olaylara kendi içimizde müdahale edemiyoruz. İşte muhtarlık tam bu noktada devreye giriyor. Orada kimler olduğunu bilsek, destek olabilir ya da daha kolay engelleyebiliriz. Tekrar forumlarla bir araya gelip, daha güçlü bir platform oluşturabiliriz ve daha etkili çözümler bulabiliriz.

 Birçok problemden bahsettik. Bunların haricinde semtimizde çeteleşme, yozlaşma ve uyuşturucu kullanımı çok arttı. Tüm bu sorunların çözümü için hangi araçları kullanacaksınız?

YG: Gençlerimizin, kadınlarımızın, insanlarımızın ve mahallemizin sorunlarının çözümünde birlikte çalışmak istiyoruz. Bu sebeple Kadın Meclisleri, Gençlik Meclisleri ve Sokak Temsilcilikleri oluşturacağız. Ve bunların seçimini sokağa yerleştirdiğimiz sandıklarla hep beraber yapacağız. Yozlaşmaya, çeteleşmeye ve uyuşturucuya karşı en iyi mücadele bir arada durmaktır. Ulaşım sorunu sadece bizim değil tüm bölgenin sorunu. Çözümü için geniş katılımlı bir imza kampanyası başlatacağız. Diğer mahalle muhtarlarıyla ve dernek/ partilerle görüşüp, toplam nüfusumuzun en az yarısının katıldığı bir kampanya yaratmayı hedefliyoruz. Zorlamak lazım, susmamak lazım. En büyük söylemimiz “Senin Mahallen” olacak. Bu sebeple birçok parti ve grup bizi destekliyor. Herkesin sesi olmak istiyoruz, umarım başarabiliriz.

"Sultan Çıracı ile..."

Solfasol: Daha önce bölgede yürütülen birçok mücadelenin içinde oldunuz. Neden adaylık için şu zamanı beklediniz?

Sultan Çıracı (SÇ): Aslında daha önce Fahri Korutürk mahallesinde aday olmuştum. Ama o dönem aday olan ESP’li bir kadın arkadaş vardı. İnsanlarımız yapılan işlerden çok hangi üniversiteyi bitirmiş gibi şeylere bakıyorlar, ki zaten biz çalışmalarımıza çok geç başlamıştık. O arkadaşı tercih etti insanlarımız ve seçildi. Çok değerli çalışmalar yaptı seçilen muhtar, emeğine saygı duyuyoruz. Ama sonradan görüldü ki, iş eğitime değil, yapılan faaliyetlere ve deneyime bakıyor. Orada bir deneyimimiz oldu. Sonrasında bu seçim yaklaştıkça “Abla sen Gezi sürecinde hep öndeydin, şimdi durum çok farklı. Sen muhtar olsana” dediler ve çalışmaya başladık. Bakalım.

Şimdi Gezi’den bahsettik. Yanımızdaki mahallede bir Cami/Cem-Evi yapımı var. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Şahintepe’de buna benzer girişimler oldu mu?

SÇ: Geçen sene bizim de bir parkımızı yıkarak içerisine cami yapmak istediler. Neymiş altını hanımlar lokali yapacaklarmış, üst tarafına da market ve cami yapacaklarmış. Hemen oraya giderek çevre insanıyla birlikte çalışmaları durdurduk. Şimdilik sesleri çıkmıyor ama bakalım, sonrasında ne olacak? Bence muhtar belge vermek, mühür basmaktan çok mahalle sorunlarının çözümü için öncülük eden kişidir.

Biraz da yerel yönetimler ve muhtarlığı konuşalım. Sizce bir mahallede muhtar neler yapmalıdır?

SÇ: Bence muhtar belge vermek, mühür basmaktan çok mahalle sorunlarının çözümü için öncülük eden kişidir. Ama şimdiye kadar muhtarlar hep farklı şekillerde görüldü. Kurumlar evrak takibi yapan biri olarak gördü, partiler kendileri için potansiyel oy olarak gördü… Hâlbuki halk muhtarın yanında, muhtar da halkın yanında olursa sorun kalmaz. Bu sebeple “halkın muhtar adayı” olarak çıktım ortaya. Adaylığımın bir sebebi de artık bu mahalleye kadın eli değmeli. Çünkü mahallede sokağa çıkan kadın, pazara giden kadın, çocuğu okula götüren kadın… İşte bunlardan dolayı mahallenin sorunlarını en iyi kadınlar bilir ve bu sorunlara en iyi çözümleri kadınlar getirir düşüncesindeyim.

Her ne kadar Mamak’ta olmasa da birçok ilçede Kent Konseyleri var. Birçok yerde de buna bağlı olarak semt meclisleri kuruluyor. Siz bu konu ile ilgili neler yapmayı planlıyorsunuz?

 SÇ: Seçim sonrasında gelecek başkanla birlikte her şey daha çok belirlenecek. Ama şimdiden bizim başladığımız bir çalışma var: Mahalle Meclisi. Her kesimden ve mahallenin değişik bölgelerinden insanın bir araya geldiği bir meclis kuruyoruz. Bunun bir ayağı olarak sokak temsilcilerini ve mahallemizin kadın meclisini aktifleştirdik. Seçildikten sonraki katılımlarla bu grubu genişletmeyi ve bütün sorunları birlikte çözmeyi planlıyoruz. Tüm bu temsilcilerle 6 – 7 aydır toplanıp mahalle hakkında konuşuyoruz.

Mahalle sınırlarında ve çevre semtlerde kültür sanatla ilgili çalışmalarınız olacak mı?

SÇ: AKP, iktidara geldi geleli hiçbir kültürel alan yaratmadı. İnsana değer vermiyorlar ki kültür-sanat alanları yapsınlar. Tek bildikleri Bel-Mek kursları ve Hanımlar Lokali açmak. Onlarda da hep kendi propagandalarını yapıyorlar.

Mahalleye dair somut projeleriniz var mı?

SÇ: Mahallemizde arsa tahsisi yapılmış olmasına rağmen kapalı Pazar yeri yok. Bu konu ile ilgili belediye ile direk görüşüp bir alan sağlamayı planlıyoruz.

Son olarak yerel seçimler. Mamak muhtemelen el değiştirecek, sizin düşünceleriniz ve istekleriniz ne yönde?

 SÇ: Mevcut belediye başkanı zaten benden illallah etti. Hiçbir destek ve çözüm görmedik. AKP’li birileriyle anlaşabilmek ve çalışabilmek çok zor. Az da olsa bize yakın olursa seçilecek kişi, işlerimiz daha kolaylaşır diye düşünüyorum. Değişsin isterim yani. Ayrıca meclis üyeliği adaylarından bazıları birlikte çalıştığımız kişiler. Onlar da seçilirse çok iyi olur.

Teşekkür ediyoruz ve Solfasol olarak da seçimde başarılar diliyoruz.

Söyleşi Engin Aygün

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış