Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

İnadına İsyan, İnadına Feminizm!

Gezi Parkı Direnişi boyunca alanlarda olmanın yanı sıra direniş öncesinde de direniş sonrasında da sokaklarda, parklarda, hayatın her alanında olmaya devam edecek biz kadınlar, biz feministlerden bu yazıyı okuyan herkese selam olsun…

İnadına İsyan, İnadına Feminizm!

Türkiye’de yaşayan bir kadının - tabii ki diğer ülkelerde ve toplumlarda kadın olma hallerini ve zorluklarını yok saymadan - anlatacağı, tartışacağı, uğruna mücadele edeceği konu maalesef hiç bitmez! Türkiyeli olmaya eklemlenen farklı dini, etnik, cinsel, düşünsel kimliklerimizle mücadele alanımız genişler ve tabii devletin müdahale alanı da genişler! Türkiye’de biz kadınlar, neredeyse her yeni güne, “siyasetçi bozuntularının, medya maymunlarının, çakma uzmanların” yeni bir açıklamasına, yeni bir saçmalamasına isyan ederek başlar hâle geldik. Hükümetler ötesi zihniyet meselesi diye altını çizdiğimiz kapitalist patriarkal/ataerkil sistem ile mücadelede kadınlar için yaşamak direnmektir aslında. Kadına yönelik şiddetin son yedi yılda %1400 arttığını, 2002–2008 yılları arasında sadece kayıtlı 62bin kadına yönelik tecavüzü, öldürülen binlerce kadını düşünürsek, kadınların sadece nefes alıp vermesinin bile bir direniş olduğunu belki daha iyi anlamış oluruz.

Direnişi ruhunda taşıyan, tomalara karşı göğüs geren, biber gazına karşı saçları uçuşan, elinde sprey boyayla duvarlardaki o.ç. ifadelerini feminaya dönüştüren, polisin tacizine, tecavüz tehdidine karşı sinmeyen direnmeye devam eden biz kadınlar, biz feministler Gezi Parkı Direnişi boyunca bağırdık, herkes duysun diye! Bağırdık faşizme karşı, bağırdık cinsiyetçiliğe karşı, polis ve devlet şiddetine karşı, eşcinsellere translara yönelik nefrete ve ayrımcılığa karşı bağırdık, hükümet politikalarına ses çıkardığımız kadar yanımızda yürüyen militarizme, ulusalcılığa, ötekileştiren dile de ses çıkardık. Çünkü bizim hayalimiz, bizim direnişimiz bir partinin gitmesi ve bir diğerinin gelmesi ile açıklanamaz. Bizim mücadelemiz sadece belli bir kesim erkekler ya da kadınlar için ya da onlara karşı yürütülemez. Biz feministler için direnişin kapsamı çok daha geniş, mücadele çok daha detaylı ve uzun sürelidir. İçimize sinsi sinsi işlenen toplumsal cinsiyet kurgusunu sorgulamadıkça, dilimizi ayrımcı söylemlerden arındırmadıkça, şiddete karşı mücadele etmedikçe, barış için ses çıkarmadıkça bir direniş, gerçek bir direniş olmayacaktır.

En az 3 kedi tişörtleri, tomaların önüne oturma eylemi, şiddete tutuklamalara karşı feminist çığlık eylemi, feminist forumlar, takas pazarları, mor kart gösterme eylemi, tutuklu anneleri eylemleri ve çok daha fazlasıyla tarihe mor imzasını bir kez daha atan feminist hareket, direniş sayesinde taraftara da ülkücüye de, feminizimden uzak duran genç, yaşlı kadınlara da belki de şunu anlattı: feminizm herkes içindir…

Ankara direnişi sırasında yaşanan cinsiyetçilik ve şiddet!

Tüm olumlu eylemlilikler tanışıklıklar kadar tarihe not düşülmesi gereken bazı cinsiyetçi durumlar da yaşanmadı değil elbette ki. Ankara deneyimini yaşamış biri olarak buradan bir not belki daha anlamlı olacaktır. Ankara Kuğulu Park’ında gerçekleştirilen Feminist Forum sonrası *lm gösterimi hazırlıkları sırasında Kuğulu İnisiyati*›nden olduğunu ifade eden iki erkeğin üslup ve yöntem sorunları, sonraki günlerden birinde üç kadına yine inisiyatiften olduğu ifade edilen erkekler tarafından sözlü şiddet ve tacizin yanı sıra *ziksel şiddet girişimi ve bu yaşananlardan sonra özeleştiri forumu sırasında 'solcu'erkeklerle inisiyatiften erkeklerin 'birbirine girme'girişimini de gösteriyor ki direniş tek yönlü ve tek odaklı olamaz. Biz feministler, forum sonrası 'Lice Forumu yapmaya karar verdik, film gösteriminizi iptal ettik' diyen eril üstten kurulan dili tartıştığımızda da –ki tekrar altını çizmek gerekirse Lice›de yaşananlar bizim de gündemimiz, Lice bizim de canımızdır buradaki sorun karar alma ve kararı ifade etmedeki eril yöntemlerdir- üç kadının yaşadığı duruma dair orada bulunup yine konuşmaya çalıştığımızda da şunu gördük; 'erkeklik' kör olduğu kadar, sağır, utanmaz ve şiddetli! Kadın üzerinden inşa edilen küfürleri birbirlerine bahane gösteren 'erkekler've onları 'gaza getiren' ve/veya 'sakinleştirmeye çalışan' kadınlar karşısında biz feministler megafonda şunu ifade etmeye çalıştık:

'Bu ülkede yaşayan kadınlar, emin olun kişiddetin, tacizin, tecavüzün ne demek olduğunu maalesef çok iyi bilirler! Bir taciz olayında, bir şiddet olayında kadının beyanını esas almadığınızda, şiddeti ve tacizi meşrulaştırmak için türlü cinsiyetçi, ahlakçı bahane üretmeye çalıştığınızda işte tam da bu ülkede yaşanan binlerce kadın ölümünden siz de sorumlu oluyorsunuz, farkında mısınız?' Bir önemli not ise yukarıda belirtilen iki konuyla ilgili Kuğulu İnisiyatifi yazılı bir açıklama yapmamış, şiddeti uygulayanları alandan uzaklaştırmamış, özür mekanizmalarını gereklişekilde örememiş ve tüm bu yaşananlardan sonra sadece 'artık çadırla kalmıyoruz' demiştir.

Biz kadınlar neden direniyoruz peki, hâlâ anlamadınız mı gerçekten?

 Hamile kadın sokakta dolaşmasın diyen ahmaklığa, en az üç çocuk doğursun ve doğurduğu çocuk başına emeklilik 'avantajları' tanınsın diyen beyinsizliğe, kadını aile içinde tanımlayalım orada erkeğine hizmet ettiği ölçüde yaşasın diyen cinsiyetçiliğe, sığınma evi açmak yerine boşanmamaları için merkezler kuralım diyen şuursuzluğa, hakkını arayan kadınlar için 'bu kadınların hepsine tecavüz edeceksin' diyen polis ve devlet şiddetine, kadını korumak yerine adamı haksız tahrik indirimi kisvesinde erkek dayanışmasıyla salıveren adaletsizliğe, lgbt bireyleri yok sayan hastalıklı sapık olarak nitelendiren akıl tutulmasına, aynı işe düşük ücretle kadını köleleştiren sermayenin iğrençliğine karşı direniyoruz!

Biz kadınlar, biz feministler, biz lgbt bireyler olarak tekrar haykırıyoruz; inadına isyan! inadına özgürlük! Direniş ve dayanışmayla.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış