Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Şiddet Politiktir!

Bizler sevmeyi, sevilmeyi, sevgiyi çok yanlış anlayan jenerasyonun çocukları olarak büyüdük, “ sevdiğinden vurmuştur”, ‘’ hak etmiştir de ondan dövmüştür”, “vurduğu yerde gül açar’, “dövmeyen dizini döver” diyerek tokat atmayı, vurmayı, dövmeyi sevmek sanarak şiddeti normalleştirdik, şiddeti sevgi ya da uyarı olarak algıladık.

Şiddet Politiktir!

 

“Bir bebekten bir katil yaratan

Karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz”

Bu söz 19 Ocak 2007 günü genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi önünde katledilen Hrant Dink’in eşi Rakel Dink tarafından Hrant’ın cenazesinde söylendi.

Bizler sevmeyi, sevilmeyi, sevgiyi çok yanlış anlayan jenerasyonun çocukları olarak büyüdük, “ sevdiğinden vurmuştur”, ‘’ hak etmiştir de ondan dövmüştür”, “vurduğu yerde gül açar’, “dövmeyen dizini döver” diyerek tokat atmayı, vurmayı, dövmeyi sevmek sanarak şiddeti normalleştirdik, şiddeti sevgi ya da uyarı olarak algıladık.

Şiddet nesilden nesile dallanıp budaklanan toplumsal bir olgu ve döngüdür, çocuklukta öğretilir büyüdükçe devam eder, şiddet uygulayan kişi hastalıkla bahane edilmeye çalışılır “psikolojik sorunları olduğu için” denilerek şiddetin üzeri kapatılmaya çalışılır, şiddet psikolojik bir hastalık, sorun değildir, politik bir sorundur, çürümüş kapitalist düzenin sorunudur, toplumsal bir çöküştür, toplumsal bir krizdir, eşitsizlikler, yoksulluk, güvencesizlik, dışlanma, zorbalık, sömürü düzeni ,burjuva hegemonya, şiddetin normalleştirilmesi şiddetin ortaya çıkıp dallanıp budaklanmasına neden oluyor.

Şiddeti sadece “psikolojik sorunlar” üzerinden açıklayarak şiddetin buzdağın görünmeyen yüzünü görmekten kaçınmak oluyor, şiddetin kaynağını “psikolojik sorun” olarak irdeleyemeyiz, ekonomik kriz, eşitsizlik, yoksulluk, aile içi şiddet, kaygı, yalnızlık, kapitalist sistemin dayattığı rekabetçilik anlayışı şiddeti ve toplumsal çürümeyi besliyor .

Irkçı, cinsiyetçi, homofobik , militarist, gerici. şovenist dil ve söylemlerde şiddetin normalleştirilmesine neden oluyor,2000’li yıllarla birlikte yaygınlaşan mafya temalı diziler, filmler, oyunlar, şiddet içerikli rap şarkılar, çeteleşme, savaş kışkırtıcılığı, televizyon dizilerinde kadınların dövülüp aşağılanması, yok sayılması, ezilen halkların küçümsenmesi özellikle roman halklar “oynak’ denilerek aşağılanıyor, LGBTİ+lar “sapkın” denilerek yok sayılıyor, sosyal medyada şaka yoluyla kadınlarla ve halklarla dalga geçilmesi şiddeti besliyor.

Kadın cinayeti işlendiğinde erkek faili, bir hastanede hasta yakını doktoru, bir okulda öğrenci yada veli öğretmeni katlettiğinde, LGBTİ+lara dönük nefret cinayeti işlendiğinde, bir gazeteci sokak ortasında darp edilerek katledildiğinde sorunlu katledilen kişi oluyor, cinayeti işleyen kişi değil,  10 Ekim 2025 günü katledilen Hakan Tosun” un ilk duruşmasında Hakan’ı katleden failler “alkolikti, uyuşturucu kullanıyordu ondan öldürdük” diyerek şiddetin, cinayetin üzerini kapatmaya çalıştılar, Hrant Dink 2007 yılında katledildiğinde katili sevinçle karşılanmıştı, Hrant, ırkçı, militarist düşüncelerle katledildi, 2016 yılında trans aktivist Hande Kader homofobik düşüncelerle nefret cinayeti sonucu katledildi.

Burjuva kapitalist düzen şiddeti yaratarak korku, baskı, felaket iklimden yararlanır, kendisi gibi düşünmeyen toplumsal kesimleri “terörist” ilan ederek katleder, tutuklar.

Yazar Eylem Ceylan

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış