Siyaset piyasalaşırken
Akademinin gerilemesi, yargının çöküşü, aydınların geriye çekilmesi tarihin aynı dönemine tekabül eder. İktidar partisinin siyasal hegemonyasını kurmak için kültürel hegemonyaya saldırması; kişi ve kurumların operasyonel süreçlerden geçirilmesi siyaseti derin bir etkiye maruz bıraktı. Belirli bir disiplin içerisinde piyasalaşan siyaset ideologlardan kamuoyu araştırmacılarının, entelektüellerden siyasal iletişimcilerin ellerine doğru kaymaya başladı. Siyasetin o evresine Ankara’dan İstanbul’a taşınma hali eleştirisi de yapılabilir.
Bu “yenilenme” hali medya tarafından da sevildi. Verili alan, tablolar ve grafikler televizyon ekranına, web’e ve kağıda yeni bir boyut ekliyordu. Bunu siyasal iletişimciler takip etti. Pozitif kampanyalar, bol çiçekli az böcekli mesajlar, AKP’nin kitlesine yaklaşmak için ona benzeyen siyasetçi tipolojisi yetiştirme telaşı, kavramların yerlerini yenilerinin alması.
Bir toplumsal dönüşüm projesi
Ekranlar, bu yöntemlerle “bu defa AKP’nin sonunun geldiğine” inanan, buna inandığı ölçüde toplumu inandıran bir tipolojiyle doldu. Zamanla muhalif toplumsal kesimlere sunulan argümanlar ideolojik anlamda hafifledi. İdeolojiler bir toplumsal dönüşüm projeksiyonu içermek yerine toplumu belirli sabitler üzerinden okuma eğilimi içerisinde oldular. İyi Parti’nin siyaset yapma tarzıyla somutlaşan, zamanla CHP’ye sirayet eden bu yeni tarz “kendinden vazgeçme” hali olarak görülebilir. Artık siyaset bir toplumsal dönüşüm projesi değil. Ona bağlı programatik metinler, programlar ve seçim bildirgelerinin pek önemi kalmadı. Zira ayakları yere basan tek siyasal söylem sosyolojik kırılmalardan medet umacak bir spekturumu yaratmaktan geçiyor. Bu yüzden CHP’nin Kılıçdaroğlu dönemindeki “toplam siyaseti” bugün aynı şekliyle korunuyor. Yeni genel başkan Özgür Özel’in hem Saraçhane hem de Maltepe’de belirttiği üzere sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Kürt demokratlar ve sosyalist demokratlar (aslında devrimci demokratlar demek istemişti) birleştiği takdirde AKP’yi iktidardan indirebilir.
Protestolar başka bir şeyi hatırlatıyor
Saraçhane’den kampüs içlerine, meydanlardan Maltepe Sahili’ne uzanan birliktelik ise başka bir şeyi hatırlatmanın derdinde. Ne kadar dövizlere “birleşme” yönünde mesajlar taşınsa dahi eylemciler çoğunlukla kendini gerçekleştirmekle ilgili. Zira alanda oluşabilecek neredeyse her şey yurttaşla, hiçbir şey ise seçmenle ilgili. Toplum bir yanıyla AKP’ye bir demokrasi ölçütünü hatırlatma çabasında olsa dahi diğer yanıyla karşısındaki biricik partiye yurttaş olma halini sıklıkla hatırlatıyor. Yurttaşların gözaltı veya tutukluluk haline en yüksek perdeden itiraz etmenin arkasında bu anlam yatıyor.
Ancak tekil olaylardaki mesajların anlamı da önemli. Bugün Maltepe Sahili yolu üzerinde siyah arabalarıyla miting alanına ulaşmaya çalışan CHP yönetici elitinin tepkiyle karşılanması dahi yurttaşlığın temel prensiplerinin gerçekleştirilmesi talebini gözler önüne seriyor. Eylemin kahir ekseriyetinin yurttaşın hak ve özgürlükleri şurada dururken borsadan, yatırımcıdan, hazinenin kasasından söz eden siyasetçi tipolojisini dişlerini sıkarak izlemesi paha biçilemezdi. Seçmen bugün Maltepe Sahili’nde öldü. Yerine bir asırdır Anadolu kentlerinde hak ve özgürlükleri için mücadele eden yurttaş geldi. Popüler tabirle yeni gelmedi, geri geldi üstelik.
Yorumlar (0)