Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Sol İçinde Bir Burjuva Siyaset Biçimi: Şeflik

Türkiye sol tarihinde sıkça karşılaşılan bir liderlik biçimi vardır ve sol çevrelerde bu tür figürlere genellikle “şef” denir. Bu terim çoğu zaman kişisel bir eleştiri gibi kullanılsa da aslında belirli bir örgütlenme tarzını ifade eder. Şeflik, kolektif karar süreçlerine dayanmayan ve kişisel ağlar üzerinden kurulan bir iktidar biçimidir. Türkiye solunun farklı dönemlerinde ortaya çıkan birçok gerilim, çoğu zaman bu iktidar biçiminin nasıl işlediği anlaşılmadan tartışılmıştır. Bunun önemli bir nedeni, bu olgunun sol içi ve devrimci siyaset literatürüne özgü kavramlarla açıklanmaya çalışılmasıdır. Oysa mesele tam tersidir. “Şeflik” olarak adlandırılan ilişki biçimi esas olarak sola özgü bir örgütlenme tarzı değildir. Tam tersine, ana akım siyasal sosyolojinin ve örgüt teorisinin uzun zamandır tanımladığı güç tekniklerine dayanır. Bu nedenle bu mekanizmaları anlamak için sol içi polemiklerin dilinden çok, ana akım örgüt teorisinin kavramlarına bakmak gerekir.

Sol İçinde Bir Burjuva Siyaset Biçimi: Şeflik

Ana akım siyasal sosyoloji ve örgüt teorisi literatüründe patronaj ağı, bilgi tekeli, aracılık gücü ve kişiselleşmiş otorite gibi kavramlar, liderliğin kurumsal mekanizmalar yerine enformel ilişkiler üzerinden kurulduğu siyasal biçimleri açıklamak için kullanılır. Bu kavramlar esas olarak burjuva siyasal yapılarda gözlemlenen ilişki biçimlerini tanımlamak için geliştirilmiştir. Ancak bu tür ilişki biçimleri yalnızca burjuva siyasetinde görülmez. Kurumsal mekanizmaların zayıf olduğu sol yapılarda da benzer dinamikler ortaya çıkabilir. Özellikle bir kolektif yeniden yapılandırılırken karar süreçleri, bilgi dolaşımı ve yetki sınırları henüz açık biçimde tanımlanmamışsa, bu boşluk bazı kişiler tarafından güç biriktirme fırsatı olarak kullanılabilir. Üzücü olan da tam olarak budur: kendisini sol olarak tanımlayan yapılarda, aslında burjuva siyasal örgütlenme biçimlerine özgü güç tekniklerinin yeniden üretilebilmesidir. Türkiye solunun farklı dönemlerinde ve ne yazık ki bugün de bazı yapılarda bu tür mekanizmaların ortaya çıkabilmesi bu nedenle şaşırtıcı değildir. Bu tür durumlarda şeflik belirli teknikler üzerinden kurulur ve yeniden üretilir: patronaj ağı, seçici ödüller, bilgi tekeli, seçici şeffaflık, manipülasyon, aracılık gücü, mağduriyet söylemi, imaj şişirme. Aşağıda bu teknikleri açıklamaya çalışacağım.

Patronaj ağı, liderliğin açık ve şeffaf karar süreçlerine dayanmadığı, bunun yerine enformel ilişkilerin belirleyici hale geldiği durumlarda ortaya çıkar. Bir kişi farklı bireylerle bire bir ilişkiler kurar ve insanlar birbirleriyle yatay bağlar kurmak yerine o kişi üzerinden bağlantı kurmaya başlar. Bu modelde sadakat ortak bir programdan çok kişisel ilişkilere yönelir. Bu tür ağlarda sadakati pekiştiren bir başka mekanizma da seçici ödüllerdir. Lider, kendisine yakın duran kişilere küçük ama sembolik avantajlar sağlayabilir: bazı bilgilere erken erişim, belirli toplantılara dahil edilme, görünür pozisyonlar, bağlantılar veya çeşitli kolaylıklar. Bu tür küçük ayrıcalıklar sadakati güçlendirir ve kişisel bağları pekiştirir. Böylece yapı içinde ilişkiler eşit ve şeffaf bir zeminde değil, giderek kişisel yakınlık derecesine göre şekillenmeye başlar.

Bu yapıların merkezinde çoğu zaman bilginin kontrolü bulunur. Bilgi kolektif içinde açık biçimde dolaşıma sokulmaz; parçalanarak aktarılır ve bazı kişilerden özellikle saklanır. Böylece farklı bireyler parçalı bilgilere sahip olur ve bütün resmi göremez. Örgüt teorisinde bu durum bazen “bilgi kapı bekçiliği” (bilginin kimlere ve nasıl aktarılacağının kontrol edilmesi) olarak adlandırılır. Bu noktada bilgi yalnızca saklanmaz; aynı zamanda seçici biçimde dolaşıma sokulur. Şef konumundaki kişi kendisine iletilen bilgileri, yapılan ikili yazışmaları veya bire bir görüşmelerde paylaşılan değerlendirmeleri çoğu zaman saklar ve biriktirir. Ancak başkalarına ait bir hata söz konusuysa ve bu hata onun imajını olumsuz etkileyebilecek bir durum yaratıyorsa, bu bilgi gizli tutulmaz; tam tersine hızla dolaşıma sokulur. Böylece bireysel bir hata kolektif bir teşhir aracına dönüşür. Bu mekanizma şefin kendisini haklı ya da mağdur taraf olarak sunmasına da olanak sağlar. Bu durumu tanımlamak için seçici şeffaflık kavramı kullanılabilir. Şef her şeyi gizlemez; tam tersine bazı bilgileri özellikle görünür kılar, bazılarını ise sistemli biçimde saklar.

Bunun yanında önemli bir başka mekanizma da manipülasyondur. Bu tür liderler farklı kişilerle sürekli bire bir iletişim kurarak, özellikle uzun telefon konuşmaları yoluyla olayları belirli bir çerçevede anlatır ve yorumlar. Zamanla bu bireysel telkinler ortak bir söylem üretir. Böylece farklı kişiler birbirlerinden bağımsız olduklarını düşünseler bile aynı dili kullanmaya, meselelere benzer biçimde bakmaya ve aynı yorumları tekrar etmeye başlar. Manipülasyon bu anlamda yalnızca bilgi saklamak değil, aynı zamanda algıyı ve söylemi şekillendirmek anlamına gelir. Bazı örgüt sosyolojisi çalışmalarında bu tür ilişkisel bağımlılık biçimleri “ilişkisel ele geçirme” ya da ilişkiler yoluyla bağımlılık yaratma olarak tanımlanır.

Bu süreçte şef kendisini giderek aracı konumunda yerleştirir. İnsanlar birbirleriyle doğrudan ilişki kurmak yerine o kişi üzerinden bağlanır. Sosyal ağ teorisinde bu durum “aracılık gücü” (ilişkiler üzerinde aracılık yoluyla kurulan güç) olarak tanımlanır. Aracı ortadan kalktığında ilişkiler ağı zayıflayacağı için, bu tür durumlarda yatay ilişkiler çoğu zaman bilinçli ya da bilinçsiz biçimde sınırlandırılır. Böylece yapı içinde kurumsal otorite yerine giderek kişiselleşmiş bir otorite ortaya çıkar. Karar süreçleri açık kurallara dayanmaz; yetkiler tanımlı değildir ve birçok şey kişisel inisiyatif üzerinden yürür. Bu durum, “patrimonyal otorite” (kişisel sadakate dayalı otorite) biçimlerine yakın özellikler gösterir.

Bu tür şeflik biçimlerinde eleştiriyle karşılaşıldığında sıklıkla başka bir mekanizma daha devreye girer: mağduriyet söylemi. Lider konumundaki kişi kendisine yöneltilen eleştirileri siyasal ya da etik bir tartışma olarak ele almak yerine, bunları kişisel saldırı veya “linç” olarak çerçeveleyebilir. Böylece tartışmanın ekseni yapılan eylemlerden uzaklaşır ve eleştirinin kendisi sorgulanmaya başlanır. Eleştiriyi dile getiren kişiler “haksız saldırganlar”, “linç edenler” ya da “vefasızlık yapanlar” olarak sunulabilir. Sosyal psikoloji ve iletişim çalışmalarında bu tür davranış kalıpları bazen suçu tersine çevirme stratejisi (inkâr etme, saldırma ve mağdurla failin yerini tersine çevirme) olarak tanımlanır. Bu stratejide kişi önce eleştiriyi inkâr eder, ardından eleştirenleri saldırgan ilan eder ve sonunda kendisini mağdur konumuna yerleştirir. Böylece eleştiri getiren kişiler savunma pozisyonuna itilmiş olur ve asıl tartışılması gereken mesele geri plana düşer. Bu tür mağduriyet performansları aynı zamanda duygusal şantaj işlevi de görebilir. “Bunca emek verdim”, “bana bunu nasıl yaparsınız”, “linçe uğruyorum” gibi söylemler aracılığıyla eleştiri getiren kişiler suçluluk duymaya zorlanabilir. Bu da kolektif içinde açık ve eleştirel tartışma ortamını zayıflatır.

Bu sürece çoğu zaman imaj şişirme (yapılan faaliyetlerin olduğundan büyük gösterilmesi) de eşlik eder. Kurumsal mekanizmalar zayıf olduğu için meşruiyet çoğu zaman anlatılar üzerinden kurulmaya çalışılır: küçük faaliyetler büyütülür, belirli bir kişinin rolü sürekli merkezde gösterilir ve kolektif çabalar kişisel başarı hikâyeleri biçiminde sunulur. 

Bu tür şeflik biçimlerinde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da bu tekniklerin yapı içindeki güç mücadelelerinde de kullanılabilmesidir. Bu yöntemleri kullanan kişiler genellikle bu mekanizmaları iyi tanırlar. Bu nedenle benzer davranışları başkalarında hızla teşhis edebilir ve bunu kendi konumlarını güçlendirmek için kullanabilirler. Özellikle yapı içinde birden fazla güç odağı oluştuğunda, taraflar birbirlerini “şeflik yapmakla” suçlayarak meşruiyet mücadelesi yürütmeye başlayabilir. Bu nedenle şeflik yalnızca bir liderlik sorunu değildir. Patronaj, manipülasyon, bilgi kontrolü ve mağduriyet söylemi gibi araçlardan oluşan bir siyasal teknik repertuarıdır. Kurumsal mekanizmaların ve yatay ilişkilerin zayıf olduğu yapılarda bu teknikler kolaylıkla devreye girebilir ve kolektif siyasal aklın yerini kişisel güç ilişkileri alabilir. Sonuçta ortaya çıkan yapı görünürde kolektif bir siyasal girişim olsa da fiilen farklı bir biçime dönüşür. Kişisel ağlar üzerine kurulan liderlik biçimleri zamanla siyasal yönelimleri de belirlemeye başlar. Böyle durumlarda program da ortak bir tartışmanın ürünü olmaktan çıkar; giderek belirli kişilerin tercihleri etrafında şekillenir.

Bu noktada sol yapılarda ortaya çıkan güç arayışlarını birbirinden ayırmak gerekir. Her güç arayışı aynı değildir. Kabaca dört farklı eğilimden söz edilebilir. Birinci tür düzen içi kariyerizmdir. Bu kişiler siyasal faaliyetlerini medyada, belediyelerde, mecliste bir konum elde etmenin basamağı olarak kullanırlar. İkinci tür örgütsel yükselme kariyerizmidir. Bu durumda kişi daha büyük bir örgüt içinde hiyerarşik olarak yükselmeye çalışır. Üçüncü tür ise mikro-iktidar arayışıdır. Burada kişi ne düzen içinde bir kariyer peşindedir ne de büyük bir örgüt içinde yükselmek ister. Amaç daha küçük bir çevrede merkezi konuma yerleşmektir. Az sayıda insanın bulunduğu bir ağ içinde bilgi akışını kontrol etmek, ilişkilerin kendi üzerinden kurulmasını sağlamak ve karar süreçlerinin merkezinde yer almak bu tür liderlik biçimleri için yeterli bir iktidar duygusu yaratır. Dördüncü tür ise siyasal girişimciliktir. Bu durumda kişi yeni bir siyasal yapı kurmayı ya da daha geniş bir toplumsal hareket yaratmayı hedefler.

Sol yapılarda “şeflik” diye tarif edilen birçok davranış aslında üçüncü tipe, yani mikro-iktidar arayışına karşılık gelir. Burada amaç yükselmek değil, küçük ama kontrol edilebilir bir alan kurmaktır. Bir bakıma mesele büyük bir örgütte yer almak değil, küçük bir siyasal “dükkan” sahibi olmaktır. Bu tür şeflik biçimlerinin bir başka ve çoğu zaman gözden kaçan sonucu daha vardır. Şeflik yalnızca bir kişinin davranışından ibaret kalmaz; zamanla yapı içinde yeniden üretilir. Şefin kontrolü ve manipülasyonu altında kalan bazı kişiler, kendilerine tanınan enformel yetkiler aracılığıyla benzer davranış biçimlerini taklit etmeye başlar. Bu kişiler zamanla bu yetkileri kendi küçük alanlarında kullanırlar. Böylece şeflik yalnızca tepede kalan bir liderlik biçimi olmaktan çıkar; yapı içinde çoğalan bir davranış modeline dönüşür. Bu süreç çoğu zaman fark edilmeden işler. İnsanlar kendilerini hâlâ kolektif bir siyasal faaliyetin parçası olarak görürler; ancak pratikte ilişkiler giderek kişisel ağlar, aracılık ve enformel yetkiler üzerinden yürümeye başlar. Böylece şeflik yalnızca yukarıdan dayatılan bir iktidar biçimi değil, aynı zamanda yapı içinde taklit yoluyla yeniden üretilen bir siyasal kültür haline gelir. Meselenin en zehirleyici yanı da budur. Çünkü insanlar çoğu zaman bu sürecin içine girdiklerini fark etmezler. Kendilerine tanınan küçük yetkileri kolektif bir sorumluluğun parçası olarak görürler; oysa pratikte bu durum kişisel güç ilişkilerini yeniden üretir.

Manipülasyonun bir başka etkisi de akıl tutulması yaratmasıdır. Bilgi parçalanarak aktarıldığında ve olaylar sürekli belirli bir çerçevede yorumlandığında insanlar giderek gerçekliği bütünlüklü biçimde göremez hale gelirler. Böyle durumlarda siyasal muhakeme zayıflar; insanlar olayları bağımsız biçimde değerlendirmek yerine kendilerine sunulan anlatı çerçevesinde düşünmeye başlarlar. Bu nedenle şeflik yalnızca örgütsel bir sorun değildir. Aynı zamanda kolektif aklı zayıflatan, eleştirel düşünmeyi körelten ve siyasal muhakemeyi daraltan bir süreçtir. Bu tür mikro-iktidar alanları çoğaldıkça siyasal alan parçalanır. Her küçük çevre kendi merkezini üretir, kendi ilişkiler ağını kurar ve kendi etkisini korumaya çalışır. Böyle durumlarda farklı yapıların bir araya gelmesi yalnızca programatik ya da ideolojik nedenlerle değil, aynı zamanda bu küçük iktidar alanlarının korunma refleksi nedeniyle de zorlaşır. Belki de solun bir türlü birleşememesinin nedenlerinden biri de budur. Sorun yalnızca teorik farklılıklar ya da stratejik tartışmalar değildir. Çoğu zaman görünmez ama güçlü olan şey, küçük iktidar alanlarının korunmasıdır.

Hayatının herhangi bir döneminde örgütlü bir yapının içinde yer almış olanlar, şefliğin ne olduğunu genellikle iyi bilir. Bu tür ilişkiler oldukça kolay deşifre edilebilir. Patronaj ağları, manipülasyon, bilgi tekeli ve mağduriyet söylemi gibi teknikler bir süre işleyebilir; ancak bir noktadan sonra görünür hale gelir. Bugün bu mekanizmaların daha kolay teşhis edilebilmesinin nedeni yalnızca deneyim değildir. Aynı zamanda son yıllarda farklı toplumsal hareketlerin yürüttüğü mücadeleler de bu tür güç ilişkilerini görünür kılmıştır. Özellikle feminist, LGBTİ+, gençlik hareketlerinin ve çeşitli komünal örgütlenme biçimlerinin geliştirdiği eleştirel dil, hiyerarşi, manipülasyon ve güç istismarını teşhis etme konusunda önemli bir birikim yaratmıştır. Bu sayede bir zamanlar kapalı ağlar içinde işleyen birçok yöntem bugün çok daha hızlı biçimde fark edilebilmektedir. Ancak mesele yalnızca belirli kişileri teşhis etmek ya da eleştirmek değildir. “Şeflik” olarak adlandırılan ilişki biçimi, esas olarak burjuva siyaset biçimlerine ait bir ilişki tarzıdır ve belirli bir siyasal kültürün ürünüdür.  Kolektif özgürleşme iddiası taşıyan bir siyasal zeminde asıl ihtiyaç, tam da bu kültürün değişmesidir. Bilginin açık dolaştığı, kararların kolektif alındığı, yetki ve sorumlulukların tanımlı olduğu, yatay ilişkilerin güçlendiği bir örgütsel zemin bilinçli biçimde kurulmadıkça, kişisel ağlara dayalı liderlik biçimleri farklı adlar altında yeniden üretilecek ve siyasal alanı parçalamaya devam edecektir. Üstelik bu durum yalnızca Türkiye soluna özgü değildir, farklı coğrafyalarda benzer biçimlerde ortaya çıkan daha genel bir soruna işaret etmektedir. Kalıcı dönüşüm ise ancak bu ilişkileri üreten kültürel ve örgütsel koşulların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

***

Kapak Resmi: Francis Bacon, Man in Blue I, 1954

Yorumlar (3)

İbrahim Özkurt

1 ay önce / 18.03.2026

DOĞRUDAN DEMOKRASİ İLE İŞLEYEN, MECLİSLERE DAYALI PARTİ İÇİN TÜZÜK ÖNERİSİ. Madde 1. PARTİNİN ADI :…………………………………. Madde 2. PARTİNİN TANIMI VE AMACI: .................................... Mülk sahibi sınıfların işçi ve emekçi sınıflara ve diğer canlılara yaşattıkları sömürü, talan ve diğer tüm kötülüklerini devletleri kanalı ile gerçekleştirdikleri tespitini yapan partimiz; emekçilerin, devleti özyönetimlere dayalı komünler federasyonları şeklinde parçalayarak, komünal bir yaşama ulaşabilmelerine yardımcı olmayı, koordine etmeyi amaçlar. Bunun da; işçi ve emekçi yurttaşların yaşam ve çalışma alanlarında doğrudan demokratik MECLİSLER inşa ederek kendi alanlarını doğrudan kendilerinin yönetmeye başlamasından ve enternasyonalist bir örgütlenme sistematiğinden geçtiği tespitini yapan partimiz, işçi ve emekçilere aracılık ve yardımcılık yapmak üzere doğrudan demokratik meclislerin inşası için kurduğu KORDİNASYON partisidir. Klasik sol, (Marksist-Anarşist) başarısızlıklarının ve reel sosyalizmlerin çöküşün nedenlerini sorgulamaksızın yaklaşık 180 yıldır inatla aynı yol ve yöntemlerde ısrar etmekteler. Partimiz ise, yaşanan tüm pratikler ve pratiklere yön veren ideolojileri de sorgulayarak, geleceğin komünal inşasının işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma alanlarında, içinde yaşanılan sorunların çözümüne dair karar süreçlerine doğrudan katılmaksızın mümkün olamayacağını, yanı sıra; bugünden tüm yaşam ve çalışma alanlarında kurulacak komünal meclislerde dayanışma, yardımlaşma, paylaşama ve iş birlikleri inşa edilmeksizin komünist olunamayacağını, Komünist olamayan, sadece komünizmin ne demek olduğunu bilen ve hatta isteyen insanların Dünya devrimi de gerçekleştirseler, egemenlik mekanizmalarının sonlanarak devletsiz bir gelecek inşa edemeyeceklerini ve yeniden egemenlik ilişkilerinin devam edeceği tespitini yapıyor. Bu nedenle partimiz, işçi ve emekçilerden oluşan büyük insanlığın; içinde yaşadığı tüm sorunların çözümüne dair karar süreçlerine dahil olarak, politikanın da öznesi olmalarını, bunun gerçekleşebilmesi için de doğrudan demokrasi ile işleyen MECLİSLERDE örgütlemelerine aracılık etmeyi amaçlıyor. Ki, kendi köy, kasaba, belediye ve kentlerini Âdemi merkeziyetçilikle kendileri yönetip, devleti de özyönetimlere dayalı komünler federasyon ve konfederasyonlar şeklinde parçalayıp sönümleyerek devletsiz, komünal bir yaşamı bizzat kendiler aracısız ve temsilcisiz inşa edebilsinler. Madde 3. PARTİNİN NİTELİĞİ VE İÇ İŞLEYİŞİ. Partinin niteliğini; Emekçi sınıfların doğrudan demokratik örgütlenmelerinin koordinasyonu, geleceğin inşasındaki kararlı duruşları ve enternasyonal dayanışmasının başarı ölçüsü tayin eder. İÇ İŞLEYİŞİ. Geçmişin yöneten-yönetilen ilişkisine dayalı iç işleyişlerde, yöneteninde yönetileninde özgür olamadığı, özgür olmayan insanların da özgürlük inşasına katkı sunamayacaklarından hareketle hem kendi içinde hem de meclislerde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ iç işleyiş olarak benimser. Madde 4. ÜYELİK: Partinin amacını ve iç işleyişini benimseyen, maddi ve manevi işlevselliği kabul eden herkes partiye üye olabilir. Madde 5. ÜYELİK YÖNTEMİ: Partiye üyelik başvurusu, kişinin yaşadığı ya da çalıştığı alanın parti MECLİSİNE yapılır. Üyelik başvurusu; 4 nüsha olan üyelik fişi doldurularak ve imzalanarak yapılır. Başvurana alındı belgesi verilir. Üyeliğin kabulü ya da reddi meclisin çoğunluğunun katıldığı ilk toplantısında kararlaştırılır. Bu karar kesindir. Üyeliği kesinleşen kişiye fotoğraflı bir kimlik belgesi verilir. Üyenin kayıt fişinin bir nüshası ilçe koordinasyon kuruluna, bir nüshası il koordinasyon kuruluna, bir nüshası da merkez koordinasyon kuruluna gönderilir. Madde 6. PARTİNİN ORGANLARI: 1. BÜYÜK KONGRE 2. PARTİ SÖZCÜLERİ (Temsili demokrasilerde bunlara Başkan denir) 3. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Genel Yönetim Kurulu denir) 4. İL KONGRESİ 5. İL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da İl Yönetim Kurulu denir) 6. İL SÖZCÜLERİ (Buna da İl Başkanı denir) 7. İLÇE KONGRESİ 8. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU (Buna da İl Yönetim Kurulu denir) 9. İLÇE SÖZCÜLERİ (Buna da İlçe Başkanı denir) 10. BELDE KONGRESİ 11. BELDE KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Belde Yönetim Kurulu denir) 12. BELDE SÖZCÜLERİ (Buna da Belde Başkanı denir) Madde 7. BÜYÜK KONGRE A. Büyük kongre, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesi kaç kişilik ise o sayıda görevli sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. B. Sözcüler, illerin üye sayılarına oranına göre tespit edilir. C. Partinin sözcüleri ve Genel koordinasyon kurulu üyeleri dışında ki doğal üyeliği partimiz reddeder. D. Büyük kongre ……. Yılda bir toplanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. Uluslararası, bölge ve ulusal sınırların toplumsal ve ekolojik mücadelelerinin, yanı sıra sistem karşıtı tüm mücadelelerin deney ve bilgi aktarımları yapılır. İl, ilçe ve özellikle meclislere yönelik bağlayıcı olmayan TAVSİYE kararları oluşturulur. Tavsiye kararlarının dışında hiçbir bağlayıcı karar alamaz. b. Partinin hesaplarını inceleyerek yasal şartları yerine getirir. Madde 8. PARTİ SÖZCÜLERİ (Tekrar hatırlatayım. Bunlara temsili demokraside BAŞKAN denir) Parti sözcüleri, partinin tüm üyelerinin katılımı ile elektronik posta aracılığı ile gönüllü adaylar içinden bir kadın bir erkek olmak üzere dönemsel olarak seçilirler. Ya da gönüllüler arasından kura ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Partinin ulusal ve uluslararası sözcülüğünü yaparlar. Özellikle basına ve kamuoyuna karşı partinin genel çizgisi ve amacı hakkında inisiyatif kullanabilirler. Partililerin ve güvenini yitirmeleri söz konusu olursa her an geri çağırılırlar. Geri çağırmanın işleyişi, doğrudan demokrasi işletilerek belirlenir. Madde 9. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (GKK) Partinin ihtiyaçları oranında gönüllülerin içinden seçilirler. (Ya da kura ile) SEÇİMİ: Partinin tüm üyelerinin katılımı ile parti sözcüsünün seçildiği gün elektronik posta aracılığı ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a.Genel Koordinasyon Kurumu, Partinin ulusal ve uluslararası çapta koordinasyonunun sağlanmasından sorumludurlar. Karar organı değildir. Diledikleri her kurum ve meclise tavsiyelerde bulunurlar. Özellikle herhangi bir yerde yürütülen başarı ya da başarısızlık örneklerini, başka uluslardaki mücadele deneylerini partiyle ve meclislerle paylaşırlar. b. GKK, Teknik ve uzmanlık isteyen konular için kendi içinden birer sözcünün sorumluluğunda komisyonlar oluşturur. Her komisyonun GKK sözcüsü, partinin gönüllüleri arasından ihtiyacı olan kişileri özgürce belirler. c. GKK hangi aralıklarla toplanacağını kendileri tartışarak belirler ve partiye bildirirler. d. Ulusal ve uluslararası toplantılara katılırlar. Toplantılara kimlerin katılacağını GKK belirler. Madde 10. İL KONGRESİ İl kongreside, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesine göre ilçe kongrelerinden görevlendirilecek sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Üye sayısı az olan illerde, salonun kapasitesi elverirse, ilin tüm üyelerinin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İldeki çalışmaların ve mücadelelerin değerlendirilmesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alınır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesi sağlanır. Madde 11. İL SÖZCÜLERİ İl sözcüleri gönüllü adaylar arasından, ildeki partinin tüm üyeleri tarafından bir kadın bir erkek olmak üzere elektronik posta aracılığı ya da kura ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Parti sözcülüğüne benzer işlevleri yerine getirirler. Madde 12. İL KOORDİNASYON KURUMU Her ilin ihtiyacı oranında ve gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile SEÇİMİ: İldeki tüm üyelerin katılımı ile ve elektronik posta aracılığı ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değillerdir. İldeki ve ile bağlı ilçelerdeki çalışmaların koordinasyonunu sağlarlar. İlçelerin (özellikle hukuki, teknik ve uzmanlık konusundaki) ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Diğer illerdeki çalışmaların takibini yaparlar. İlçelerdeki harekete tavsiyelerde bulunurlar. b. Özellikle büyük şehirlerde ihtiyaç duyarlarsa hukuki, teknik ve uzmanlık komisyonları oluştururlar. c. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verir ve ildeki üyelerin tamamına bildirirler. Madde 13. İLÇE KONGRESİ İlçede ki salonun kapasitesi oranında ve meclislerin sayıları oranında ve meclislerce görevlendirilen sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Sayıları az olan ilçelerde yine salonun elvermesi halinde tüm üyelerin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İlçedeki çalışmaların her konuda geçmiş muhasebesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesini sağlar. Madde 14. İLÇE SÖZCÜLERİ İlçe sözcüleri de salon yeterli ise tüm üyelerin katılımı ile bir kadın bir erkek olmak üzere iki kişi olarak gönüllü adaylar arasından seçilirler. Salon yeterli değilse ilçenin tüm üyelerince elektronik posta aracılığıyla seçilirler. (Ya da kura ile) Görev ve sorumlulukları: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Madde 15. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU Her ilçenin ihtiyacı oranında gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile) Seçimi: İlçedeki tüm üyelerin doğrudan katılımı ile seçilirler. Görev ve sorumlulukları: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değildir. İlçedeki çalışmaların koordinasyonundan sorumludurlar. b. İlçedeki MECLİSLERİN her tür ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Meclislere tavsiyelerde bulunurlar. c. Meclislerin her türlü hukuki, teknik ve uzmanlık konularına ilişkin ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. d. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verirler. Olağan ya da olağanüstü toplantılarını tüm meclislere gündemi ile birlikte duyururlar. Madde 16. BELDE KONGRESİ Belde kongresi, sözcüleri ve koordinasyonu da ilçe gibi aynı şekilde değerlendirilmeli. Madde 17.MECLİSLER: İlçe ve beldelerdeki çalışma ve yaşam alanlarında bir araya gelen parti üyeleri, işyerlerinde İŞÇİ MECLİSLERİ, Mahallelerde ise MAHALLE MECLİSLERİNİN kurulmasına öncülük ederler. Kadın meclislerini ise mutlaka kurar. Bunların yanı sıra ilçenin özgün yapısına göre akla gelebilecek her tür MECLİSİN kurulmasını da gerçekleştirir. (Gençlik, Emekliler, ekoloji vb. gibi) Meclisler, sayılarını kendileri kararlaştırır. Partili meclis üyeleri meclislerinin her tür faaliyetini derhal belde ve ilçe koordinasyon kurumuna bildirirler. Yer değişimleri yine anında koordinasyonlara bildirilir. NEDEN MECLİS? Meclisler partinin can damarlarıdır. Sosyal, kültürel, demokratik, ekonomik; Kısacası yaşamın her alanında, kurulu düzenle mücadeleyi özellikle partili üyeler günün 24 saatinde MECLİSLERLE işletirler. Meclis ve Komünler sadece mücadele örgütleri değil, aynı zamanda komün al bir geleceğin çalışma ve yaşam alanlarındaki ilk nüveleridirler. İçinde yaşanılan kapitalist devleti parçalama hedefiyle; bir yandan işlevsizleştirmek için mücadele ederlerken diğer yandan kendi yaşam ve çalışma alanlarında kalıcı ve işlevsel komün al yapıları da oluştururlar. Kısacası, ulus devletin belediyelerini doğrudan, Ademi Merkeziyetçi yöntemle yönetmek adına her tür mücadeleyi yürütürler. Ulus devleti, federasyon ve konfederasyonlar şeklinde ademi merkeziyetçi öz yönetimlere parçalayarak sonlandırmayı amaçlar. İÇ İŞLEYİŞ ve DİĞER HUSUSLAR Meclisler kendi içinde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ işletir. İşçiler, emekçiler, çevreciler, feministler, farklı cinsel tercihi olanlar, barış güçleri vb. kısacası toplumun tüm ezilen güçleri özellikle meclislerde buluşturulmaya çalışılır. Bu buluşma aynı zamanda dayanışma, yardımlaşma, paylaşma kültürünün inşası için zorunluluk olarak ele alınır. Her Meclis ve Komün, kurumsallaşmasını doğrudan demokrasiyi işleterek kendisi kararlaştırır. Çünkü her çalışma ve yaşam alanı birbirinden farklıdır. Meclisler ihtiyaç ekonomisi odaklı Komünal ÜRETİM ve TÜKETİM kooperatiflerinin de kurulmasına öncülük ederler. Kooperatifler, öylesine kapsayıcı ele alınır ki, ulusal çaptaki üretim, tüketim, dağıtım ve paylaşımla sınırlı kalmaz, enternasyonalist bir anlayışla Dünyanın diğer uluslarındaki benzer kooperatifler ile uluslararası dağıtım, paylaşımın ve değiş tokuş ekonomisini yeniden canlandırmaya çalışırlar. Kooperatiflerin zamanla kapitalist işletmelere dönüşmesine meydan vermemek için her türlü önlem alınır. Madde 18. MALİ HÜKÜMLER Yasaların öngördüğü şekilde belirlenir. Madde 19. DİSİPLİN İŞLERİ Her kurum ve kurul kendi iç disiplinini kendisi sağlar. Mad de 20. DEFTERLER Tutulacak defterler vs. yasaların ön gördüğü şekilde yapılır. Madde 21. SEÇİMLERE GİRME Yerel (Belediye) seçimlere mutlaka parti olarak girilir. Genel seçimlere (milletvekilliği- cumhurbaşkanlığı gibi) girilip girilmemesini parti doğrudan demokrasiyi işleterek karar verir. Madder 22. ENTERNASYONALİST GÖREVLER: Marx, her ne kadar “Dünya’nın bütün işçileri birleşin” diyerek enternasyonalizmin önemini vurgulasa da günümüze kadar enternasyonalist dayanışma, yardımlaşma ve işbirlikleri hiç bir dönem kurulamamıştır. Aksine, Sovyetler Birliği kendi çizgisinden saptıkları gerekçesi ile Macaristan’a, Çekoslavakya’ya, Doğu Almanya’ya, Polonya’ya ve de Afganistan’a müdahale etmiştir. Yetmemiş, Çin ile sınır çatışması yaşamıştır. Enternasyonalist dayanışmayı sadece İspanya içi savaşı sırasında Dünya’nın hemen her tarafından gelen 60.00 civarındaki gönüllü savaşçılardan oluşan ve savaşan Tugaylarını görüyoruz. Partimiz ise, enternasyonalizmin meclisler ve komünal özyönetimler kanalı ile kalıcı olarak sosyal, ekonomik karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma ağlarıyla, dayanışma grevleriyle kurulabileceğini savunur.

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla

İbrahim Özkurt

1 ay önce / 18.03.2026

DOĞRUDAN DEMOKRASİ İLE İŞLEYEN, MECLİSLERE DAYALI PARTİ İÇİN TÜZÜK ÖNERİSİ. Madde 1. PARTİNİN ADI :…………………………………. Madde 2. PARTİNİN TANIMI VE AMACI: .................................... Mülk sahibi sınıfların işçi ve emekçi sınıflara ve diğer canlılara yaşattıkları sömürü, talan ve diğer tüm kötülüklerini devletleri kanalı ile gerçekleştirdikleri tespitini yapan partimiz; emekçilerin, devleti özyönetimlere dayalı komünler federasyonları şeklinde parçalayarak, komünal bir yaşama ulaşabilmelerine yardımcı olmayı, koordine etmeyi amaçlar. Bunun da; işçi ve emekçi yurttaşların yaşam ve çalışma alanlarında doğrudan demokratik MECLİSLER inşa ederek kendi alanlarını doğrudan kendilerinin yönetmeye başlamasından ve enternasyonalist bir örgütlenme sistematiğinden geçtiği tespitini yapan partimiz, işçi ve emekçilere aracılık ve yardımcılık yapmak üzere doğrudan demokratik meclislerin inşası için kurduğu KORDİNASYON partisidir. Klasik sol, (Marksist-Anarşist) başarısızlıklarının ve reel sosyalizmlerin çöküşün nedenlerini sorgulamaksızın yaklaşık 180 yıldır inatla aynı yol ve yöntemlerde ısrar etmekteler. Partimiz ise, yaşanan tüm pratikler ve pratiklere yön veren ideolojileri de sorgulayarak, geleceğin komünal inşasının işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma alanlarında, içinde yaşanılan sorunların çözümüne dair karar süreçlerine doğrudan katılmaksızın mümkün olamayacağını, yanı sıra; bugünden tüm yaşam ve çalışma alanlarında kurulacak komünal meclislerde dayanışma, yardımlaşma, paylaşama ve iş birlikleri inşa edilmeksizin komünist olunamayacağını, Komünist olamayan, sadece komünizmin ne demek olduğunu bilen ve hatta isteyen insanların Dünya devrimi de gerçekleştirseler, egemenlik mekanizmalarının sonlanarak devletsiz bir gelecek inşa edemeyeceklerini ve yeniden egemenlik ilişkilerinin devam edeceği tespitini yapıyor. Bu nedenle partimiz, işçi ve emekçilerden oluşan büyük insanlığın; içinde yaşadığı tüm sorunların çözümüne dair karar süreçlerine dahil olarak, politikanın da öznesi olmalarını, bunun gerçekleşebilmesi için de doğrudan demokrasi ile işleyen MECLİSLERDE örgütlemelerine aracılık etmeyi amaçlıyor. Ki, kendi köy, kasaba, belediye ve kentlerini Âdemi merkeziyetçilikle kendileri yönetip, devleti de özyönetimlere dayalı komünler federasyon ve konfederasyonlar şeklinde parçalayıp sönümleyerek devletsiz, komünal bir yaşamı bizzat kendiler aracısız ve temsilcisiz inşa edebilsinler. Madde 3. PARTİNİN NİTELİĞİ VE İÇ İŞLEYİŞİ. Partinin niteliğini; Emekçi sınıfların doğrudan demokratik örgütlenmelerinin koordinasyonu, geleceğin inşasındaki kararlı duruşları ve enternasyonal dayanışmasının başarı ölçüsü tayin eder. İÇ İŞLEYİŞİ. Geçmişin yöneten-yönetilen ilişkisine dayalı iç işleyişlerde, yöneteninde yönetileninde özgür olamadığı, özgür olmayan insanların da özgürlük inşasına katkı sunamayacaklarından hareketle hem kendi içinde hem de meclislerde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ iç işleyiş olarak benimser. Madde 4. ÜYELİK: Partinin amacını ve iç işleyişini benimseyen, maddi ve manevi işlevselliği kabul eden herkes partiye üye olabilir. Madde 5. ÜYELİK YÖNTEMİ: Partiye üyelik başvurusu, kişinin yaşadığı ya da çalıştığı alanın parti MECLİSİNE yapılır. Üyelik başvurusu; 4 nüsha olan üyelik fişi doldurularak ve imzalanarak yapılır. Başvurana alındı belgesi verilir. Üyeliğin kabulü ya da reddi meclisin çoğunluğunun katıldığı ilk toplantısında kararlaştırılır. Bu karar kesindir. Üyeliği kesinleşen kişiye fotoğraflı bir kimlik belgesi verilir. Üyenin kayıt fişinin bir nüshası ilçe koordinasyon kuruluna, bir nüshası il koordinasyon kuruluna, bir nüshası da merkez koordinasyon kuruluna gönderilir. Madde 6. PARTİNİN ORGANLARI: 1. BÜYÜK KONGRE 2. PARTİ SÖZCÜLERİ (Temsili demokrasilerde bunlara Başkan denir) 3. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Genel Yönetim Kurulu denir) 4. İL KONGRESİ 5. İL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da İl Yönetim Kurulu denir) 6. İL SÖZCÜLERİ (Buna da İl Başkanı denir) 7. İLÇE KONGRESİ 8. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU (Buna da İl Yönetim Kurulu denir) 9. İLÇE SÖZCÜLERİ (Buna da İlçe Başkanı denir) 10. BELDE KONGRESİ 11. BELDE KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Belde Yönetim Kurulu denir) 12. BELDE SÖZCÜLERİ (Buna da Belde Başkanı denir) Madde 7. BÜYÜK KONGRE A. Büyük kongre, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesi kaç kişilik ise o sayıda görevli sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. B. Sözcüler, illerin üye sayılarına oranına göre tespit edilir. C. Partinin sözcüleri ve Genel koordinasyon kurulu üyeleri dışında ki doğal üyeliği partimiz reddeder. D. Büyük kongre ……. Yılda bir toplanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. Uluslararası, bölge ve ulusal sınırların toplumsal ve ekolojik mücadelelerinin, yanı sıra sistem karşıtı tüm mücadelelerin deney ve bilgi aktarımları yapılır. İl, ilçe ve özellikle meclislere yönelik bağlayıcı olmayan TAVSİYE kararları oluşturulur. Tavsiye kararlarının dışında hiçbir bağlayıcı karar alamaz. b. Partinin hesaplarını inceleyerek yasal şartları yerine getirir. Madde 8. PARTİ SÖZCÜLERİ (Tekrar hatırlatayım. Bunlara temsili demokraside BAŞKAN denir) Parti sözcüleri, partinin tüm üyelerinin katılımı ile elektronik posta aracılığı ile gönüllü adaylar içinden bir kadın bir erkek olmak üzere dönemsel olarak seçilirler. Ya da gönüllüler arasından kura ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Partinin ulusal ve uluslararası sözcülüğünü yaparlar. Özellikle basına ve kamuoyuna karşı partinin genel çizgisi ve amacı hakkında inisiyatif kullanabilirler. Partililerin ve güvenini yitirmeleri söz konusu olursa her an geri çağırılırlar. Geri çağırmanın işleyişi, doğrudan demokrasi işletilerek belirlenir. Madde 9. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (GKK) Partinin ihtiyaçları oranında gönüllülerin içinden seçilirler. (Ya da kura ile) SEÇİMİ: Partinin tüm üyelerinin katılımı ile parti sözcüsünün seçildiği gün elektronik posta aracılığı ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a.Genel Koordinasyon Kurumu, Partinin ulusal ve uluslararası çapta koordinasyonunun sağlanmasından sorumludurlar. Karar organı değildir. Diledikleri her kurum ve meclise tavsiyelerde bulunurlar. Özellikle herhangi bir yerde yürütülen başarı ya da başarısızlık örneklerini, başka uluslardaki mücadele deneylerini partiyle ve meclislerle paylaşırlar. b. GKK, Teknik ve uzmanlık isteyen konular için kendi içinden birer sözcünün sorumluluğunda komisyonlar oluşturur. Her komisyonun GKK sözcüsü, partinin gönüllüleri arasından ihtiyacı olan kişileri özgürce belirler. c. GKK hangi aralıklarla toplanacağını kendileri tartışarak belirler ve partiye bildirirler. d. Ulusal ve uluslararası toplantılara katılırlar. Toplantılara kimlerin katılacağını GKK belirler. Madde 10. İL KONGRESİ İl kongreside, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesine göre ilçe kongrelerinden görevlendirilecek sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Üye sayısı az olan illerde, salonun kapasitesi elverirse, ilin tüm üyelerinin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İldeki çalışmaların ve mücadelelerin değerlendirilmesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alınır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesi sağlanır. Madde 11. İL SÖZCÜLERİ İl sözcüleri gönüllü adaylar arasından, ildeki partinin tüm üyeleri tarafından bir kadın bir erkek olmak üzere elektronik posta aracılığı ya da kura ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Parti sözcülüğüne benzer işlevleri yerine getirirler. Madde 12. İL KOORDİNASYON KURUMU Her ilin ihtiyacı oranında ve gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile SEÇİMİ: İldeki tüm üyelerin katılımı ile ve elektronik posta aracılığı ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değillerdir. İldeki ve ile bağlı ilçelerdeki çalışmaların koordinasyonunu sağlarlar. İlçelerin (özellikle hukuki, teknik ve uzmanlık konusundaki) ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Diğer illerdeki çalışmaların takibini yaparlar. İlçelerdeki harekete tavsiyelerde bulunurlar. b. Özellikle büyük şehirlerde ihtiyaç duyarlarsa hukuki, teknik ve uzmanlık komisyonları oluştururlar. c. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verir ve ildeki üyelerin tamamına bildirirler. Madde 13. İLÇE KONGRESİ İlçede ki salonun kapasitesi oranında ve meclislerin sayıları oranında ve meclislerce görevlendirilen sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Sayıları az olan ilçelerde yine salonun elvermesi halinde tüm üyelerin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İlçedeki çalışmaların her konuda geçmiş muhasebesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesini sağlar. Madde 14. İLÇE SÖZCÜLERİ İlçe sözcüleri de salon yeterli ise tüm üyelerin katılımı ile bir kadın bir erkek olmak üzere iki kişi olarak gönüllü adaylar arasından seçilirler. Salon yeterli değilse ilçenin tüm üyelerince elektronik posta aracılığıyla seçilirler. (Ya da kura ile) Görev ve sorumlulukları: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Madde 15. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU Her ilçenin ihtiyacı oranında gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile) Seçimi: İlçedeki tüm üyelerin doğrudan katılımı ile seçilirler. Görev ve sorumlulukları: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değildir. İlçedeki çalışmaların koordinasyonundan sorumludurlar. b. İlçedeki MECLİSLERİN her tür ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Meclislere tavsiyelerde bulunurlar. c. Meclislerin her türlü hukuki, teknik ve uzmanlık konularına ilişkin ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. d. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verirler. Olağan ya da olağanüstü toplantılarını tüm meclislere gündemi ile birlikte duyururlar. Madde 16. BELDE KONGRESİ Belde kongresi, sözcüleri ve koordinasyonu da ilçe gibi aynı şekilde değerlendirilmeli. Madde 17.MECLİSLER: İlçe ve beldelerdeki çalışma ve yaşam alanlarında bir araya gelen parti üyeleri, işyerlerinde İŞÇİ MECLİSLERİ, Mahallelerde ise MAHALLE MECLİSLERİNİN kurulmasına öncülük ederler. Kadın meclislerini ise mutlaka kurar. Bunların yanı sıra ilçenin özgün yapısına göre akla gelebilecek her tür MECLİSİN kurulmasını da gerçekleştirir. (Gençlik, Emekliler, ekoloji vb. gibi) Meclisler, sayılarını kendileri kararlaştırır. Partili meclis üyeleri meclislerinin her tür faaliyetini derhal belde ve ilçe koordinasyon kurumuna bildirirler. Yer değişimleri yine anında koordinasyonlara bildirilir. NEDEN MECLİS? Meclisler partinin can damarlarıdır. Sosyal, kültürel, demokratik, ekonomik; Kısacası yaşamın her alanında, kurulu düzenle mücadeleyi özellikle partili üyeler günün 24 saatinde MECLİSLERLE işletirler. Meclis ve Komünler sadece mücadele örgütleri değil, aynı zamanda komün al bir geleceğin çalışma ve yaşam alanlarındaki ilk nüveleridirler. İçinde yaşanılan kapitalist devleti parçalama hedefiyle; bir yandan işlevsizleştirmek için mücadele ederlerken diğer yandan kendi yaşam ve çalışma alanlarında kalıcı ve işlevsel komün al yapıları da oluştururlar. Kısacası, ulus devletin belediyelerini doğrudan, Ademi Merkeziyetçi yöntemle yönetmek adına her tür mücadeleyi yürütürler. Ulus devleti, federasyon ve konfederasyonlar şeklinde ademi merkeziyetçi öz yönetimlere parçalayarak sonlandırmayı amaçlar. İÇ İŞLEYİŞ ve DİĞER HUSUSLAR Meclisler kendi içinde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ işletir. İşçiler, emekçiler, çevreciler, feministler, farklı cinsel tercihi olanlar, barış güçleri vb. kısacası toplumun tüm ezilen güçleri özellikle meclislerde buluşturulmaya çalışılır. Bu buluşma aynı zamanda dayanışma, yardımlaşma, paylaşma kültürünün inşası için zorunluluk olarak ele alınır. Her Meclis ve Komün, kurumsallaşmasını doğrudan demokrasiyi işleterek kendisi kararlaştırır. Çünkü her çalışma ve yaşam alanı birbirinden farklıdır. Meclisler ihtiyaç ekonomisi odaklı Komünal ÜRETİM ve TÜKETİM kooperatiflerinin de kurulmasına öncülük ederler. Kooperatifler, öylesine kapsayıcı ele alınır ki, ulusal çaptaki üretim, tüketim, dağıtım ve paylaşımla sınırlı kalmaz, enternasyonalist bir anlayışla Dünyanın diğer uluslarındaki benzer kooperatifler ile uluslararası dağıtım, paylaşımın ve değiş tokuş ekonomisini yeniden canlandırmaya çalışırlar. Kooperatiflerin zamanla kapitalist işletmelere dönüşmesine meydan vermemek için her türlü önlem alınır. Madde 18. MALİ HÜKÜMLER Yasaların öngördüğü şekilde belirlenir. Madde 19. DİSİPLİN İŞLERİ Her kurum ve kurul kendi iç disiplinini kendisi sağlar. Mad de 20. DEFTERLER Tutulacak defterler vs. yasaların ön gördüğü şekilde yapılır. Madde 21. SEÇİMLERE GİRME Yerel (Belediye) seçimlere mutlaka parti olarak girilir. Genel seçimlere (milletvekilliği- cumhurbaşkanlığı gibi) girilip girilmemesini parti doğrudan demokrasiyi işleterek karar verir. Madder 22. ENTERNASYONALİST GÖREVLER: Marx, her ne kadar “Dünya’nın bütün işçileri birleşin” diyerek enternasyonalizmin önemini vurgulasa da günümüze kadar enternasyonalist dayanışma, yardımlaşma ve işbirlikleri hiç bir dönem kurulamamıştır. Aksine, Sovyetler Birliği kendi çizgisinden saptıkları gerekçesi ile Macaristan’a, Çekoslavakya’ya, Doğu Almanya’ya, Polonya’ya ve de Afganistan’a müdahale etmiştir. Yetmemiş, Çin ile sınır çatışması yaşamıştır. Enternasyonalist dayanışmayı sadece İspanya içi savaşı sırasında Dünya’nın hemen her tarafından gelen 60.00 civarındaki gönüllü savaşçılardan oluşan ve savaşan Tugaylarını görüyoruz. Partimiz ise, enternasyonalizmin meclisler ve komünal özyönetimler kanalı ile kalıcı olarak sosyal, ekonomik karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma ağlarıyla, dayanışma grevleriyle kurulabileceğini savunur.

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla

ibrahim özkurt

1 ay önce / 18.03.2026

DOĞRUDAN DEMOKRASİ İLE İŞLEYEN, MECLİSLERE DAYALI PARTİ İÇİN TÜZÜK ÖNERİSİ. Madde 1. PARTİNİN ADI :…………………………………. Madde 2. PARTİNİN TANIMI VE AMACI: .................................... Mülk sahibi sınıfların işçi ve emekçi sınıflara ve diğer canlılara yaşattıkları sömürü, talan ve diğer tüm kötülüklerini devletleri kanalı ile gerçekleştirdikleri tespitini yapan partimiz; emekçilerin, devleti özyönetimlere dayalı komünler federasyonları şeklinde parçalayarak, komünal bir yaşama ulaşabilmelerine yardımcı olmayı, koordine etmeyi amaçlar. Bunun da; işçi ve emekçi yurttaşların yaşam ve çalışma alanlarında doğrudan demokratik MECLİSLER inşa ederek kendi alanlarını doğrudan kendilerinin yönetmeye başlamasından ve enternasyonalist bir örgütlenme sistematiğinden geçtiği tespitini yapan partimiz, işçi ve emekçilere aracılık ve yardımcılık yapmak üzere doğrudan demokratik meclislerin inşası için kurduğu KORDİNASYON partisidir. Klasik sol, (Marksist-Anarşist) başarısızlıklarının ve reel sosyalizmlerin çöküşün nedenlerini sorgulamaksızın yaklaşık 180 yıldır inatla aynı yol ve yöntemlerde ısrar etmekteler. Partimiz ise, yaşanan tüm pratikler ve pratiklere yön veren ideolojileri de sorgulayarak, geleceğin komünal inşasının işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma alanlarında, içinde yaşanılan sorunların çözümüne dair karar süreçlerine doğrudan katılmaksızın mümkün olamayacağını, yanı sıra; bugünden tüm yaşam ve çalışma alanlarında kurulacak komünal meclislerde dayanışma, yardımlaşma, paylaşama ve iş birlikleri inşa edilmeksizin komünist olunamayacağını, Komünist olamayan, sadece komünizmin ne demek olduğunu bilen ve hatta isteyen insanların Dünya devrimi de gerçekleştirseler, egemenlik mekanizmalarının sonlanarak devletsiz bir gelecek inşa edemeyeceklerini ve yeniden egemenlik ilişkilerinin devam edeceği tespitini yapıyor. Bu nedenle partimiz, işçi ve emekçilerden oluşan büyük insanlığın; içinde yaşadığı tüm sorunların çözümüne dair karar süreçlerine dahil olarak, politikanın da öznesi olmalarını, bunun gerçekleşebilmesi için de doğrudan demokrasi ile işleyen MECLİSLERDE örgütlemelerine aracılık etmeyi amaçlıyor. Ki, kendi köy, kasaba, belediye ve kentlerini Âdemi merkeziyetçilikle kendileri yönetip, devleti de özyönetimlere dayalı komünler federasyon ve konfederasyonlar şeklinde parçalayıp sönümleyerek devletsiz, komünal bir yaşamı bizzat kendiler aracısız ve temsilcisiz inşa edebilsinler. Madde 3. PARTİNİN NİTELİĞİ VE İÇ İŞLEYİŞİ. Partinin niteliğini; Emekçi sınıfların doğrudan demokratik örgütlenmelerinin koordinasyonu, geleceğin inşasındaki kararlı duruşları ve enternasyonal dayanışmasının başarı ölçüsü tayin eder. İÇ İŞLEYİŞİ. Geçmişin yöneten-yönetilen ilişkisine dayalı iç işleyişlerde, yöneteninde yönetileninde özgür olamadığı, özgür olmayan insanların da özgürlük inşasına katkı sunamayacaklarından hareketle hem kendi içinde hem de meclislerde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ iç işleyiş olarak benimser. Madde 4. ÜYELİK: Partinin amacını ve iç işleyişini benimseyen, maddi ve manevi işlevselliği kabul eden herkes partiye üye olabilir. Madde 5. ÜYELİK YÖNTEMİ: Partiye üyelik başvurusu, kişinin yaşadığı ya da çalıştığı alanın parti MECLİSİNE yapılır. Üyelik başvurusu; 4 nüsha olan üyelik fişi doldurularak ve imzalanarak yapılır. Başvurana alındı belgesi verilir. Üyeliğin kabulü ya da reddi meclisin çoğunluğunun katıldığı ilk toplantısında kararlaştırılır. Bu karar kesindir. Üyeliği kesinleşen kişiye fotoğraflı bir kimlik belgesi verilir. Üyenin kayıt fişinin bir nüshası ilçe koordinasyon kuruluna, bir nüshası il koordinasyon kuruluna, bir nüshası da merkez koordinasyon kuruluna gönderilir. Madde 6. PARTİNİN ORGANLARI: 1. BÜYÜK KONGRE 2. PARTİ SÖZCÜLERİ (Temsili demokrasilerde bunlara Başkan denir) 3. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Genel Yönetim Kurulu denir) 4. İL KONGRESİ 5. İL KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da İl Yönetim Kurulu denir) 6. İL SÖZCÜLERİ (Buna da İl Başkanı denir) 7. İLÇE KONGRESİ 8. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU (Buna da İl Yönetim Kurulu denir) 9. İLÇE SÖZCÜLERİ (Buna da İlçe Başkanı denir) 10. BELDE KONGRESİ 11. BELDE KOORDİNASYON KURUMU (Bunlara da Belde Yönetim Kurulu denir) 12. BELDE SÖZCÜLERİ (Buna da Belde Başkanı denir) Madde 7. BÜYÜK KONGRE A. Büyük kongre, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesi kaç kişilik ise o sayıda görevli sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. B. Sözcüler, illerin üye sayılarına oranına göre tespit edilir. C. Partinin sözcüleri ve Genel koordinasyon kurulu üyeleri dışında ki doğal üyeliği partimiz reddeder. D. Büyük kongre ……. Yılda bir toplanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. Uluslararası, bölge ve ulusal sınırların toplumsal ve ekolojik mücadelelerinin, yanı sıra sistem karşıtı tüm mücadelelerin deney ve bilgi aktarımları yapılır. İl, ilçe ve özellikle meclislere yönelik bağlayıcı olmayan TAVSİYE kararları oluşturulur. Tavsiye kararlarının dışında hiçbir bağlayıcı karar alamaz. b. Partinin hesaplarını inceleyerek yasal şartları yerine getirir. Madde 8. PARTİ SÖZCÜLERİ (Tekrar hatırlatayım. Bunlara temsili demokraside BAŞKAN denir) Parti sözcüleri, partinin tüm üyelerinin katılımı ile elektronik posta aracılığı ile gönüllü adaylar içinden bir kadın bir erkek olmak üzere dönemsel olarak seçilirler. Ya da gönüllüler arasından kura ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Partinin ulusal ve uluslararası sözcülüğünü yaparlar. Özellikle basına ve kamuoyuna karşı partinin genel çizgisi ve amacı hakkında inisiyatif kullanabilirler. Partililerin ve güvenini yitirmeleri söz konusu olursa her an geri çağırılırlar. Geri çağırmanın işleyişi, doğrudan demokrasi işletilerek belirlenir. Madde 9. GENEL KOORDİNASYON KURUMU (GKK) Partinin ihtiyaçları oranında gönüllülerin içinden seçilirler. (Ya da kura ile) SEÇİMİ: Partinin tüm üyelerinin katılımı ile parti sözcüsünün seçildiği gün elektronik posta aracılığı ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a.Genel Koordinasyon Kurumu, Partinin ulusal ve uluslararası çapta koordinasyonunun sağlanmasından sorumludurlar. Karar organı değildir. Diledikleri her kurum ve meclise tavsiyelerde bulunurlar. Özellikle herhangi bir yerde yürütülen başarı ya da başarısızlık örneklerini, başka uluslardaki mücadele deneylerini partiyle ve meclislerle paylaşırlar. b. GKK, Teknik ve uzmanlık isteyen konular için kendi içinden birer sözcünün sorumluluğunda komisyonlar oluşturur. Her komisyonun GKK sözcüsü, partinin gönüllüleri arasından ihtiyacı olan kişileri özgürce belirler. c. GKK hangi aralıklarla toplanacağını kendileri tartışarak belirler ve partiye bildirirler. d. Ulusal ve uluslararası toplantılara katılırlar. Toplantılara kimlerin katılacağını GKK belirler. Madde 10. İL KONGRESİ İl kongreside, kongrenin yapılacağı salonun kapasitesine göre ilçe kongrelerinden görevlendirilecek sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Üye sayısı az olan illerde, salonun kapasitesi elverirse, ilin tüm üyelerinin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İldeki çalışmaların ve mücadelelerin değerlendirilmesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alınır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesi sağlanır. Madde 11. İL SÖZCÜLERİ İl sözcüleri gönüllü adaylar arasından, ildeki partinin tüm üyeleri tarafından bir kadın bir erkek olmak üzere elektronik posta aracılığı ya da kura ile seçilirler. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Parti sözcülüğüne benzer işlevleri yerine getirirler. Madde 12. İL KOORDİNASYON KURUMU Her ilin ihtiyacı oranında ve gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile SEÇİMİ: İldeki tüm üyelerin katılımı ile ve elektronik posta aracılığı ile oluşturulur. GÖREV VE SORUMLULUKLARI: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değillerdir. İldeki ve ile bağlı ilçelerdeki çalışmaların koordinasyonunu sağlarlar. İlçelerin (özellikle hukuki, teknik ve uzmanlık konusundaki) ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Diğer illerdeki çalışmaların takibini yaparlar. İlçelerdeki harekete tavsiyelerde bulunurlar. b. Özellikle büyük şehirlerde ihtiyaç duyarlarsa hukuki, teknik ve uzmanlık komisyonları oluştururlar. c. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verir ve ildeki üyelerin tamamına bildirirler. Madde 13. İLÇE KONGRESİ İlçede ki salonun kapasitesi oranında ve meclislerin sayıları oranında ve meclislerce görevlendirilen sözcülerin katılımı ile gerçekleştirilir. Sayıları az olan ilçelerde yine salonun elvermesi halinde tüm üyelerin katılımı sağlanır. KONGRENİN İŞLEVİ a. İlçedeki çalışmaların her konuda geçmiş muhasebesi yapılır. Tavsiye nitelikli kararlar alır. b. Hesaplar vs. yasal şartların yerine getirilmesini sağlar. Madde 14. İLÇE SÖZCÜLERİ İlçe sözcüleri de salon yeterli ise tüm üyelerin katılımı ile bir kadın bir erkek olmak üzere iki kişi olarak gönüllü adaylar arasından seçilirler. Salon yeterli değilse ilçenin tüm üyelerince elektronik posta aracılığıyla seçilirler. (Ya da kura ile) Görev ve sorumlulukları: Sözcülüğün ve koordinasyonun ötesinde hiçbir yetkileri yoktur. Madde 15. İLÇE KOORDİNASYON KURUMU Her ilçenin ihtiyacı oranında gönüllüler arasından seçilirler. (Ya da kura ile) Seçimi: İlçedeki tüm üyelerin doğrudan katılımı ile seçilirler. Görev ve sorumlulukları: a. Adından da anlaşılacağı üzere karar organı değildir. İlçedeki çalışmaların koordinasyonundan sorumludurlar. b. İlçedeki MECLİSLERİN her tür ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. Meclislere tavsiyelerde bulunurlar. c. Meclislerin her türlü hukuki, teknik ve uzmanlık konularına ilişkin ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludurlar. d. Hangi aralıklarla toplanacaklarına kendileri karar verirler. Olağan ya da olağanüstü toplantılarını tüm meclislere gündemi ile birlikte duyururlar. Madde 16. BELDE KONGRESİ Belde kongresi, sözcüleri ve koordinasyonu da ilçe gibi aynı şekilde değerlendirilmeli. Madde 17.MECLİSLER: İlçe ve beldelerdeki çalışma ve yaşam alanlarında bir araya gelen parti üyeleri, işyerlerinde İŞÇİ MECLİSLERİ, Mahallelerde ise MAHALLE MECLİSLERİNİN kurulmasına öncülük ederler. Kadın meclislerini ise mutlaka kurar. Bunların yanı sıra ilçenin özgün yapısına göre akla gelebilecek her tür MECLİSİN kurulmasını da gerçekleştirir. (Gençlik, Emekliler, ekoloji vb. gibi) Meclisler, sayılarını kendileri kararlaştırır. Partili meclis üyeleri meclislerinin her tür faaliyetini derhal belde ve ilçe koordinasyon kurumuna bildirirler. Yer değişimleri yine anında koordinasyonlara bildirilir. NEDEN MECLİS? Meclisler partinin can damarlarıdır. Sosyal, kültürel, demokratik, ekonomik; Kısacası yaşamın her alanında, kurulu düzenle mücadeleyi özellikle partili üyeler günün 24 saatinde MECLİSLERLE işletirler. Meclis ve Komünler sadece mücadele örgütleri değil, aynı zamanda komün al bir geleceğin çalışma ve yaşam alanlarındaki ilk nüveleridirler. İçinde yaşanılan kapitalist devleti parçalama hedefiyle; bir yandan işlevsizleştirmek için mücadele ederlerken diğer yandan kendi yaşam ve çalışma alanlarında kalıcı ve işlevsel komün al yapıları da oluştururlar. Kısacası, ulus devletin belediyelerini doğrudan, Ademi Merkeziyetçi yöntemle yönetmek adına her tür mücadeleyi yürütürler. Ulus devleti, federasyon ve konfederasyonlar şeklinde ademi merkeziyetçi öz yönetimlere parçalayarak sonlandırmayı amaçlar. İÇ İŞLEYİŞ ve DİĞER HUSUSLAR Meclisler kendi içinde DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ işletir. İşçiler, emekçiler, çevreciler, feministler, farklı cinsel tercihi olanlar, barış güçleri vb. kısacası toplumun tüm ezilen güçleri özellikle meclislerde buluşturulmaya çalışılır. Bu buluşma aynı zamanda dayanışma, yardımlaşma, paylaşma kültürünün inşası için zorunluluk olarak ele alınır. Her Meclis ve Komün, kurumsallaşmasını doğrudan demokrasiyi işleterek kendisi kararlaştırır. Çünkü her çalışma ve yaşam alanı birbirinden farklıdır. Meclisler ihtiyaç ekonomisi odaklı Komünal ÜRETİM ve TÜKETİM kooperatiflerinin de kurulmasına öncülük ederler. Kooperatifler, öylesine kapsayıcı ele alınır ki, ulusal çaptaki üretim, tüketim, dağıtım ve paylaşımla sınırlı kalmaz, enternasyonalist bir anlayışla Dünyanın diğer uluslarındaki benzer kooperatifler ile uluslararası dağıtım, paylaşımın ve değiş tokuş ekonomisini yeniden canlandırmaya çalışırlar. Kooperatiflerin zamanla kapitalist işletmelere dönüşmesine meydan vermemek için her türlü önlem alınır. Madde 18. MALİ HÜKÜMLER Yasaların öngördüğü şekilde belirlenir. Madde 19. DİSİPLİN İŞLERİ Her kurum ve kurul kendi iç disiplinini kendisi sağlar. Mad de 20. DEFTERLER Tutulacak defterler vs. yasaların ön gördüğü şekilde yapılır. Madde 21. SEÇİMLERE GİRME Yerel (Belediye) seçimlere mutlaka parti olarak girilir. Genel seçimlere (milletvekilliği- cumhurbaşkanlığı gibi) girilip girilmemesini parti doğrudan demokrasiyi işleterek karar verir. Madder 22. ENTERNASYONALİST GÖREVLER: Marx, her ne kadar “Dünya’nın bütün işçileri birleşin” diyerek enternasyonalizmin önemini vurgulasa da günümüze kadar enternasyonalist dayanışma, yardımlaşma ve işbirlikleri hiç bir dönem kurulamamıştır. Aksine, Sovyetler Birliği kendi çizgisinden saptıkları gerekçesi ile Macaristan’a, Çekoslavakya’ya, Doğu Almanya’ya, Polonya’ya ve de Afganistan’a müdahale etmiştir. Yetmemiş, Çin ile sınır çatışması yaşamıştır. Enternasyonalist dayanışmayı sadece İspanya içi savaşı sırasında Dünya’nın hemen her tarafından gelen 60.00 civarındaki gönüllü savaşçılardan oluşan ve savaşan Tugaylarını görüyoruz. Partimiz ise, enternasyonalizmin meclisler ve komünal özyönetimler kanalı ile kalıcı olarak sosyal, ekonomik karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma ağlarıyla, dayanışma grevleriyle kurulabileceğini savunur.

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla