Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

OSMANLICILIK

Cumhuriyetin ikinci yüz yılında, halen Osmanlı sevdalıları, geriyi, eskiyi, padişahlığı ve tek adam rejiminin hayallerini kurup, şeriatı kurma mücadelesi veriyorlar.

OSMANLICILIK

Türkiye, tek adam liderliğinde padişahlığa doğru ilerliyor.

Akp demokrasiyi bir amaç değil, tekçi ve otreiter bir yönetim için bir araç olarak kullanıyor. 

Demokrasi sandık, seçim, hukuk, yargı, adalet, eşitlik, özgürlük laflarıyla ballandırılıp,  demokrasi yargı eliyle katlediliyor. 

1950 yıllarından sonra, Menderes ile Türkiye Osmanlı hayali ve hayranlığı yaşayan sağcı iktidarlarca yönetildi. 

1950 yılından sonra çok partili sisteme geçişle: Osmanlıyı, halifeliği, padişahlığı savunanlar, siyasetin sağcı, milliyetçi, dinci kanadını oluşturdular.

Bu gün Osmanlıyı özleyen, Osmanlı güzellemesi yapan Osmanlı torunları olduklarını söyleyen bütün siyasi parti ve siyaset adamları, Türkiye sağının en derin tutucu, gerici sağcı ve dinci kanadını oluşturdular.

Osmanlıyı hayal edenler, sağcı, tekçi, şiddet sever, savaş naraları atan, ırkçı, mezhepçi, yabancı düşmanlığı yapıp şeyhülislamlığı, şeriatı, halifeliği savunan insanlar oldular.

Osmanlıyı tek idol olarak savunanlar: gerçekte Cumhuriyete, demokrasiye, çok partili sisteme karşıdırlar.

1980 öncesinde: MHP ve Ülkücüler,

Orta Okul ve Liselerin önüne gelip, yakalarına Atatürk rozeti takan solcu gençleri fena halde döverlerdi. Orta okulda ben iki kez Atatürk rozeti taktığımdan dayak yeyip, burnunu kırdılar. Seksen öncesinde, ülkücüler Atatürkü hiç sevmezlerdi. Onların gerçek liderleri: Selçuklu padişahları; Alparslan, Tuğrul, Osmanlı padişahları; Yavuz, Fatihti.

Aratürk, ülkücülerin hiç sevmediği liderdi.

MHP Osmanlının üç hilalini bayrak yaparak, Cumhuriyeti ve Laikliği değil, Osmanlı döneminin Şeyhülislamlığını kabul etmişti.

MHP nin bu çizgisi, ABD nin Türkiye milliyetçiliğine çizdiği İslam çizgisi idi. 

Cumhuriyeti, laikliği, özgürlükleri savunanlar ,

Türkiye solunun, sol, sosyalist, Sosyal Demokrat, devrimci kanadını oluşturdular. 

Osmanlıyı savunan sağcı kesim: ırkçı, dinci, mezhepçi, tarikatçı, milliyetçi, güce, paraya, mala, mülke, makama tapan insanlar oldular. Osmalı hayranlığı 1950 yılından sonra, dünyanın en büyük gücü Emperyalizmin, Amerikanın yerli işbirlikçisi, kulu, kölesi oldular.

Osmanlıcıların bütün siyasi tarzı, Amerikan çıkarlarını savunmak, vatan, millet, bayrak, din, iman göz boyacılığı ile, halkın dini ve milli duygularını en iyi şekilde sömürmek oldu. 

Cumhuriyetin dünden bu güne kadar gelen döneminde, geniş halk kitlelerin çıkarına olan bütün yasalar CHP ve sol iktidarlarında çıkarılmıştır.

Sendikaların kuruluşu, işçilerin örgütlenme hakkı, işçilerin, çalışanların kıdem tazminatı, ücretli yıllık izinleri, çalışan kadınların çıkarına olan bütün haklar, sol ve Chp döneminde çıkarılmıştır.

Eşitlik, özgürlüklerle ilgili bütün haklar CHP döneminde çıkarılmıştır.

Sağ iktidarlar döneminde: Grevler yasaklanmış, sağ iktidarlarca grev kırıcılığı yapılmıştır. 

Kadın ölümlerine karşı olan Uluslararası İstanbul  sözleşmesi, Akp, Mhp sağ iktidarında yürürlükten kaldırılmıştır.

Osmanlıcılar, kadınların iş hayatında olmalarına karşılar. Kadınlar evlerinden çıkmasın, okula gitmesin, kadın hiç bir yerde çalışmasın istiyorlar. 

Osmanlıcı, dinci, sağ iktidarların döneminde: Ülkenin bütün toprakları maden arama sahasına dönüştürüldü. Yabancı maden şirketleri, siyanürle Altın madeni aramasıyla, Anadolu toprakları, suları zehirlenip kirletilmiştir.

Kıyılar, ormanlar yağmalanıp, yandaşlara peşkeş çekilmiştir.

En güzel deniz kıyıları önce yakılarak, sonra yandaşlara kar kapısı açılacak oteller yaptırılmıştır.

Ülkemizin büyük bölümü deprem bölgesidir.

Akp, Mhp sağ iktidarı, yerel yönetimlerin elinden bütün denetim mekanizmalarını Beldiyelerden alarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı diye güdük bir Bakanlığa devretmiştir.

Bu bakanlık, bütün ülkenin alt yapısını, mimari durumunu kontrol edecek bir şekilde yeterli elemanları olan bir bakanlık değildir.

Bu bakanlık, depremde sağlıksız ve çürük yapıların yapılmasına  mani olacak derecede denetim yapacak güçte hiç değildir.

Bakanlık, konutların denetimini adeta engelleyip, çürük yapılara yol veren, rüşvet yerine dönüşmüştür.

Dere yataklarına, dağ diplerine yapılaşma izni vererek, depremde binlerce insanın ölümüne neden olan bakanlık ve tekçi siyasettir.

Üniversitelerde, bilimsel bilginin üretilmesi ve işletilmesi tamamen engellenmiştir.

Üniversiteleri bilim yerleri yerine, Osmanlının Medrese anlayışına uygun hale  getirmeyi hedefleyip, Üniversitelere kayyum atanmıştır. 

Bir imza ile Bilgi Üniversitesi kapatılıp, üç gün sonra tek adamın emri ile yeniden açılmıştır.

Kendi çocuklarını yiyen bir canavar misali: devlet kendi kamu kurumlarının ( Belediyelerin) iflas etmesi, batıp, zarar etmesi için çalışan bir devlet yapısı haline gelip, bu gün bu iktidar tamda böyle bir iktidar olmuştur.

Belediyelere her türlü yalan, iftira ve gizli tanık gibi uyduruk ve hiç bir gerçekçiliği olmayan, dördüncü kişilerin duyumlarıyla; duydum, görmüş, olmuş, öyle yapılmış gibi, tastiği olmayan laflar ve iftiralarla Belediye Başkanları ve Belediye çalılanları içeri atılmıştır.

Demokrat Parti, Menderes dönemindede, muhalefete (CHP) karşı düşmanca tavırlar izlendi.

Menderes hükümeti: İsmet İnönü için asker kaçağı ilan edildi. CHP nin güçlü olduğu illeri, İlçe yaptılar. Bu günde Akp, Mhp hükümeti, Chp için düşman hukuku uyguluyor. 

Karşı tarafı yani, muhalefeti düşman görmek, Muaviyenin İslam içinde çizdiği siyasi çizgidir.

Osmanlıyı savunan Türk siyasetçileri, İslamın Sünni, Muaviye siyasetini aynen uyguluyorlar.

Osmanlıcılık, Sünni İslamın siyasi anlayışını aynen tatbik etmesidir.

Muaviye siyasetinde, kendilerine karşı olan, muhalefeti: dinen, Allahın lanetlediği, Allahın, dinin, imanın düşmanları ilan etmesini, bu günün Osmanlı sevdalıları, kendi muhalefetine aynı düşman hukukunu izliyor.

Osmanlı sevdalıları: bütün dünyayı düşman ilan ediyorlar. Müslüman olmayan, Şiileri, Alevileri Müslümandan  saymayıp, Hıristiyan, Yahudi ve başka dinleri, düşman görüyorlar.

İslamın, Müslüman olmayan ülkelere karşı darül harp ilan etmeleri gibi bir durumdur.

Osmanlıcıların: yabancı düşmanlığı, savaş, şiddet çığırtkanlığı, başka dinden olan ülke ve milletleri düşman, gavur, kötü görme siyaseti devam ediyor.

Cumhuriyeti kuranlar Osmanlıyı yıkıp, çağdaş, modern, bilimsel, eşit yurttaşlık ilkesiyle bir hukuk devleti kurdular.

Cumhuriyetin ikinci yüz yılında, halen Osmanlı sevdalıları, geriyi, eskiyi, padişahlığı ve tek adam rejiminin hayallerini kurup, şeriatı kurma mücadelesi veriyorlar.

Yazar Yusuf Aydın

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış