Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Sanat Susarsa, Demokrasi de Susar

Bir toplumun özgürlüğünü anlamak istiyorsanız önce sanatına sonra adaleti ne kadar koruduğuna bakın….

Sanat Susarsa, Demokrasi de Susar

Bazen bir tiyatro sahnesi, bazen bir konser salonu, bazen de bir mizah gösterisi o toplumun en gerçek fotoğrafını çeker. Çünkü sanat; söylenemeyeni söylemenin, görünmeyeni görünür kılmanın ve hissedilemeyeni hissettirmenin en güçlü yollarından biridir.

İnsanlık tarihi boyunca sanat, yalnızca estetik bir üretim alanı olmamıştır. Aynı zamanda düşünmenin, sorgulamanın, itiraz etmenin ve umut etmenin dili olmuştur. Ressamlar tuvalleriyle, şairler dizeleriyle, müzisyenler notalarıyla, yazarlar kalemleriyle ve mizahçılar kahkahaların arasına sakladıkları cümlelerle toplumlara ayna tutmuştur.

Bu yüzden sanat sadece eğlendirmez; düşündürür. Sadece alkış toplamaz; vicdanı harekete geçirir.

Mizah ise sanatın belki de en cesur dallarından biridir. Çünkü mizah, güldürürken düşündürür. İnsanlar kahkaha atarken aslında kendi hayatlarını, yaşadıkları çelişkileri ve toplumdaki aksaklıkları fark ederler. İyi bir mizah gösterisinin sonunda insanlar yalnızca gülerek salondan ayrılmaz; zihinlerinde yeni sorularla evlerine dönerler.

İşte tam da bu nedenle sahneler özgür olmalıdır.

Sanatçının görevi herkesi memnun etmek değildir. Sanatçının görevi, gördüğünü anlatmak, hissettiğini paylaşmak ve toplumun üzerinde düşünmesi gereken meseleleri cesaretle ortaya koymaktır. Sanatın değeri de tam burada başlar.

Bir gün sanat susarsa demokrasi susar.

Bu yalnızca güçlü bir cümle değil, tarih boyunca defalarca doğrulanmış bir gerçektir. Çünkü sanatın sustuğu yerde farklı fikirler azalır. Farklı fikirlerin azaldığı yerde sorgulama biter. Sorgulamanın olmadığı yerde ise özgürlük giderek daralır.

Sahnede mizah susarsa, düşünceler susar.

Çünkü mizah sadece kahkaha değildir; toplumun nefes alma biçimidir. İnsanların konuşamadıklarını bazen bir espri anlatır. Yazılamayanları bazen bir stand-up gösterisi dile getirir. Bir toplumun ne kadar özgür olduğu, yalnızca yasalarına değil; sanatçılarının ne kadar özgür üretebildiğine de bakılarak anlaşılır.

Ressamlar renklerini sadece siyah yapsa dünya karanlığa boğulur.

Çünkü sanat, hayatın bütün renklerini içinde taşır. Acıyı da anlatır, umudu da… Sevinci de resmeder, hüznü de… Eğer sanat tek renge mahkûm edilirse, aslında insanın hayal gücü de tek renge mahkûm edilmiş olur.

Oysa toplumlar farklı seslerle, farklı renklerle ve farklı düşüncelerle gelişir. Sanatın gücü de tam burada yatar. Aynı sahnede birbirinden tamamen farklı insanlar oturabilir; farklı dünya görüşlerine sahip olabilirler. Ama iyi bir sanat eseri, hepsini ortak bir duyguda buluşturabilir. İşte sanatın birleştirici gücü budur.

Bugün bir mizah sanatçısını izlemeye gittiğimizde yalnızca birkaç saat eğlenmeye gitmeyiz. Aslında özgür düşüncenin sahnedeki yansımasına tanıklık ederiz. Çünkü mizah, toplumun nabzını tutar; korkmadan soru sorar, ezberleri bozar ve bazen tek bir cümleyle uzun tartışmaların kapısını aralar.

Sanatçıların alkıştan çok özgürlüğe ihtiyacı vardır. Çünkü gerçek sanat, özgürlük ortamında filizlenir. Baskının olduğu yerde korku büyür; korkunun büyüdüğü yerde ise üretim zayıflar. Oysa sanat cesaret ister. Cesaret de özgürlükle beslenir.

Demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi; konuşabilmektir, eleştirebilmektir, gülebilmektir, güldürebilmektir. Bir toplum kendiyle gülebiliyorsa, kendini geliştirebilecek olgunluğa da sahiptir.

Bu yüzden sanatı korumak; yalnızca sanatçıları değil, toplumun ortak vicdanını korumaktır.

Bir gün sanat sussa demokrasi susar.

Sahnede mizah sussa, düşünceler susar.

Ressamlar renklerini sadece siyah yapsa, dünya gerçekten karanlığa boğulur.

Dilerim ki hiçbir sahne sessiz kalmasın, hiçbir fırça renklerinden vazgeçmesin, hiçbir kalem korkudan yazmayı bırakmasın ve hiçbir kahkaha susturulmasın.

Çünkü sanatın nefes aldığı yerde umut da yaşamaya devam eder.

 

 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış