Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

İHD Ankara Katliamı Ön Raporunu Yayımladı:

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara’daki Barış Mitingi’nde gerçekleşen katliamla ilgili gözlemlere dayalı bir ön rapor yayımladı. Katliam sonrası olay yerinde ve dışında yaşananların aktarıldığı raporda görgü tanıklarının ifadelerine de yer verildi. Raporda “görgü tanıklarının sabah saatlerinde ordu evlerine istihbarat bilgisi ulaştığını bildirdiği, buna rağmen bir önlem alınmadığı belirlenmiştir” dendi. İçişleri Bakanı, Ankara Valisi ve Emniyet Müdürü istifaya çağrıldı.

İHD Ankara Katliamı Ön Raporunu Yayımladı:

İHD yönetici ve üyelerinin de katıldığı belirtilen mitingde yaşanan katliama ilişkin ön rapora göre miting katılımcılarının Ankara Garı’nda toplanıp yürüyüşe başlayacağı saat olan 10:00’a kadar miting tertip komitesine Emniyet güçlerince yakın saldırı tehlikesine dair herhangi bir bildirimde bulunulmamış ve bilgi verilmemiş.

Patlamanın hemen ardından ilk yardım ile ilgili de önemli sorunlar yaşandığının belirtildiği raporda "Bombalar patladıktan hemen sonra, alanda bulunan TTB ve SES üyesi sağlık emekçileri yaralılara müdahalede bulunmuş ve yaralılar hastanelere sevk edilmişlerdir. Az sayıda ambulans olay yerine yaklaşık 15-20 dakika içerisinde ulaşmış ve yaralıların büyük çoğunluğu özel araçlarla hastanelere taşınmıştır” denmektedir.

Ölü ve Yaralıların Olduğu Alana Gaz ve Tazyikli Su

İHD'nin raporunda bombaların etkisiyle iki olay yerinde yaşamını yitiren göstericilerin, bizzat sağ kalan göstericiler ve olay yerinde bulunan sağlık emekçileri ile daha sonra olay yerine gelen ambulans personeli tarafından kontrol edildiklerinden olay yerinde bırakıldığı ve yaşamını yitirenlerin üzerinin mitingde kullanılacak bez afiş ve pankartlarla örtüldüğü belirtiliyor.

Olay yerinde bulunan TTB ve SES üyesi sağlık personeli yaralılara müdahale ederken Sıhhiye yönünden gelen kalabalık bir çevik kuvvet polisi ekibinin olay yerine biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahalede bulunduğu ve sağlık personelinin ilk yardım çalışmalarını engellendiği belirtilen raporda bunun görgü tanıklarının yanısıra görsel kanıtlarla da sabit olduğu vurgulanıyor. Bu polislerin yol boyunca olay yerinden uzaklaşmaya çalışan gruba cop kullanarak müdahale etmesinin kargaşa çıkmasına neden olduğu belirtiliyor.

İHD Raporunda olay yerinin bizzat göstericiler tarafından şerit çekilerek muhafaza altına alındığı ve sağ kalan göstericilerin şeritlerin etrafında kalarak yerde yatan arkadaşlarını yalnız bırakmadıkları belirtliliyor.

Polis ambulansların olay yerine gelmesini sağlayan tek yolu tıkayarak ambulansların gelişini geciktirdi

İHD raporunda en çarpıcı tespitlerden birisi ambulansların yoğun olarak olay yerine gelmeye başladığı (yaklaşık 10:30) zaman Tandoğan yönünden bir grup çevik kuvvet polisi cenazelerin olduğu bölgeye doğru koşarak ilerlediği ve ambulansların olay yerine gelmesini sağlayan tek yolu tıkayarak ambulansların gelişini geciktirmesi.

İHD polise tepki gösteren göstericilerin polislerin geri gitmesini ve yolun yeniden açılmasını sağladığını belirtiyor.

Rapora göre, olay yerinden yaralıların tahliyesi gerçekleştikten yaklaşık 1 saat sonra yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili olay yeri inceleme ekipleri ile birlikte olay yerine gelmiştir. Olay yeri ekipleri, ceset parçalarının yayıldığı daha geniş bir alanı şeritle kapatmış, bekleyen göstericilerin şerit dışına çıkmasını istemişlerdir. Olay yerine gelen çevik kuvvet polisleri, göstericiler tarafından protesto edilerek olay yerine uzak bir yere gönderilmişlerdir.

Olay yerinde bulunan KESK, DİSK, TTB, TMMOB yetkilileri ile İHD, ÇHD, ÖHD ve TİHV temsilcileri, yetkili Cumhuriyet Başsavcısı vekili ve emniyet yetkilileri ile görüşerek

olay yeri incelemesine refakat etme taleplerini iletmişlerdir. Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı vekili bilgisi dâhilinde, olay yeri inceleme ekiplerine adli tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile Dr. Ümit Biçer ve 8 avukat refakat etmiştir. Refakatçiler çalışmaların kolaylaşmasına katkı sunmuştur. Refakatte bulunan avukatlar, olay yerinin tamamını kamera ile kayıt altına almış, gerekli fotoğraflamayı yapmış ve tutanakları tutmuştur”.

Orduevlerine İstihbarat Daha Önceden Ulaştı

İHD'nin raporunda katliamla ilgili istihabarat ve güvenlik zaafiyetine dair önemli tespitler var: Rapora göre "olay yeri incelemesi devam ederken çeşitli görgü tanıklarının anlatımlarından, saldırı ile ilgili sabah saatlerinde ordu evlerine istihbarat bilgisi ulaştığı ve bu nedenle misafirlerin ordu evlerine alınmadığı anlaşılmıştır. Olay yerinde bulunan polislerin konuşmalarından ise genel bir istihbarat alındığı ve sabah saatlerinde çeşitli operasyonların yapıldığı öğrenilmiştir. Alanda toplananlardan alınan bilgiye göre, toplanma alanında ve çevresinde hiçbir güvenlik önlemi alınmamış ve yürüyüş başlayana kadar trafik akışı devam etmiştir."

İHD, olay yeri incelemesi devam ederken olay yerinde bulunan uzman polislerin verdiği bilgiler, bombanın patlatılma biçiminin ve bomba düzeneğinin Suruç’taki patlama ile benzerlik gösterdiği yönünde olduğunu belirtiyor. Nitekim bombaların patlatıldığı cadde üzerinde yapılan incelemede, zeminde bir tahribat olmadığı

ve bombanın yerden yaklaşık 1 metre yukarıda vücuda bağlı olarak patlatıldığı görülmüştür”.

İHD'nin raporuna göre polis, olay yeri incelemesi başladığı esnada tepki gösteren göstericileri Arena Spor Salonu tarafında havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştırmış, göstericiler ise sloganlarla polise tepki göstermiştir.

Bakanlar Uzaklaşmak Zorunda Kaldı

Rapora göre olay yeri incelemesi devam ederken İçişleri, Sağlık ve Adalet Bakanları çok sayıda polis ile birlikte olay yerine gelmiş ve olay yeri inceleme ekiplerinin yanına gitmeye çalışmışlardır. Ancak Bakanlar, göstericilerin yoğun tepkisi üzerine olay yerinden hızla uzaklaşmışlar. İHD, refakat eden avukatların bile olay yerinde bulunmaları zorlukla sağlanırken, üç Bakanın çok sayıda polisle birlikte, ceset parçalarına dikkat etmeden özensizce olay yerine girmeleri ayrıca tepkiye sebep olduğunu belirtiyor.

Anmaya İzin Yok!

Raporda yer verilen diğer tespitler şöyle:

"11 Ekim 2015 Pazar günü sabah saatlerinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü İHD Genel Başkanı ve KESK Genel Başkanı tarafından aranarak yaşamını yitirenlerin anılması ve uğurlanması ile ilgili bilgi verilmiş ve engelleme yapılmaması istenmiştir. Ancak, Ankara Valisi ve Emniyet Müdürü Türkiye tarihinin en büyük saldırısı karşısında insani görevlerini yerine getirmeyerek ve duyarsızlıklarını sürdürerek, 10 Ekim günü olay sonrası ya da 11 Ekim sabahı emek ve meslek örgütleri başkanları ile diğer kurumların başkanlarını konuyla ilgili aramamış.

Pazar günü saat 10.00 civarında Ankara Garı önünün olay yeri incelemesi bahanesi ile her üç yönden polis tarafından kapatıldığı belirtilmiştir. Çıplak gözle yapılan gözlemde, olay yeri inceleme işlemlerinin sona erdiği, alanın yıkanarak temizlendiği ve çalışma yapılmadığı görülmüştür. Ankara polisi kurum temsilcilerini olay yerine yaklaştırmamış, Ulus istikametinden Atatürk spor salonuna ilerleyen caddede bulunan kurum temsilcileri ile göstericileri dağıtmak için biber gazı sıkarak ve plastik mermi kullanarak müdahalede bulunmuştur. Yine Sıhhiye tarafı ile Tandoğan tarafında bulunan ve Ankara garı önüne gitmek isteyen kurum temsilcileri vegöstericilere engel olunmuştur. Ancak 19 Mayıs Stadyumu önündeki grubun
tepkisi ve Başbakanın izin verdiğinin belirtilmesi üzerine gar önünde kısa bir anma yapılmıştır. Anma yapması engellenen kurum temsilcileri ve göstericiler yürüyerek Sıhhiye meydanına gelmiş ve göstericilerin sayısının birkaç bine ulaşması ile fiilen cadde araç trafiğine kapatılmıştır. Polis Kızılay istikametini TOMA’larla kapatmıştır”.

"Devlet, yaşam hakkı bakımından gerçekleşen ağır ihlali önleme görevini yapmamıştır"

İHD’nin hazırladığı raporun sonuç bölümünde ise devletin ihlallerine ve Derneğin taleplerine yer veriliyor. Bölüm şöyle:

“10 Ekim 2015 Ankara Emek, Demokrasi ve Barış Mitingi”nde yaşam hakkı ve toplanma özgürlüğü ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.

• Bilindiği gibi, AİHM’e göre devletlerin iki tür yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunlar negatif yükümlülük ve pozitif yükümlülüklerdir. Negatif yükümlülük ihlal etmeme yükümlülüğüdür. Pozitif yükümlülük ise önlem alma ve koruma yükümlülüğüdür.

• Devlet, yaşam hakkı bakımından gerçekleşen ağır ihlali önleme görevini yapmamıştır. 100’ü aşkın kişinin yaşamını yitirmesine neden olan bombaların patlatılmasını kamu görevlileri (asker, polis) veya devletin güvenlik ve istihbarat birimleriyle bağlantılı kişiler yapmamış olsa bile devletin pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, alması gereken istihbarat önlemlerini almamıştır. Devlet, istihbarat bilgilerini almış ve bu bilgileri önleme mevkiindeki birimlere sunmuş olsa bile, bu birimler görevlerini yerine getirmemiştir.

• Aynı şekilde, binlerce insanın Türkiye’nin çok çeşitli şehirlerinden Ankara’ya geleceği ve Ankara Tren Garı’nda toplanacağı ve saat 10.00’da yürüyüşün başlayacağı günler öncesinden bilindiği halde, devlet toplanma ve yürüyüşe geçme alanında (gar önü ve gara açılan yol güzergâhlarında) hiçbir önlem almamıştır.

• Benzer ihlaller Diyarbakır’da HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın konuşma yapacağı miting sırasında ve Suruç katliamının gerçekleştiği basın açıklaması olayında da yaşanmıştır. Onlarca insanın yaşamını yitirdiği bu olaylarda da devlet tutumu 10 Ekim katliamındaki gibiydi.

• Dolayısıyla, yaşam hakkı bakımından devletin bu tutumu kabul edilemez niteliktedir. Kamu otoriteleri yaşam hakkının korunması bakımından yeterli ve gerekli önlemleri almamıştır. İçişleri Bakanı, güvenlik önlemlerinin (ör: üst arama işlemlerinin) miting alanı için alındığını belirtmiş ve dolayısıyla da gar önü için önlem alınmadığını itiraf etmiştir.

• Aynı tutum, toplanma özgürlüğü ve bu konuya yaklaşım açısından da kendisini göstermektedir. İçişleri ile Adalet Bakanlıkları, Vali ve Emniyet Müdürlüğü, toplanma özgürlüğünün mitingin gerçekleştiği mekanla sınırlı olduğunu düşünmektedir. Halbuki, 2911 sayılı yasanın adında bile “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası” yazılıdır. Dolayısıyla, kamu otoritelerinin sorumlulukları, hem genel ilkeler hem de toplanma

özgürlüğünün niteliği bakımından yalnızca miting alanıyla sınırlı olamaz. Toplanma özgürlüğü konusunda pozitif yükümlülükler yerine getirilmemiştir.

• Kamu otoritelerinin dışında bir güç, yurttaşların toplanma özgürlüğünü şiddet kullanarak önlemiş ve buna karşın kamu otoritesi, hem yaşam hakkı ihlaline neden olan hem de toplanma özgürlüğünü engellemeyi amaçlayan eylemi önleyecek yeterli, gerekli ve etkin önlemleri almamıştır.

Bu nedenlerle;

1- Ankara Garı önündeki arkadaşlarımıza yönelik 2 canlı bomba saldırısı insanlığa karşı suç kapsamındadır. Bu katliamı gerçekleştirenleri, azmettirenleri ve görevini yapmayarak katliama sebebiyet verenleri lanetliyor ve kınıyoruz.

2- Başta İçişleri Bakanı olmak üzere, Ankara Valisi ve Emniyet Müdürü ile diğer ilgili sorumluları önleme görevini yerine getirmemeleri nedeni ile istifaya davet ediyor ve bu kişiler hakkında soruşturma açılmasını talep ediyoruz.

3- Ulusal yas ilanı kararına uymayan veya bu kararı göstermelik bir şekilde uygulayan ve ayrıca cenazeye saygı göstermeyerek anma toplantısı yapmamızı engelleyen Ankara Valisi ile Ankara Emniyet Müdürü hakkında bu suçlardan dolayı da etkili soruşturma açılmalıdır.

4- AİHM, Jordan /İngiltere davasında (2001) daha sonra “Jordan prensipleri “ olarak da anılacak olan 5 prensipten söz etmiştir. Bu prensiplere göre,

- Soruşturma makamları yaşam hakkı söz konusu olduğunda resen harekete geçmelidir.

- Bağımsız soruşturmacı olmalıdır.

- Olayla ilgili tüm bilgi, belge, rapor ve tüm kanıtlar usulüne uygun toplanmalıdır.

- Hemen harekete geçilmeli ve makul bir hızla soruşturma ilerlemelidir.

- Bu süreç –soruşturma ve kovuşturma süreçleri – kamusal denetime açık olmalıdır.

- Soruşturma bu ilkelere uygun yürütülmeli ve bu kapsamda yayın yasağı derhal kaldırılmalıdır.

5- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı etkili soruşturma (Jordan Prensipleri) yöntemleri kullanarak canlı bombaların kimliğini tespit etmeli, bu kişilerin ilişkili oldukları yapıları açığa çıkarıp katliamı tüm boyutları ile yargı önüne taşımalıdır.

7- Katliamın, siyasal ve sosyal sonuçları göz önüne alınarak her yönüyle aydınlatılması için TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.

İnsan Hakları Derneği yayımladığı bu raporun ilk gözlemlere dayalı olduğunu belirtti ve ilerleyen süreçte katliamda yaşamını yitirenlerin ve yaralananların da isimlerinin olduğu kapsamlı bir rapor yayımlayacağını duyurdu. "

Fotoğraflar Fahri Aksırt
Düzenleyen Ezgi Koman & Aydın Bodur

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış