Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Normlar ve Optik Formlar: MEB Bursluluk Sınavı Kılavuzu Ayrımcı mıdır?

Sınav başlayıp tüm görevliler yerini aldığında, zihinlerinin ve bedenlerinin neler yaşadığı bilinmeyen binlerce öğrenci olacak. Normun dayattığı standart sınav karşısında, kimisi optik formun üzerindeki karmaşık desenlerin içinde kendi zihninin ritmini arayacak, kimisi kalabalıklar ve kitapçık desteleri içinde duyusal bir travma içine çekilecek, kimisi ise o salonun kapısından içeri hiç giremeyecek. Standart bir akademik değerlendirme vermekte zorlanan veya bu değerlendirmeyi veremeyecek öğrenciler için sınavın anlamı ne olacak? Bursluluk sınavları "fırsat eşitliği (!)" denilen ama sadece belirli bir bilişsel performansı sergileyebilenleri kapsarken, bunun dışında kalan her çocuk, devletin destek mekanizmaları açısından yokları oynayacak.

Normlar ve Optik Formlar: MEB Bursluluk Sınavı Kılavuzu Ayrımcı mıdır?

2026 Sınav Kılavuzu, nöroçeşitli öğrenciler için ne ima ediyor?

Sınav başlayıp tüm görevliler yerini aldığında, zihinlerinin ve bedenlerinin neler yaşadığı bilinmeyen binlerce öğrenci olacak. Normun dayattığı standart sınav karşısında, kimisi optik formun üzerindeki karmaşık desenlerin içinde kendi zihninin ritmini arayacak, kimisi kalabalıklar ve kitapçık desteleri içinde duyusal bir travma içine çekilecek, kimisi ise o salonun kapısından içeri hiç giremeyecek. Standart bir akademik değerlendirme vermekte zorlanan veya bu değerlendirmeyi veremeyecek öğrenciler için sınavın anlamı ne olacak?  Bursluluk sınavları "fırsat eşitliği (!)" denilen ama sadece belirli bir bilişsel performansı sergileyebilenleri kapsarken, bunun dışında kalan her çocuk, devletin destek mekanizmaları açısından yokları oynayacak.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir etkinlikte, "Yaptığımız şeylerin içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok. Millî Eğitim Bakanlığı'na yakışır biçimde, etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın bir arada yaşama arzusunu çocuklarımıza vermeye çalışıyoruz" sözleriyle kapsayıcılık vurgusu yaptı. Sayın Bakan’ın bu beyanı, her ne kadar teoride değerli görünse de eğitimdeki "eşitlik" ve "adalet" kavramları arasındaki o derin uçuruma yönelik şüpheleri gidermeye yeterli olmamış gözüküyor. Zira bu söylemin sahadaki karşılığını test eden en somut belgelerden biri olan İOKBS (İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Bursluluk Sınavı) Kılavuzu, maalesef kapsayıcılığın nerede bittiğini bize açıkça gösteriyor.

Dar gelirli ailelerin çocuklarına eğitim hayatları boyunca maddi destek sağlamayı amaçlayan bu merkezi sınav, yılda bir kez yapılıyor ve belirli gelirin altında ebeveynlere sahip öğrencilerin “sınav başarısını” tek kriter olarak kabul ediyor. 2026 Bursluluk Sınav Kılavuzu’nu, sağlamcılık (ableism) süzgecinden geçirdiğimizde, karşımıza çıkan hakiki tablo ise şu: Sistemi tek bir akademik kalıba sabitlemek, o kalıba uymayan tüm zihin yapıları için yapısal bir ayrımcılık anlamına gelir.

Dar Bir Çerçeve: Kılavuzun 7. Bölümü ve "Süre" Yanılsaması

Kılavuzun "Sınav Tedbir Hizmetleri" başlığını taşıyan 7. bölümü, özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere sunulan imkânları sıralıyor. Bakanlık burada okuyucu yardımı, kodlama desteği, tek kişilik salon ve -en dikkat çekici olanı- 20 dakikalık ek süre gibi düzenlemeler sunuyor. Ancak bu imkânlar, sadece sınav kağıdıyla etkileşime girebilen, standart sınav sistematiğine aşina ve sınırlı düzeyde desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler için kurgulanmış durumda. Ek süre ve kodlama desteği gibi tedbirler, belirli yetilerini kullanamayan öğrenciler için ise hiçbir şey ifade etmiyor. Sözel yetisi olmayan, zihinsel yetileri sınırlı olan veya çoklu engeli bulunan öğrenciler için herhangi bir alternatif değerlendirme yöntemini maalesef Kılavuz’da bulamıyoruz.

Oysa akademik dili işlemekte zorluk çeken, bir masada uzun süre oturamayan veya duyusal hassasiyetleri nedeniyle sınav ortamında var olamayan çocuklar için mesele bir "süre" sorunu değil, yöntemin bizzat kendisinin yarattığı bir engel. Sağlamcılık tam da budur: Sistemsel desteği, sadece "standart olana" en çok yaklaşabilenlere hak görmek ve geri kalan her durumu "ek süreyle yamalanması gereken bir hata" olarak kodlamak.

Kapının Ardındakiler: Hakikaten Hiç Onları Düşündünüz mü?

Özel eğitim uygulama okullarında, özel eğitim sınıflarında veya tipik sınıflarda kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim gören otizmli, Down sendromlu ya da çoklu engeli bulunan öğrenciler için “süre eklemek” bir çözüm değil, çünkü normun belirlediği standart sınav onların yaşam gerçekliğine ve gelişimsel süreçlerine hitap etmiyor. Dolayısıyla burs sistemi, nöroçeşitli öğrencilerin önemli bir kısmını dışarıda bırakıyor. İma edilen şey şu: Burs, yalnızca sınava uyum sağlayabilen öğrenciler için var; diğerleri her zamanki gibi sistemin dışında kalmalı.

Peki, ekonomik olarak en çok desteğe ihtiyaç duyan, özel eğitim maliyetleri altında ezilen ailelerin çocukları burs alabilmek için neden akademik bir performans sergilemek zorundalar? Burs, performans kanıtından ziyade, her bir öğrencinin, yetileri ne olursa olsun, bu toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteren sosyal devlet aracı olmalı değil midir?

Solak birine, sağ ele uygun makas kullanmasını dayatarak ondan ustaca terzilik yapmasını beklemek ne kadar yapısal bir engel ise, burs almanın tek yolunu "standart akademik sınav sonucu" olarak belirlemek de bu sınava girmesi mümkün olmayan ya da sınavın ortamıyla uyum sağlamayan binlerce çocuk için mutlak bir dışlanma ve ayrımcılık anlamına gelir. Bu nedenle 2026 MEB Sınav Kılavuzu, nöroçeşitli öğrenciler için destekleyici bir belge değil; tam tersine, sisteme dayalı ayrımcılığın göstergesi olarak okunmalıdır.

Çağrımız

Eğitimde adalet, "net sayısıyla" sağlanamayacağı gibi, öğrencilere verilecek maddi destekler akademik bir elemeye endekslenemez. Eğer bir öğrenci zihinsel veya fiziksel yetisi gereği standart bir yarışa dahil olamıyorsa, sistem onu "başarısız" ilan edip destek dışı bırakamaz. Aksine, bireyin özgün durumuna göre şekillenen hak temelli destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Amaç, öğrenciyi sınava uydurmak değil, sistemi öğrencinin ihtiyacına göre şekillendirmek olmalıdır.

Sorun bizatihi sınavın varlığı değil elbet, burs desteğinin tek ölçüt olarak standart bir sınavın sonucuna bağlanabilmesidir. Çok sayıda göstergenin birlikte esas alındığı bir burs sistemi yine uygulanabilir, ancak nöroçeşitli öğrenciler için ayrı bir “ihtiyaç temelli burs mekanizması” kurulmalıdır. Bu mekanizma, sınav performansına değil; ailesinin sosyoekonomik durumuna, özel eğitim maliyetlerine, öğretmen ve uzman raporlarına, bireysel gelişim planlarına dayanmalıdır. Böylece burs, bir yarış ödülü olmaktan çıkabilir ve her öğrencinin eşitlik hakkının somut bir karşılığına dönüşebilir.

Hakikaten eğitimde ayrıştırıcı bir şey olmadığını öne sürüyorsanız, bu acil çağrıyı dikkate alın ve ayrımcı MEB Bursluluk Sınav Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirin.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış